Papa’nın istifasıyla alakalı olarak iki tez var. Bunlardan
birisi şudur: Sağlık ve yaşlılık sorunlarıyla ilgili olarak Papalık yükünü
kaldıramadığı ve daha fazla taşıyamadığı için çar naçar istifa etti. Kendisi
gibi rahiplik sisteminden gelen kardeşi Gerog Ratzinger bu kanaati paylaşıyor.
Kardeşinin tehditlere pabuç bırakmayacağını söylemektedir. Müstefi Papa Joseph
Alois Ratzinger de istifa nedenini üç hususa bağlamıştır. Fiziken, zihnen ve
manen bu görevi deruhte edemez olmasıdır. Lakin gerçekten de fiziken yani
bedenen, zihnen ve manen bu görevini yürütememesinin nedeni sağlık ve yaşlılık
sebepleri mi yoksa maruz kalmış olduğu baskılar mıdır İşte bu noktada birçok
söylem var. Papa’nın koltuğunu şantajla bıraktığına dair bir düzine komplo
teorisi bulunuyor. Bu söylentiler Vatikan Bankası’ndaki yolsuzluklara kadar
uzanıyor. Papa için ‘kara para götürdü’ deniliyor. Vatikan içindeki kirli ve
akçeli ilişkilerin Papa’yı istifanın eşiğine getirdiği söyleniyor. Vatikan ve
Katolik kitleler arasında, ‘Babalıktan istifa olmadığı gibi papalıktan da
istifa edilmez’ kuralı veya anlayışı geçerli. Öyleyse Papa evlatlarını veya
Katolikleri yüzüstü bırakarak nereye gitti Bu sorunun ciddi bir cevabı olmalı.
Tübingen Üniversitesi’nde bir dönem Hans Küng ve Joseph Ratzinger’in talebesi
olan Lübnanlı yazar Rıdvan es Seyyid, Papa’nın istifasını Alman olmasına ve
sıkı Alman geleneğine yani disiplinine bağlıyor. Selefi John Paul dünyayı
değiştirmek istedi. Katoliklerin imanlarının siyanetini ve muhafızlığını ise
doktrin bölümünün başına getirdiği Ratzginger’e emanet etmişti.
*
Ratzinger ise kiliseyi içeriden değiştirmek ve yeniden ona
gelenek aşısı yapmak istedi. Ratzinger buna muvaffak olamadı ve kendisini
yalnız ve biçare hissetti. Bunun sonucu olarak Alman ekolünün disiplini gereği
istifa etti. Bu Hitler’in intiharına benziyor. Müttefiki Mussolini kaçtı ama
Churchill’in ihbarıyla yakalandı ve bacaklarından asıldı. Papa öze dönüşü
savunuyordu lakin çevresindeki her şey berbat gidiyordu. Geleneği ihya etmek
bir yana gelenek gün be gün eriyor, aşınıyor ve modernizm etrafını kemiriyordu.
Ratzinger dik durmak istedi ama zamanın rüzgârlarına dayanamadı. Dik durmak
istedi lakin Hans Küng’ün deyimiyle Hazreti Süleyman bile dik durmasına rağmen
ayakta ölmekten ve bilvesile düşmekten kendini koruyamamıştır. Kilesinin
Süleyman’ı olsa ne yazar Katolik kilisesinin güvesi zaman ya da başka bir
tabirle modernizm idi. Papa buna yenildi. Papa herkesle kavgalıydı. Başta
geleneği kemiren ve bir nevi pratik dinsizlik olan sekülerizm ve laiklik Avrupa
zemininde Papa’nın en fazla taarruzlarından nasibini alan doktrin idi. Papa
kilise-devlet ilişkisinin veya alanının ayrılmasına itiraz etmiyor. Lakin
toplum ile din ve hayat ile dinin alanlarının ayrılmasına şiddetli bir biçimde
itiraz ediyor. Kilise laiklik üzerinden hayat sahasını kaybediyordu. Hayat
sahası, pratik dinsizlik olarak tasavvur ettiği laikliğin kontrolü altına
girmişti. Laiklik bir ilke olmaktan çıkmış, kilisenin altını oyan ve kemiren
hayat tarzı haline gelmişti. Laiklerin neden Allah’tan bağımsız ve müstağni
olmak istediklerini aklı almıyordu. Bu husus kilisenin tedrici ve aşamalı
olarak ölüm emri anlamına geliyor. Modernizm ve laiklik karşısında aile de
aşınıyordu. Kilisenin temelini temsil eden aile ve toplumun çürümesi de eninde
sonunda kilisenin duvarlarını aşındırıyordu. Kilise toplumu değil toplum veya
hayat kiliseyi kuşatıyordu.
*
Kiliseyi özüne döndüremeyen Papa içine çekilmişti. Zahirde
milyonlara ve milyarlık kitlelere hitap ediyor ve hükmediyor ama gerçekte
soluğu Vatikan’ın kalın duvarlarını aşamıyordu. Sesinin yankısı yine kendisine
dönüyordu. Papa’nın kaygıları dinmek bilmiyordu. Protestanlığın ataklarını mı
göğüslesin yoksa Müslümanların nüfusunun Avrupa ve dünyada artmasına mı
kaygılanmalıydı Yoksa Yahudilere öfkesini mi yutmalıydı Yeni modalardan da
nefret ediyordu. Kadınların papaz olmalarına, eşcinsel evliliklere, doğum
kontrolüne ve kurtuluş teolojisine ve kilise içinde liberal dalgalara muhalefet
ediyordu. Bu kadar düşman çevre başını döndürmüş olmalı. Bundan dolayı veda
ederken kilise müntesiplerine dua etmek yerine onlardan dua istedi. Kendisi ve
kendinden sonra gelen yeni papa için. Zira işler hiç de kolay değil ve
istenildiği gibi gitmiyor. Selefi ondan Katolik kitlelerin imanlarına göz kulak
olmasını istemişti. Göğüslerindeki iman ateşini yakmasını istedi. Yapamadı.
Bundan dolayı milyonlar içinde yalnız yaşadığı ileri sürülüyordu. Böylece
istifa ederek münzeviliğini resmileştirmiş oldu. Rıdvan es Seyyid, onun
kendisine ve ilkelerine karşı dürüst olduğunu ve dolayısıyla şahsiyetinin
gereği olarak istifayı tercih ettiğini ifade ediyor. İstifası şahsi bir
tercihten öte kombine ve sarmal kuşatmanın bir sonucu olmalı. İstifası pahasına
doğru bildiğinden vazgeçmedi.
Netice itibarıyla, onaylamasam da kendisini anlıyorum. Papa
gibiler saygı telkin eden düşmanlar sınıfına girmektedir. Tarzının son türü
gibi duruyor.