İttihat her alanda

Abone Ol

  Gücün dağılması paramparça olmak, izzetin, iktidarın ve inisiyatifin elden gitmesi; ittihat yokluğunun göstergesidir. Gücü oluşturan parametreler vardır. Birey de; kalp, kafa ve kas birlikteliği ve üretkenliği. Aile de; baba, anne ve aile bireylerinin dayanışması ve hedef birlikteliği. Toplumda; düşünce, eylem ve amaç birlikteliğinin ete kemiğe bürünmesidir.

Gücün devlet boyutundaki parametreleri ise; nüfus, toprak ve yeraltı ve yerüstü zenginlikleridir. Bu anlamda birkaç milyonluk nüfusa sahip adına devlet denilen şehirlerin (şehir devletçikleri), devlet olduğunu her hangi bir bilimsel disiplinin söylemesi mümkün değildir.

Avrupa da, Afrika da, Ortadoğu da (körfez ülkeleri) ve Balkanlarda; küresel güç olan devletlerin bir şehrinin nüfusu kadar dahi nüfusu olmayan ülkelerin; güç sahibi olduğunu söylemek; bilmem mizah konusu olduğunu söylemeye gerek var mıdır. Çünkü devlet; güçtür.

Müslümanların veya İslam ın gücünün göstergesi ise; bu dinin mensuplarının ittihadı her alanda bir vücudun organları gibi dayanışmalarıdır. İslam ın Müslümanları Ümmet kavramıyla tanımlaması; üzerinde düşünülmesi gereken sosyolojik bir olaydır. Bir arada örgütlü olarak yaşayan insan topluluğudur; ümmet. Bu anlamda Müslümanların ümmet kavramıyla nitelenmesi; ittihadın sosyolojik olarak adlandırılmasıdır.

Allah ın insanları kabile/kavimler halinde yaratması kavga, savaş, köleleştirme, yok sayma, yok etmek ve üstünlük taslamak için değil tanışmaları/bilişmeleri içindir yani; uhuvvet. Bu çerçevede Müslümanların ümmet algısını yitirip kavmiyetçi/kabileci bir konuma düşmeleri; Arabın Aceme, Türkün Kürde, bir başkasının diğerine üstünlük taslaması; Kur an ayetlerini ihlal anlamına gelmektedir.

İnsanlığın kavim ve kabileler halinde var olması sosyolojik anlamda hayat zıtlarla kaimdir tespiti çerçevesinde bir zorunluluktur. Farklılık dayanışmayı ve yardımlaşmayı beraberinde getirir; çatışmayı değil. Bir vücudun organları; el ve bacaklar, göz ve kulaklar farklı organlar çatışma ve üstünlük nedeni değil, bir bütünün parçalarıdır. Ve birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Birinin eksik olması diğer organları olumsuz etkilemesi ve tümün eksik olmasıdır.

İnsan onur ve güvenliğinin güç ile korunduğunu tarih söyler. Medeniyetler inşa etmiş ancak gücü elinden giden birçok asil topluluğun, ayak takımları tarafından yokluğa, yoksulluğa mahkûm edildiği tarihin eskimeyen sayfalarında yer alır. Tarih tekerrürden ibaret değildir ibret alınırsa. Ama yerinde sayanlar/duranlar için bozuk saat misali günde bir defa da olsa tekrardır.

İlahi kitabın yaklaşık 60 ayetinde ve nebevi sünnetin dilinde önemle kullanılan; ümmet kavramı Müslümanların sosyal hayatında varoluşsal bir değer taşımaktadır. Son 300 yıllık zaman dilimi bunu apaçık bir şekilde gözler önüne sermektedir. 21.yy.da İslam coğrafyasının hali sanırım bunu çok iyi anlatmaktadır.

Allah, tarih ve gerçekler müminlerden ümmet olmalarını istiyor. Hangi topluluk buna engel olur ya da bundan kaçınırsa veya bunun gereklerini yerine getirmezse zelil olmaktan kendini kurtaramaz. İşte Türkiye nin fotoğrafı bunu anlatıyor.

Türkiyeli Müslümanlar; akıllarını birleştirerek ortak akıl, sermayelerini birleştirerek ortak sermaye, emek ve iş gücünü bir araya getirerek ortak güç, siyasi çalışmalarda ittifak ederek siyasi bir güç olmak zorundadırlar. Olaylar karşısında ortak irade ve kolektif bir yapı oluşturmaları tarihi bir sorumluluktur.