İttifakın Nihai Başarısı

Abone Ol

Partilerin ittifaklara mecbur bırakıldığı bu sistemde değişimle birlikte nasıl bir durum ortaya çıkacağı şimdilik meçhul. Önümüzde bir yol haritası var, bir mutabakat sağlanmış durumda, yönetme biçimine dair somut veriler sunuluyor. Ancak nihayetinde yürütme olarak bir kişinin karar verme yetkisiyle karşı karşıya olacağız. Seçimlerde kısmen bir kadro, bir uzlaşı, bir birliktelik oylanıyor olsa da; sonuçta kazananın bir kişi olacağını unutmamamız gerekiyor. Verilen kararın sağlamasını bu kişinin seçim öncesinde benimsediği üslubunu, söylemlerini ve siyasi duruşunu bozup bozmadığına bakarak yapabiliriz.

Her ne kadar ittifakın temel hedeflerinden birisi güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş olarak ifade edilse de, Meclis aritmetiği buna müsaade etmeyebilir. Bu durumda mevcut sistemin el değiştirmesi siyasete nasıl bir değer katacağını belirleyecek olan seçilen kişiden başkası değildir. Bunlar ittifak görüşmeleri ve adayın belirlenme aşamalarında düşünülmüştür. Millet İttifakı’nın bu seçim sürecinde başarılı olması sonrasında yeni durumun nasıl izlemesi gerektiği gerçeğiyle karşı karşıya kalacağız.

Seçim sonrasında protokol gereği cumhurbaşkanlığı yardımcılığıyla ittifak partilerinin iktidar sürecine dâhil olacağını görüyoruz. Ama tek kişinin karar mekanizmalarında söz sahibi olacağı bir vasatta diğer partiler yönetimin bütünü üzerinde ne kadar söz sahibi olabilecekler. Önemli olan bu bence. Yani şunu demek istiyoruz; tek kişinin dışında kalan partiler belli bakanlıklar üzerinden mi iktidar sürecine dâhil olacaklar yoksa yönetim sürecinin bütünü üzerinde uzlaşıyla alınan kararlarla mı? Eğer belli bakanlıkların tahsis edilmesiyle bu katılımın sağlanabileceği düşünülüyorsa buradan geleceğe umutla bakmayı beklememeliyiz.

Millet İttifakı’nın temel misyonu olan uzlaşıya dayalı yönetim tarzı bu sürecin taşıyıcı gücü olacaktır/olmalıdır. Bu ülkenin on yıllardır aşamadığı kutuplaşma ve mahalle asabiyetini kırıp ortak bir değerler üzerinden ilk aşamada yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmenin imkânı elde edilebilir. Bu ittifakın içeriğini Yaşanabilir Türkiye ideali üzerinden okumamızda fayda var. Bunun için ilk etapta tahrip edilen kurumların yeniden imarı, ekonominin sürdürülebilir olacak şekilde yeniden ele alınması ve hukukun yeniden kimliğine kavuşturulması gerekiyor. Burada tüm paydaşların siyasi kimliklerin dayatmalarını bir kenara bırakarak ülkenin kronikleşmiş temel meselelerine odaklanması isabetli olandır. 

Millet İttifakı’nın seçimden sonraki süreçteki muhtemel başarısının sırrını uzlaşı kültürünü içselleştirecek ahlaki olgunluğun tüm paydaşlarca sergilenmesinde aramalıyız. Çünkü ittifakın temel meselelere ancak bu şekilde odaklanma şansı var. Bu sistem, bu uzlaşının muntazam bir şekilde devam etmesini sağlayacak kurumsal bir denetim mekanizmasına sahip değil. Aslında bu durum seçim sonucuna yönelik tek endişe kaynağı gibi gözüküyor. Fakat seçim öncesinde ittifakın temel ilkeler üzerinde anlaşmaya yönelik çabalar ve ittifakın kurumsallaşması için gösterilen gayretler bu endişeyi azaltmaktadır.

Sonuçta idealleri ve endişeleriyle önümüzde bir süreç var. Bu sürecin başarıyla sonuçlanması hepimizin faydasınadır. Bunun için her paydaşın seçim öncesinde ve sonrasında itidali kaybetmeden hareket etmesi önemlidir.