Gündem

İstismar ediyorlar

İstismar ediyorlar

Abone Ol

Gençlik dönemi bazı zorlukları da beraberinde getiriyor.

Ergenlere yönelik sorunların dile getirilmesi ve bu konuda sadece ebeveynlerin suçlanması gençlerin kendilerini görmelerini engelliyor. Hatalarını göremeyen gençler, "nasıl olsa ergenim, hata yapma hakkım var" diye düşünerek eylemlerini meşru göstermeye çalışıyorlar ve büyüklerin sevgisini istismar edebiliyorlar. Gençler şunu bilmelidirler ki, kendileri ergenlikle beraber yaptıkları bütün eylemlerinden sorumludurlar. Bu nedenle arzu ve isteklerinin tatmini için, insanların hoşgörülerini kullanmamalı ve sorumlu bir birey olduklarını unutmamalıdırlar.

İki duygu arasında gidip gelirler

Gençler iki duygu arasında gidip gelirler. Ne baskıya rıza gösterirler ne de başıboş bırakılmak isterler. Ne sürekli eleştirilmekten ne de aşırı pohpohlanmaktan hoşlanırlar. Ailenin desteğine, ilgisine ihtiyaçları vardır ancak bir yandan da bağımsızlaşmak isterler. Bu dönem aileler gençle sağlıklı ilişkiler kurduklarında onun kimliğini sağlıklı bir şekilde kazanmasına yardımcı olurlar. Araştırmalara göre, ferdin, sevgi ve şefkat gibi değerlerle mücehhez, mutlu, kendini ifade edebilen ve özerklik duygusuna sahip bir benlik duygusu inşa edebilmesi için dini ve milli değerlerin gölgesinde yer alması gerekir. Bu değerlerin şemsiyesinde yaşayan gençler stresten uzak kalabilmekte ve çevrelerindeki insanlarla pozitif ilişkiler kurmaktadırlar

Gençler, haz odaklı bir hayat tarzına eğilim gösterebiliyorlar ancak haramda hiçbir zaman huzur yoktur ve yaşananlar umutsuzluk ve mutsuzluk olarak kendilerine geri dönecektir. Bu nedenle gençlerimiz, iman şuuruyla hareket etmeli ve haramlardan uzak bir hayat yaşamalıdırlar. Efendimiz "Ölümden önce hayatın, yaşlılıktan önce gençliğin, çok işten önce boş zamanın değerini biliniz" buyurmaktadır.

Vazifelerini yapıyorlar mı?

Gençlik toplumun müşterek değerleridir. Bu nedenle gençliğin sorunlarını sadece ailenin üzerine yıkamayız. Bu konuda ister sivil kurum ve kuruluşlar olsun ister eğitimciler olsun ister bireyler olsun herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Bunun için, öncelikle gençlerin problemlerini tespit etmek ve sorunu gençlerle işbirliği yaparak çözmek gerekir. Bir toplumun gençliği talan olmuş, değerlerinden uzaklaşmış ve başkalaşmışsa o toplumun kalkınması mümkün değildir. Yani, toplumun maddi ve manevi kalkınması gençlerin sorunlarının ortadan kalkmasıyla mümkün olur. Bir toplumun geleceğini yok etmenin en kestirme yolu ise, gençliği dejenere etmektir.

Bilindiği üzere ictimai meselelerinin sebebi ve çözüm noktaları başka bir ictimai hadisenin içinde yatar. Bu anlamda, çözüm yollarına ulaşmak ve sorunları ortadan kaldırmak ise o toplumun duyarlı insanlarına düşer. Efendimiz "Çocuklarınıza güzel davranıp iyilik ve ikramda bulununuz, onları en güzel şekilde terbiye ediniz" buyurmuştur. Bu konuda her zaman gençlerden bir şeyler bekleyen büyükler acaba gençlere karşı vazifelerini yerine getiriyorlar mı? Gencin içinde yaşadığı toplum, maddi ve manevi olarak onun gelişmesine uygun mu? Büyükler onlar için nasıl bir dünya kurdular? Gençliğin yetişmesinde büyük önem arz eden plan ve projeler onların hayatlarını değiştirecek nitelikte mi? Gençlerin yapılarına uygun faaliyetler, etkinlikler, sosyal aktiviteler tesis edilmiş mi? Aileler çocuklarına vakit ayırabiliyor mu? Büyükler gençlerin hatalarını yüzlerine vurmak yerine onlarla arkadaş olabiliyor mu? Sohbet edebiliyor mu?

Gençliğin başarılı olması için

Gençlerle ilgili sorunları dile getirirken büyüklerin öncelikle kendilerine bu soruları sormaları gerekir. Zira, büyükler gençleri hayata hazırlayacak, geleceği onların ellerine teslim edecekler. Sürekli eleştirilen, sürekli aşağılanan, sadece söyleneni yapan bir gençliğin ne kadar başarılı olabileceğini kendisine bırakılan mirasa ne kadar sahip çıkabileceğini hesaba katmak gerekir. Unutmayalım istikbal ancak ve ancak özgüveni yüksek, maddi ve manevi olarak donanımlı nesillerin omuzlarında yükselebilir.

Gençlik döneminde, kişiliğin binası oluşturulmakta ve birey kimliğini tanımlamaktadır. Yani, fikri, zihni, hissi sahalarda ve ictimai münasebetlerinde kim olduğunu hissetmekte ve kendini yaşadığı toplumun bir parçası olarak görmektedir. Bu süreç sanıldığı kadar kolay değildir. Geçiş döneminde genç, hayallerin tutkuların, idealizmin ve akran gruplarının değerler sisteminin etkisinde kalsa da bu yoğun karmaşa içinde kendinin farklı bir birey olduğunu hissetmektedir. Topluma kendini ispatlamak durumundadır, bunun için ileriye doğru attığı adımların engellenmesinden hoşlanmaz.

Genç, aileyle sağlıklı ilişkiler kuramadığında, kim olduğunu, neye inanıp neye değer verdiğini bilmeyen, hayattan neler beklediğini kestiremeyen kimliğini oluşturmakta zorlanan bir nesil ortaya çıkıyor.

Gençleri zorlayan sorunlardan biri de yeteneklerine uygun meslek seçememeleridir. Bu süreçte genç, kimliğini bulmaya çalışmakta ve kendini tanıma sürecinden geçmektedir. Dolayısıyla, yeteneğine uygun bir meslek seçmek yerine çoğu zaman popüler olanı tercih etmektedir. Bu durum ileriki yıllarda sorun olarak ortaya çıkabilir. Zaman içinde ergenlik dönemiyle ilgili sorunları geride bırakan genç, artık erişkin bir birey olarak hayatına devam ekmektedir. Bu dönem yaptığı işin, yeteneklerine uygun olmadığını ve buna bağlı olarak başarısının düştüğünü fark etmektedir. Ama yeni bir meslek edinmek için artık geç olmuştur...