İsveç’in NATO Üyeliği ve F-16 Satışı

Abone Ol

Dilimizde birtakım ilgisiz değerlendirmeler karşısında kullandığımız, “Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı” deyimi vardır. ABD ile yıllar önce yapılan bir anlaşma gereği Türkiye, F-35 uçaklarının yapımında rol üstlendi. Aradan zaman geçti, üretim tamamlandı ve Türkiye, hem ortaklık sebebiyle hem de parasını ödediğimiz savaş uçaklarını ABD ülkemize teslim etmedi. Türkiye, bunun üzerine yeni arayışlara girdi ve Rusya’dan S-400 füzeleri satın aldı. ABD, F-35 savaş uçaklarını vermeyişine gerekçe olarak S-400’leri almamızı bahane olarak kullanmaya başladı. Bunun için de S-400’lerin NATO sistemine uyumlu olmadığı iddiaları dillendirildi. Kısacası, Türkiye’nin Rusya’dan füze sistemi satın alması yeni bir ambargoyu gündeme getirdi.

Bu tartışmalar devam ederken gündeme F-35’lerı satmayışının gerekçesi olarak Türkiye, Rusya’dan S-400 füzeleri satın aldığı için cezalandırılırken, aynı füzelerin S-300 tipinin Yunanistan’da bulunduğu, ancak bunun ABD için bir sakınca oluşturmadığı haberleri de medyaya yansımaya başladı. Bu arada Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya üyeliği gündeme geldi. Türkiye’nin bu iki ülkenin üyeliğine vize vermesi gerekiyordu. Bir araya gelindi, üç ülke aralarında bir anlaşmaya vardılar. Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine vize vermesinin şartı olarak ülkelerinde teröristleri Türkiye’ye teslim etmeleri maddesi vardı. Ne var ki Finlandiya, Türkiye’nin istekleri doğrultusunda bazı adımlar atmasına karşılık İsveç’te bir anda teröristler meydanlarda ülkemiz aleyhine gösteri yapmaya, bunun da ötesinde İsveç emniyet güçlerinin desteği ile kutsal kitabımıza yönelik yakmak ve yırtmak gibi eylemler sahnelediler. Kısacası, bırakın varılan anlaşmaya uygun davranmayı, adeta tehdidi andıran bir tavır sergilediler.

Tüm bunlar Türkiye ile İsveç arasındaki ortaya çıkan sorunlar olarak görülürken bu defa devreye ABD girdi ve ABD’den İsveç’e NATO vizesi dayatması geldi. Hem de F-35 uçaklarının satışı Türkiye’nin bu şartı yerine getirmesine bağlandı. İki konunun birbiriyle hiçbir ilgisi yok görünürken meğer İsveç’in NATO üyeliği ABD’yi çok yakından ilgilendiriyormuş. Bu ilginin sebebi NATO ise Türkiye’de uzun yıllardan beri NATO’nun üyesi ve Türkiye bu örgüte kabulünü sağlamak için Kore’ye asker gönderdi. Öyle anlaşılıyor ki İsveç’in yanında yer alan ABD bu hususta parasını verdiğimiz uçakları satmamak gibi bir dayatmayı gündeme getiriyor. Gerçi geçtiğimiz aylarda ABD ile aramızdaki F-35 satışında ortaya çıkan sorunun bir diğer sebebi de ABD F-35 uçaklarını Türkiye’ye şartlı olarak satacağını bildirmiş. Yani nerede kimlere karşı kullanıp kullanamayacağımızı ABD belirleyecekmiş. Böyle bir şart, bırakın ambargo olarak nitelendirilmesini tam bir dayatma ve küstahlık örneğidir. Ürettiğin bir uçağı satmayabilirsin ama sattıktan sonra nerede, kimlere karşı kullanıp kullanılamayacağını belirleyemezsin.

Bu arada İsveç’in küstah tavırları sebebiyle vizeyi askıya alan Türkiye’nin yanında olunması gerekirken benim inancıma saldıran, ülkesinde teröristlere destek veren bir ülkenin NATO üyeliğini sağlamak için böyle bir dayatma sergilenmesi ister istemez yaşadığımız dünyada son sözü söyleme alışkanlığı sebebiyle küstahlıklar sınır tanımaz bir noktaya gelmiş bulunuyor. Belli ki İsveç’in Haçlılardan oluşu, Türkiye’nin Müslümanlığı sebebiyle ABD, Haçlıların yanında yer almayı zorunlu görüyor. Kısacası, olay sadece bir uçak satışından ibaret değil, yüz yıllardan beri devam eden Haçlı zihniyetinin İslam düşmanlığının bir başka boyutta ortaya çıkmasından ibaret. Böyle olunca sanıyorum bizim de yeryüzünde yeni bir dengenin oluşması için harekete geçmemiz ve bu arada NATO’yu sorgulamamız gerekiyor.