Gündem

İyi bakarsanız iyi görürsünüz

İyi bakarsanız iyi görürsünüz

Abone Ol

İnsan, İslam kardeşliğinin şuuruna varmadığı sürece kendi türüyle rekabetten vazgeçmiyor. Kardeşlik duygusu ortadan kalktığında, kişi karşısındaki insanın kusurlarını deşifre etmeye ve onu rakip olarak görmeye kalkıyor. Oysa dinimiz, din kardeşliğini ve hüsnü zan yapmayı tavsiye eder. Hüsnü Zan, başkaları hakkında olumlu düşünmektir. Yüce Rabbimiz Kur‘an‘da şöyle buyurur:

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakınınız. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını da araştırmayın..."

Rabbimiz sebepsiz yere insanları suçlamayı bunu ilişkilerine yansıtmayı yasaklıyor. İnsan iyi düşünürse iyilik bulur, kötü düşünen kötülük bulur. Hazreti Peygamber "Zandan kaçınınız, Zira zan, sözün en yalanıdır" . buyurur.

Bir gün İbni Mesud‘a birini getirdiler. Adamın sakalı ıslaktı. Bunun üzere "Baksana adamın sakalından şarap damlıyor, dediler. Bunun üzerine İbn_i Mesut şöyle dedi: "Ne biliyorsunuz, su olamaz mı? Hazreti Peygamber (sav) insanları kusurlarını araştırmak demek olan tecessüsü yasaklamıştır" buyurdu.

KARDEŞİNİZE İYİ NİYET BESLEYİN

Hazreti Peygamber, "zandan sakının. Zira şüphesiz zan sözün en yalan olanıdır" buyurmaktadır. Bu hadisi şerifte Hazreti Peygamber, müminlerin sûi zandan sakınmalarını tavsiye ediyor. Üzerinde hiçbir kötülük alameti görülmeyen bir kimseyi kötülükle töhmet altına almaya zan denir. Bu yersiz ve sebepsiz yere birini kötülemektir. Allah Teâlâ ayetinde müminleri bundan "Ey iman edenler, zandan çokça sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır " sakındırıyor ve uyarıda bulunuyor.

TEK BAŞINA HİCRET EDEN KADIN

Ümmü Gülsüm binti Ukbe, Hazreti Peygambere biat eden ve tek başına hicret eden bir hanımdı. O da diğer Müslümanlar gibi ağır işkencelere maruz kalmıştı ama inancından taviz vermemişti. Müşrikler dinden dönmesi için Ümmü Gülsüm Ukbeye en ağır işkenceleri yapmışlardı ama o asla inancından dönmemişti. Doğup büyüdüğü şehirde yaşıyordu ama mümin kardeşlerinden uzakta olduğundan kendini çok yalnız hissediyordu. Nihayet Allah nasip etti ve Müslümanların bulunduğu o kutlu şehre hicreti nasip oldu . Ama içinde bir korku vardı. Çünkü Hudeybiye anlaşması gereği, Mekkeden kaçı Medineye gelenler Mekkelilere geri veriliyordu. Müslüman olarak Efendimize sığınan, Ebe CEndel ile Ebu Basir bu anlaşma gereği geri iade edilmişti. O bundan endişe duyuyordu.

Ümmü Gülsüm binti Ukbe, Hazreti Peygambere şöyle yalvarmıştı:

"Ya Rasûlallah! Ben, dinim uğrunda hicret ederek sizin yanınıza geldim. Beni koruyun. Müşriklere geri vermeyin. Onlara iâde ederseniz, bana işkence ederler. Dinimden döndürmeye çalışırlar. Ben nihâyet bir kadınım. Bilirsiniz ki, kadınların hâli zayıfların hâline benzer" dedi. Hazreti Peygamber onu dinledi ve "Yüce Allah muhakkak kadınlar hakkındaki ahdi bozar, hükümsüz bırakır" buyurdu.

Efendimiz bu imanlı, fedakâr sahâbîsini bu sözleriyle rahatlattı. Rabbimiz de Habîbi‘nin isteğini tahakkuk ettirdi ve hanımların müşriklere geri verilemeyeceğini belirten âyet-i kerîmeyi nâzil buyurdu. Yeni nâzil olan bu ilâhî müjde imtihan edilen kadın mânâsına gelen Mümtehine sûresinin onuncu âyeti idi.

Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allahın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

İki Cihan Güneşi Efendimiz vahiy tamamlanınca bu müjdeli haberi Ümmü Gülsüm (r.anhâ)ya bildirdi. Artık bundan böyle müşriklerin arasından kaçıp gelen imanlı hanımlar Mekkeye geri verilmeyecekti. Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz ilâhî emir gereğince onu ve daha sonraki hanımları soruşturdu ve onun müminler arasında kalmasına karar verdi.

Ümmü Gülsüm Ukbe, Efendimizden sevindirici haberi almıştı. Artık kendisinin geri gönderilmeyeceğinden emindi. Henüz evli değildi, Efendimizle istişare edildi ve Ümmü Gülsüm Ukbe‘nin, zeyd İbni Harise ile evlenmesi uygun görüldü. Ancak kocası Zeyd Mute savaşında şehit düştü. Bu evlilikten Zeyd isminde bir oğulları ve Rukiyye adında bir kızları dünyaya geldi. Daha sonra da, Abdurrahman b. Avf ile evlendi ve bu evlilikten de İbrahim ve Hamid isminde iki oğulları dünyaya geldi. Ümmü Gülsüm Binti Ukbe, Efendimizin sohbetinden istifade eden bilgili ve imanlı bir hanımdı. Allah ondan razı olsun.

"Alerjik hastalıklar tedavi edilmezse kronikleşebilir‘‘

Bahar aylarında sıkça görülen alerjik hastalıklar uygun şekilde tedavi edilmediği takdirde kronikleşebilir‘‘

İstanbul Medipol Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Kunter, bahar aylarında sıkça görülen alerjik hastalıkların uygun şekilde tedavi edilmediği takdirde kronikleşebileceğini belirtti.Kunter, yaptığı yazılı açıklamada, baharda havaların çok değişken olması nedeniyle mikrobik bronşit, nezle ve gribal enfeksiyonlarda artış yaşandığını kaydetti. İlk bakışta bahar mevsiminde görülen bu tip enfeksiyon hastalıklarının alerjik hastalıklarla benzerlik gösterebildiğini ve karıştırılabildiğini bildiren Kunter, enfeksiyon hastalıklarının tedavisinde kullanılan ilaçların, alerjik hastalıklardan çok farklı olduğunu aktardı. Prof. Dr. Kunter, yanlış tanı, bir yandan gereksiz antibiyotik ve ağır ilaçların kullanımına yol açarken bir yandan da şikayetlerin uzamasına ve ağırlaşmasına neden olabildiğini belirterek, şunları kaydetti:  ‘‘Bahar aylarında sıkça görülen alerjik hastalıklar uygun şekilde tedavi edilmediği takdirde kronikleşebilir ve tedavisi daha güç hale gelebilir. Bu nedenle özellikle bahar mevsiminde ortaya çıkan inatçı öksürük, tekrarlayan hapşırıklar, burun akması veya tıkanıklığı, göz sulanması gibi şikayetlerin alerjik nedenlere bağlı olabileceği unutulmamalıdır.‘‘ Alerjik reaksiyonların genel olarak dört tip olduğunu belirten Kunter, günlük yaşantıda en sık karşılaşılan ve bahar aylarında yaygın olarak görülen ‘tip 1‘ alerjik reaksiyonun, meydana geldiği organa göre astım, alerjik nezle, alerjik göz nezlesi, ürtiker gibi hastalıkları ortaya çıkardığını kaydetti.