İstiklâl Marşındaki Irk Kavramı ve HDPnin Tutumu

Abone Ol

TBMM’nin son oturumunda İstiklâl Marşı okunurken HDP’li milletvekillerinin protesto ederek ayağa kalkmamaları üzerine alabildiğine ağır eleştiriler getiriliyor. HDP’lilerin ayağa kalkmayış nedeni İstiklal Marşı’ndaki Türk ırkı ile ilgili yaklaşımları. Aslında bu HDP gibi bir ırkçı bir parti yöneticilerinin yadırganası tutumları. Bu siyasal hareket tamamen ırkî bir temel üzerinedir. Onların böylesi bir konuda tartışma oluşturması asıl yadırganası bir durum.

Kaldı biz İstiklâl Marşı’nın putlaştırılması ve kutsanır olmasına öteden beri itiraz ediyoruz. Bunların itirazı farklı. İstiklâl Marşı’nın ırkî yani Türkçü bir eksende olduğuna itirazımız var.

Âkif Duruşlu Âsım adlı eserimizde konuyla ilgili bir makalemiz var. Konuyu çok da uzatmadan oradan bazı alıntılarla konuya açıklık getireceğiz.

“İstiklâl Marşı” şiirindeki “Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihilâl” dizesinden yola çıkarak Âkif’in bu deyiş ve yaklaşımıyla Türk kavmiyetçisi olduğuna ve Türkçülüğü savunduğuna dair sapkın bir düşünce ileri sürülür. Kimi zaman yazılarımızdan konuyla ilgili muhatap olduğumuz soruların başında gelen bir dizedir bu. “İstiklâl Marşı” bütünlüğü içinde bile özü itibariyle bu dizenin, onların anladığı anlamda bile bir önemi yoktur. Âkif’in düşüncesinin genel bütünlüğü göz ardı edilerek bir tek bu dizeden yola çıkarak, günümüz kavramsal yaklaşımıyla “Türk milliyetçiliği” merkezli bakışla bu yorum getirilmektedir. (Âkif Duruşlu Âsım, İnsan Yayınları, 2012, s. 175)

“Âkif bir İslâm şairidir. Özellikle şiir ve düşüncesinde özü itibariyle de bu yoğunluktadır. “İstiklâl Marşı”nda geçen “ırkıma yok izmihilâl” göndermesi kavmî anlamda değildir. Onda “ırk” kavramı “millet” eksenlidir. Irk ile kavim kavramlarını birbirinden özellikle ayırır. “Millet” ise İslâm’ın bütünlüğünü yansıtır. (s. 176).

“Hâkimiyet ne imiş, öğreniniz kıymetini,

Yoksa, onsuz ne şu dünyâ kalır İslâm’a, ne din…

Kuşatır millet-i mahkûmeyi hüsran-ı mübin.

Müslümanlık sizi gâyet sıkı, gâyet sağlam.

Bağlamak lâzım iken, anlamadım, anlayamam.

Ayrılık hissi nasıl girdi beyninize

Fikr-i kavmiyeti şeytan mı soktu zihninize

Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı,

Aynı milliyetin altında tutan İslâm’ı

Temelinden yıkacak zelzele kavmiyettir.

Bunu bir lâhza unutmak ebedî heybettir.

Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez.. Son siyâset ise Türklük, o siyâset yürümez. Sizi bir aile efradı (bireyleri) yaratmış yaradan; Kaldırın ayrılık esbâbını (nedenlerini) artık aradan.”

Yukarıdaki dizeler dikkatle okunursa, çok açık bir şekilde, günümüzde kullanılmakta olan milliyetçilik kavramının özdeşi olarak “kavm”i görür. “Irk”ı milliyet kavramı içinde değerlendirir. Âkif “ırk” kavramına bu bölümde açıklık getirir. (s. 176-177)

Kavimlerin adlarını anarak, kavimcilik yapılarak İslâm milletinin böyle yürümeyeceğini, özellikle son dönemlerdeki Türklük siyaseti ile hiç olamayacağını özellikle vurgular. Bunlar bir milleti ayrılığa düşürür ve parçalar. Kavmiyetçiliği bir ayrılık nedeni olarak görür.

“İşte ey unsır-ı isyân, bu elîmizmihihlâl

Seni tahrik eden üç beş alığın ma’rifeti

Ya neden beklemiyordun bu rezil akıbeti

Hâni, milliyetin İslâm idi… kavmiyet ne!

Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.

“Arnavutluk” ne demek Var mı şeraitte yeri

Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri

ArabıınTürke, LazınÇerkeze, yâhud Kürde;

Acemin Çinliye rüçhanı mı varmış Nerde!

Müslümanlık’ta “anasır” mı olurmuş Ne gezer!

Fikr-i kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber,

En büyük düşmanıdır ruh-ı Nebi Peygamber;

Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın!”

“İslâm milliyeti” ile “kavmiyet” kavramlarını keskin çizgileriyle birbirinden ayırır. Merhum babası Tahir Efendi’ye bir seslenişte bulunur. Bu seslenişinde Arnavut kavminin kavmi davranışlarını şikâyet eder. Müslüman milletine mensup Arnavutların ayaklanması ve Osmanlı’dan kopmasını bir Arnavut olarak içine sindirmez. Kavmî ayrılıklarının “Şeriatte yerinin olmadığını” ve hatta bunu “küfür” ile eşdeğer olduğunu ifade eder. Bu kadar önemli bir çıkışla bunu dile getirir. İslâm milleti dairesini geniş tutar, Osmanlı coğrafyasındaki önemli kavimlere göndermelerde bulunur. Arap, Türk, Laz, Çerkez ve Kürtleri bir arada anar. Bugünden dönüp geriye bakıldığında Âkif’in gelecek sezgisi ve dikkati daha bir öne çıkar. Her ne kadar Âkif gerçekçi olduğun iddia ediyorsa da burada gerçeği de aşan bir sanatçı sezgisiyle önemli vurgularda bulunur.” (s. 134.)

Konunun ayrıntıları kitapta yer alıyor.

HDP Kürt Müslümanları sekülerleştiren kavmî bir harekettir, İstiklâl Marşı’na karşı çıkış gerekçesini burada aramak gerekir.