Nesillerimiz arasında o kadar dil ve kavram kopukluğu meydana getirildi ki; gençlerimizin çoğu şu iki önemli kelimeyi dahi anlamaz oldu. Yazılarımızda veya konuşmalarımızda kullandığımız zaman anlayan çok az oluyor, üzülüyoruz. Hatırlatalım “istikraz” borçlanma anlamında bir kelime olup bilhassa devletin iç ve dış borçlanmasını ifade eder. Bu borçlanmalar karşılığında verilen belgelere de halen “istikraz senedi” denilmektedir. “İnkıraz” ise çöküş, mahvoluş anlamında kullanılır. Ama bu karşılıklar bu iki kelimeyi anlam olarak tam karşılayamıyor maalesef. Şimdi gelelim demek istediklerimize.
Geçenlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gerçeği ilk defa olarak açıkladı. Şöyle ki:
“Dost ülkeler gerekli desteklerini sağ olsun veriyorlar. Onlardan borç alarak Merkez Bankamızı güçlendiriyoruz.”
Bu basit gibi gözüken cümle birçok olumsuzluğun itirafıdır.
Önce Merkez Bankası rezervlerinin güçsüz ve ihtiyacı karşılayamayacak durumda olduğunun itirafıdır. Bu zamana kadar ekonomistlerin ve Millî Görüş’ün bu yöndeki açıklamalarını bazen şiddetle, bazen de hiddetle yalanlıyorlardı. Şimdi itiraf ediyor ki, maliyemiz büyük bir zaafın içinde.
Bu sözler, kendi öz kaynaklarımız yetersiz, hazinemizi güçlendirmeye yetmiyor. Çünkü üretimimiz çok azaldı, gerçeğinin itirafıdır aynı zamanda.
Sonra artık uluslararası para piyasasından borç alma imkânlarımız çok kısıtlı. Borçlanma puanlarımız düşük, borç ve faiz geri ödemelerinde sıkıntılarımız var. Dış ticaret açığımız borç ödemelerimizi yapmamızı imkânsız hale getiriyor. Bir anlamı da bu.
Önemli bir anlamı da şudur. Bize ancak dost ülkeler borç veriyor. Kendisinin sık sık tekrarladığı bir cümleyi hatırlarsak şöyle diyordu: “Devletlerin dostları veya düşmanları yok, menfaatleri vardır.” Demek ki “dost ülkeler” tabiri zevahiri kurtarmak için söylenmiş. Dost dediği ülkeler, verdikleri borç paraları, dostluklarından dolayı değil, menfaatlerinden dolayı veriyorlar. Kim bu ülkeler? Tahmin etmek zor değil ki. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Rusya, Suudi Arabistan, Çin vs... Allah aşkına söyleyin; hadi itiraz edecekler çıkabilir diye Katar’ı hariç tutalım, diğer saydığımız ülkelerle biz ne zaman dost olduk? Daha kısa süre önce bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dili ile, bu ülkelere veryansın edilmiyor muydu? Kimisi Osmanlı düşmanlığından, kimisi 15 Temmuz darbe girişimine verdikleri destekten, kimine askerlerimizi toplu olarak şehit etmelerinden veya başka sebeplerden dolayı neler söylemedi, neler yazdırmadı ki yandaş köşelerinde? Devletimiz ya da Cumhurbaşkanı ne zamandan beri bu devletlerle dost oldu? Bu devletler söylendiği gibi dost devlet adı altında hazinemize borç verip bizi güçlendirmeye hevesli midirler? Hayır. Tam tersine menfaat elde etmek için borç vermektedirler. Ne gibi menfaatleri var diye bir soru sorulacak olursa, işte orada durmak lazım. Çünkü bu konu neredeyse devlet sırrı gibi saklanıyor.
Söylenmiyor. Söylenmese de etrafımıza dikkatli gözlerle baktığımızda, başta savunma sanayiimizin en güzide tesislerinin doğrudan veya dolaylı olarak bu sayılan devletlerin eline geçtiğini görebiliyoruz. Yaygın söylentilere göre, ülkemizin en güzide stratejik, tarihi veya turistik gayrimenkul değerlerinin, bu devletlerin veya onların gösterdikleri şahısların eline geçtiğini tahmin ediyoruz. Kimisi ise yapım aşamasında olan nükleer tesislerimizin mülkiyeti ile oynayarak yarınlar için bizi büyük risklerin altına ittiğini öğreniyoruz.
En acılarından birisi de, Amerika ve Batı finans çevrelerinden borç bulabilmek uğruna; İsrail ile zoraki normalleşme şartlarını yerine getirebilmek için, şuurlu insanlarımızın gözlerini fal taşı gibi açtıran temasların, normalmiş gibi her gün daha ileri giderek icra edilmesi. Mesela İsrail ile normalleşilmesi hazmedilememişken Yahudi kongre başkanı ve diğer lobi temsilcileri ile basına kapalı gizli görüşmelerde, 21 sene önce söz verdiği gibi Büyük İsrail ile ilgili tavizlerin verilmesi ihtimalinin belirmesi.
Söz uzadı.
AKP iktidarı kendi yanlış ekonomik politikaları ile 20 yıldır maliyemizi namerde muhtaç hale getirdikten sonra, “istikraz” yollarını açabilmek uğruna “inkıraz” yollarını mı açıyor?
Diken üstündeyiz!
DÜŞMAN-DOST
İki yüzlü ile dost olma der tarih,
İşte kol kola girdi senin defolun!
Bu gidişle münkariz oluruz, sarih,
Bizi rahat bırakın, artık def’olun!