Bismillâhirrahmanirrahîm;
SİYASİ partiler hükümet olmak için kurulur. Bu sonuç, tek başına ya da diğer bazı partilerle bir araya gelerek gerçekleşir. Parlamenter sistemde önce seçimler yapılır; seçim sonrası cumhurbaşkanı, en çok oy alan siyasi partinin genel başkanına hükümeti kurma görevini verir; o da uygun olan siyasi partilerle görüşerek koalisyon hükümetini oluştururdu. Başkanlık sistemine geçince, partiler önceden ittifak oluşturuyor; yüzde 50+1 oy alan ittifak, hükümeti kurma yetkisini kazanmış oluyor.
“İttifak” veya “koalisyon” usulüyle, çoğunluğu oluşturan taraf hükümeti kuruyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bir partinin tek başına hükümet kurabilmesi oldukça zorlaştı. Sistem hükümeti kurmak için yüzde 50+1 oy alma kuralını getiriyor. Türkiye’nin en büyük ittifaklarından Cumhur ve Millet ittifakları 6’şar partiden oluşuyor. İttifakta yer almadan, bir ittifaka destek veren partiler de bulunabiliyor.
İttifak veya koalisyonlar sistemin şartları içinde birden çok partiden oluşuyor. Sözgelimi, 6 parti olarak temsil edilen ittifaktaki 6 partinin ayrı ayrı tüzük, genel başkan ve yöneticileri var. Problemlerin çözümünde farklı görüşlere sahipler! Sistemin getirdiği şartlar içinde ortak noktalarda uzlaşarak hükümet programına esas olan mutabakat metinleri oluşturuyorlar. Bu metin, bir partinin değil; ittifakın ortak çalışma metnidir.
Millet İttifakı’nı da böyle değerlendirmeliyiz. Meselâ bu metin, “ Saadet Partisi’nin Seçim Beyannamesi” olarak değerlendirilemez. Diğer partiler için de durum aynıdır.
CHP-MSP KOALİSYONU
ERBAKAN Hoca, yabancı sermaye karşısında, Anadolu sermayesini güçlendirmek için Türkiye Odalar Birliği’ne (TOB) seçilmişti (Mayıs 1969). Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel bundan rahatsız oldu. Erbakan’ı polis gözetiminde TOB başkanlığından aldı. Bu, hukuki olmayan siyasi bir karardı. Erbakan Hoca siyasetin gücünü fark etti. 14 Ekim 1969 genel seçimlerinde aday oldu. Konya Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Önce MNP’yi; o kapatılınca MSP’yi kurdu.
MSP, 14 Ekim 1973 seçimlerinde 48 milletvekili çıkardı. CHP yüzde 33, AP yüzde 29 oy aldı. Şer odaklar MSP’li hükümet istemiyordu. AP, “Millet bize muhalefet görevi verdi” diyerek köşesine çekildi. Şartlar CHP’nin MSP ile hükümet kurmasını zorunlu hale getirdi. Ecevit’in Başbakan; Erbakan’ın Başbakan Yardımcısı olduğu “koalisyon hükümeti” kuruldu. Erbakan’ın TOB deneyimi ülkeye hizmet için “hükümette olma zorunluluğu”nu öğretti.
CHP ve MSP çok farklı siyasi anlayışta olmasına rağmen, Erbakan ve Ecevit Türkiye’nin çıkarı için beraber olmayı başardı. Manevi-maddi hizmetlere imza attılar. Kıbrıs’ta yıllardır süren zulmü durdurmak için Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yaptılar. ABD’nin Türkiye’deki üslerini kapattılar. Millîliği esas alan icraatlar yapıldı.
Türkiye her alanda kriz yaşarken, 6 siyasi parti problemleri çözmek için “büyük uzlaşı” sağladı. CHP-MSP Koalisyonu örneğinden faydalandılar. Millet İttifakı’nı kurdular. Temel Karamollaoğlu, “Yeni bir gelecek inşa etmeye hazır mısınız?” derken; Kemal Kılıçdaroğlu, “Ahlâkın ve adaletin iktidarını kuracağız” diyordu.
HALK ŞUURLU OLMALI
14 Mayıs seçimlerine giderken nice ayak oyunlarına şahit oluyoruz. Nice politikacı sorumsuzca ağzına geleni söylüyor. Koltuk hırsı onları öylesine kör etmiş ki! Bir dediği diğerini tutmayan politikacılar… Yetimin hakkına göz dikenler… 5-10 maaş aldığı söylenen bürokratlar… Afet zamanında evleri yıkılanların hakkı olan Kızılay çadırlarını, vatandaşlarımız kışın sert soğuğunda enkaz altında acı çekerken, başkasına “satan” vicdansızlar…
Kamu görevleri emanettir. Garibanın hakkına göz dikenleri unutmayınız! 25 asır önce yaşamış bilgelerden Eflâtun, “Devlet” adlı kitabında anlatır: “Devleti yönetenler ve savaşçı askerler mal mülk edinmemelidir. Aksi halde, devleti korumak yerine kendi mal ve mülklerini korumaya öncelik verirler.”
Dünyada misafiriz. Mülkün ezeli ve ebedi sahibi Allah’tır. Kendinde güç vehmedenler her kötülüğü yapabilir. Erbakan Hoca, başbakan iken bile, “Kudret kuvvet sahibi ancak Cenab-ı Hak’tır” sözünü dilinden düşürmedi. Sömürgeci güçler Millî Görüş hareketini yok etmek için insanın bu zaafından faydalandı. İşbirlikçiler veya aldatılmışlar sömürgecilere alet olabiliyor. Bu konuda “seçmen şuuru” gerekiyor.
Millî Görüş kadroları 26 yıldır hükümette, 21 senedir etkili olarak TBMM’de temsil edilmiyor. Başımıza gelenler ve halkın çektikleri hep bu yüzden! Bu süreçte hükümette, “Hayra motor, şerre fren” olacak kadrolar yer almadı. Öyle büyük tahribatlar yapıldı ki! Şimdi, Saadet Partisi olarak “cumhurbaşkanı yardımcısı” olacağımız bir kapı aralandı. Seçimlerde bu fırsatı çok iyi değerlendirmek zorundayız.