İstiklal Marşı niye rahatsız ediyor?

Abone Ol

Atatürk Üniversitesi nde düzenlenen Bin yıllık darbe 28

Şubat adlı konferansa katılan gazeteci-yazar Abdurrahman Dilipak, açılışın

İstiklal Marşı ile yapılmasını doğru bulmamış. Dilipak, Bu tür sivil

toplantılarda İstiklal Marşı okunmaz. Bayrak töreni, saygı duruşu filan da

yapılmaz. Devlet başkanı, vali, ülkeyi ilgilendiren bir mesele varsa bu

törenler yapılır diyerek ilginç bir bakış açısı getirmiş. Sivil toplantı yla

İstiklal Marşı arasında bir ters orantı kuran Dilipak ın sözlerinde çıkarılan

sonuç, İstiklal Marşı nın resmi bir formalite olduğu ve resmi ideolojinin

dayattığı bir şey olması oluyor bu durumda.

  28 Şubat

günlerinin en belirgin toplantı düzenlerinden biri biraz önce yaşadığımız

toplantı düzeniydi. İstiklal Marşı okunur, bayrak çekilirdi. Arz ederim gibi

kelimeler kullanılırdı diyen Dilipak, Henüz kültür genlerimizde militarizm

dönemine ait, darbe dönemine ait davranış formlarını koruyoruz. Bu bayrağa

saygısızlık anlamında söylenen bir söz değil. Ama eğer zahmet eder internetten

bayrak ve İstiklal marşı yasasını okursanız göreceksiniz ki bayrağın dekor

olarak kullanılması 3 ay mahkumiyeti gerektiren bir suçtur. Bizim aslında

marifet diye yaptığımız şeyler bazen bir suça da dönüşebilir. 28 Şubat ı

kınamanın bir faydası yok eğer onu bir davranış biçimine dönüştüremiyorsanız. O

genleri hala üstümüzde taşıyoruz. Bu darbe genlerinden, üzerimizdeki

baskılarından artık kurtulup sivil bir toplum olmayı başarmamız gerekiyor.

şeklinde devam etmiş. Açıkçası, Dilipak ın İstiklal Marşı okumakla 28 Şubat

döneminin veya genel manada darbe zihniyetinin devam ettiği gibi bir son uca

nasıl vardığını anlamak pek mümkün olmuyor. Sarf ettiği bunca söze rağmen

gerekçeleri pek de anlaşılmayan Dilipak, Türk milletinin emperyalist zalimlere

karşı verdiği bağımsızlık mücadelesinin bir yansıması olan İstiklal Marşı na

karşı neden bu tepkiyi veriyor, ilginç. Halkın nezdinde İstiklal Marşı acaba

hangi dönemde devletin dayattığı bir militarist davranış olarak algılanmış,

Dilipak a sormalı

Bu durum, biraz şöyle bir intibaya sebep oluyor gibi.

Siyasi tavırlarını, haklı olarak, halka karşı olan müesses nizama ve militarist

dayatmalara göre ayarlayan Müslüman zihinlerin bazıları, muhalefet etme

yetilerini (pek çok neden olsa bile) mevcut iktidara karşı gösteremiyorlar ve

hala eski defterleri açmaktan medet umuyorlar. Böylece de, her daim prim

yapan muhalif vasfını da yitirmemiş oluyor ve ortaya bir siyasi tavır koymuş

gibi yapıyorlar. Yoksa, bu milletin gönül tahtında oturan İstiklal Marşı nı

resmi ideoloji öcüsüyle bağdaştırmanın açıklaması yok gibi duruyor.

BÜYÜK İSRAİL İN YOLLARINI YAPMAK

BDP li Aysel Tuğluk, Öcalan, Türkler için şans; Kürtler için

ise vazgeçilmez bir iradedir demiş. AKP nin önce açılımla deneyip Habur daki

rezaletle geri adım atmak zorunda kaldığı güya çözüme yönelik adımların

sonuncusu olan müzakere süreci nin somut bir meyvesidir yukarıdaki sözler.

Terörle müzakere eden (affedersiniz) şerefsizdir diyenler, şimdi hangi

gerekçelerle terör örgütüyle masaya oturuyorlar, bilinmez. Ancak, sözümona

çözüm sürecinin kimi hangi konularda cesaretlendirip, hangi sonuçları

doğurduğu meydandadır artık. Bir terör örgütünün elebaşı, neredeyse bir kanaat

önderi, bir bilge olarak pazarlanma noktasına gelmiştir ve uyumaya devam

etmekte olan Anadolu insanı, olan bitenleri (sonuçlarını hesaba katmadan) boş

gözlerle izlemektedir. Karşı çıkan her kim olursa olsun, çözüm sürecini

baltalamak saçmalığına muhatap olurken ve bölgedeki diğer gelişmelerle

birlikte bakıldığında açıkça bir Büyük Kürdistan vücuda getirilirken, terör

örgütünün elebaşını büyük bilge olarak da pazarlarlar, bir şans olarak da.

Kuzey Irak taki kırmızı çizgilerini kendi eliyle silen,

sıfır sorun diyerek hemen her milli meselesinin üzerine bir bardak soğuk su

içen Türkiye, Büyük İsrail e giden yola yine kendi eliyle taş döşüyor. İşin acı

tarafı, bütün bir millet olan biteni çözüm diye izliyor. Bir yandan terörle

bir yere varılmaz diyenler, öte yandan ise bizzat terör örgütüyle masaya

oturuyorlar. Böylelikle hem terörü meşrulaştırıyorlar, hem de terörle bir yere

varılabileceğini (koskoca bir devleti masaya oturtmaya yani) resmen teyit

ediyorlar.

Devlet bilinci ve ciddiyetinin olmaması, stratejik

müttefik e verilen birtakım sözlerle birleşince bu sonuç da kaçınılmaz oluyor.

Ahali, konuşulanların vahameti yerine tutanakları kimin sızdırdığı saçmalığıyla

oyalanırken, yakında terör örgütünün elebaşını Meclis te görmek de mümkün olur

bu kafayla.