İyi ki varsın Millî Gazetem!

Abone Ol

HAKKIN ve haklının gür sesi olan Millî Gazete bugün itibariyle 41. hizmet yılını tamamlamış olup, yarın için 42. hizmet yılına başlayacaktır. Bir basın kuruluşu için uzun sayılan bir süre. Daha da önemlisi, bu süre içinde ilk günkü çizgi ve heyecanından kıl payı taviz vermemesi. Millî Gazete, bu özelliğiyle Türkiye nin yüz akıdır. Bu ülkenin kimlik ve değerleri istikametinde yayın yapması sebebiyle müstesna bir mevkidedir.

1969 da, milletimizin inancı, tarihi, özü, aslı olma özelliğini taşıyan Millî Görüş hareketi  başladı. Bu hak davayı kitlelere tanıtmayı amaçlayan Millî Gazetemiz ise 12 Ocak 1973 te yayın hayatına atıldı. Millî Gazete nin en büyük destekçisi Millî Görüş ün muhterem lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızdı. Günlük gazetelerin en üstüne Millî Gazete yi koydurur, ilk okuduğu da Millî Gazete olurdu.

Millî Gazete logosunda yer alan Hak geldi, bâtıl zâil oldu ilkesine sadık kaldı. Hep hakkı savundu; hep hakkı üstün tuttu. Mazlum ve mağdurların, ezilmiş ve horlanmışların yanında yer aldı. Zalimleri sevmedi; bir an olsun onlara meyletmedi.

Mazlum coğrafyanın bağrı yanık insanlarının acı ve feryatları en geniş ve gerçeğe uygun olarak Millî Gazete de yankı buldu. Sadece mazlumların sesi olmakla yetinmedi; onların dertleriyle dertlendi; problemlerine çözüm aradı.

Millî Gazetemiz hiçbir zaman gerçekleri yazmaktan korkmadı; hakikati gizlemedi; haksızlık karşısında susmadı. Baskı, yayınını durdurma, ekonomik sıkıntı gibi hiçbir engel onu hakikati haykırmaktan vazgeçiremedi.

Gücünü Hakk tan Aldı

Millî Gazete hak ve hakikati haykırırken hiçbir zaman tiraj kaygısına düşmedi. Tabiî oldu; olduğu gibi göründü. Gücünü Hakk tan aldı. Cenâb-ı Hakk da onun tesir gücünü artırdı; özgül ağırlığını yükseltti. Vicdan sahibi herkes bu gerçeği kabul ediyor.

Alman Akademisyen Dr. Ester Debus yüksek lisans tezini Millî Gazete üzerine yaptı. Millî Gazete yi anlatırken şu ifadeye yer verdi: Tirajı, onun pek de yaygın olmayan bir gazete olduğunu düşündürse de, oluşturduğu etki, satış rakamlarının ortaya koyduğundan daha güçlüdür.

Nice milyonluk mitinglerin tanıtımı yalnız Millî Gazete ile yapıldı. Türkiye de öyle bir basın anlayışı vardı ki, 50 kişinin katıldığı bir program âlâ-yı vâlâ edilip göklere çıkarılarak gazetelerde sayfalarca, ekranlarda saatlerce yer bulurken; hak ve hakikatin ortaya konması adına yapılan milyonluk mitingler, stadyumlardaki 50 bin kişilik fetih etkinlikleri görmezlikten geliniyordu. Millî Gazete yalnız kalmaktan, dışlanmaktan korkmadı; her zaman milletimizin değerlerinin yanında yer aldı.

Millî Gazete nin ayırt edici özelliği, milletimizin tarihinden süzülüp gelen görüşünü temsil eden Millî Görüş hareketinin kitlelere tanıtılması görevini üstlenmesiydi. Bu hareketi susturmak, hedefini saptırmak isteyenlere karşı siper oldu.

Millî Görüş partileri her genel kongrede istişare ederek tek liste ile seçime giriyordu. Lider Erbakan Hoca ya 16 Ocak 1998 de siyaset yasağı getirildi. Fazilet Partisi 7 Mayıs 1999 da genel kongreye gitti. İstişare ile Recai Kutan Bey genel başkanlığa aday gösterildi. Liderin yasaklı olmasını fırsat bilen Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, içlerinden Abdullah Gül ü aday göstererek 2. listeyi çıkardılar. İç ve dış basın, pek çok kurum el ele vermiş Abdullah Gül ü destekliyordu. Lider in işaret ettiği Recai Kutan ın basındaki tek destekçisi Millî Gazete idi. Gür sesiyle ölçülerimizi ortaya koydu. Sadakat ve vefakârlığın boş şeyler olmadığını hatırlattı. Sonuçta, ölçülerimiz korunarak Recai Kutan genel başkan seçildi. Partinin çizgisini değiştirmek isteyenlere fırsat verilmedi. Daha sonra halk, 2. listeyi çıkaranlar ve takipçilerinin kimlerle beraber hareket ettiklerini yakından gördü.

Ümmetin Gazetesi Oldu

Emperyalizmin en büyük oyunu, Müslümanları parçalar haline getirip yutmaktı. Onun için, ümmet birliği yerine ulus devletler oluşturdular. Onlara diledikleri gibi hükmetmeye başladılar. Millî Gazete bu oyunu fark etti; Müslümanlara ümmet birliği ni hatırlattı.

Yukarıda söz konusu ettiğimiz yüksek lisans tezinde Dr. Ester Debus, Millî Gazete nin mücadelesini anlatırken şunu söylüyordu: İslâm ın Türkiye de ve yurt dışında kaydettiği ilerlemeleri ve emperyalizm tarafından ezilen Müslümanların mücadelesini takip eder.

Bu yüzden, Afganistan, Keşmir, Filistin, Eritre, Bosna-Hersek, Irak, Sudan, Libya, Suriye, Mısır vb. yerlerde Müslümanların hakkı gasp edilirken en gür ses olarak hep Millî Gazete yi gördük. Onu hiçbiri geçemedi; bu konuda hep öncü oldu.

Daha 1 ay kadar önce, Bangladeş te Müslümanların ayağa kalkması, zulüm ve haksızlıkların sona ermesi için mücadele veren Şehit Abdülkadir Molla nın (k.s) da en önde gelen savunucusu Millî Gazete oldu. Bu büyük haksızlığı 1. sayfasına başka haber koymadan, hatta iç sayfalarda da geniş yer vererek 3 gün işledi; hakkı haykırma görevini sonuna kadar sürdürdü. Yerleri ve gökleri inletircesine Müslümanların haklarını savunduğundan dolayı Millî Gazete için ümmetin gazetesi diyenler oldu. Bu ses, İslâm dünyasında büyük yankı buldu.

Evet, Millî Gazetemiz 41 yıl Önce ahlâk ve mâneviyat bayrağını taşıdı. Başkalarının gündemine takılmadı; kendi gündemini oluşturdu. Erbakan Hoca nın emanetine sahip çıktı. Verdiği sözü tuttu; tuttuğu eli bırakmadı. İstikametini bozmadı.

42. hizmet yılına girerken, Erbakan Hoca yı rahmetle anıyor, Millî Gazete ye emeği geçen tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun, diyorum. Çalışan ve okuyucularından vefat edenlere Allah rahmetiyle muamele etsin.

Kardeş olmak ne büyük hazine! Hak ve haklının hizmetinde nice yıllar dileğiyle!

ŞAKİR TARIM