İşte Türkiye’deki milyoner sayısının manası!

Abone Ol

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, yurt içinde yerleşik milyonerlerin sayısı geçen yılın kasım sonu itibarıyla 2016 sonuna kıyasla 17 bin 941 kişi artarak 126 bin 805’e ulaşırken, toplam mevduatları da 844 milyar 454 milyon lira oldu.

Yani, 126 bin 805 kişinin hesabında bir milyon liradan (eski para ile 1 trilyon) daha fazla para var. Bu istatistiğin hazırlandığı aydan bugüne yaklaşık 1 ay 10 gün geçti. Bu sayının bir miktar daha arttığını varsaymak herhalde abartılı olmaz.

***

Elbette sermaye düşmanı değilim! Elbette hak eden kazansın, helal yollardan olmak kaydıyla…

Ama bakar mısınız; geçen kasım ayı sonu itibarı ile bu memlekette 126 bin 805 kişinin hesabında bir milyon lira varken, asgari ücretli ve emekli “sefalet” ücreti almaya devam ediyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de emekli sayısı 12 milyon dolayında. 12 milyon emekliyi, geçindirme mükellefiyeti bulunanlarla birlikte değerlendirirsek, bu sayı çok daha fazla ediyor. Bu şu anlama geliyor; 126 bin 805 kişi milyonerken, milyonlarca insan aldığı düşük emekli aylığı ile kira+mutfak masrafları+ elektrik+su+doğalgaz (ısınma)+telefon masrafını karşılamaya çaba sarf ediyor. Bu insanların hastalanması lüks! Bu insanların sosyal bir faaliyete, aktiviteye katılması lüks! Elin Avrupalısı emekli maaşı ile dünyayı gezerken, bizim emeklilerin Kapıkule’den çıkışlarını hayal etmeleri bile neredeyse fantezi…

Sadece emekliler mi?

Asgari ücrete tâbi çalışanlar da aynı durumda değil mi? Şu an Türkiye’de 7 milyon dolayında asgari ücretle çalışan insan var. Asgari ücret ne kadar? Son düzenleme ile asgari ücret 1.603 TL oldu. Bu rakam bilinen “açlık sınırı”nın da altında!

***

Özetin özeti; 12 milyon emekli+7 milyon asgari ücretli. Ne yapar; 19 milyon kişi. Bu 19 milyon aileleri ve bakmakla yükümlü olduklarıyla birlikte herhalde 30 milyona –hatta daha fazla- kişi demek. Bu kadar insan “sefalet” ücreti ile çalışıyor.

Bütün bunları okuduktan sonra şu soruyu sorduğunuzu duyar gibiyim;

- İyi de hiç olmazsa bu kadar kişinin iyi kötü bir işi var. Peki ya, milyonlarca işsizin hali nice olacak?

SAĞLIK BAKANLIĞI’NDAN VEREM HASSASİYETİ

Bir zamanlar en korkulan hastalıklardan biriydi; verem. Şimdinin “kanser”i gibi…

Ne öyküler dinledim, okudum verem hastalığıyla ilgili…

Neyse…

Sağlık Bakanlığı’ndan edindiğim bilgilere göre;

* Ülkemizde her yıl Ocak ayının ilk pazar günü ile başlayan hafta “Verem Eğitim ve Propaganda Haftası”.

* Yürütülen başarılı kontrol çalışmaları ile ülkemizde veremli hasta sayısı her yıl yaklaşık yüzde 6-7 oranında azalmakta.

* 2005 yılında verem savaş dispanserlerine kayıtlı toplam tüberküloz hasta sayısı 20 bin 535 iken, 2016 yılında 12 bin 417’ye geriledi.

* Verem (tüberküloz), düzenli tedavi ile tümüyle iyileşirken, hava yoluyla bulaştığı için zamanında tedbir alınmadığında kontrol altına alınması oldukça zor bir hastalık.

* Şu da önemli bir bilgi; ülkemizde tüberküloz hastalığının teşhis ve tedavisi ücretsiz olarak yapılmakta.

* Sağlık Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı. Protokole göre dünyada ilk defa ülkemizde, 2018’in başından itibaren kriterlere uyan, kesin tanı konulmuş tüberküloz hastalarına psikologlar ve sosyal çalışmacılar tarafından psiko-sosyal destek verilecek.

* Ayrıca bu hastalara hayatlarını kaliteli bir şekilde sürdürebilmeleri için nakdi yardımda bulunulacak.

* Bu yardımlar hastalığın tedavisinin bitiminden 6 ay sonrasına kadar devam edecek.

* Hastalar, Sağlık Bakanlığı’na bağlı verem savaş dispanserleri tarafından, Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarına bizzat dilekçe ile başvurmaları için yönlendirilecek.

* Uygun bulunan hastalara yardımlar, aylık nakdi maaş kartı yolu ile verilecek. Şurası önemli; yardımın devam edebilmesi için hastaların, tedavi programlarına uymaları zorunlu.

* Peki, bu hastalara ne kadar nakdi yardım yapılacak? Bu kapsamda verem ve SSPE hastalarına tedavi süreleri boyunca aylık 1.080 TL verilecek.

* Bütün bunların amacı ne? Amaç, “Veremsiz bir Türkiye”

***

Bu Türkiye’de bir “ilk”. Hayırlı olsun…

HARAM PARA İLE MUTLU OLUNUR MU?

Devlet eliyle ve gücüyle kumar oynatılır mı? Oynatılıyor. İşte Milli Piyango! Başında duran “milli” kelimesi bana kalırsa gerçeklerden çok uzak. Hep konuşulur, bu kumardan kazanılan paralarla insanlar “mutlu”, “mesut” oluyor mu? Hayatının geride kalan kısmını gerçekten de müreffeh bir şekilde yaşıyor mu? Biliyorsunuz, bu konuda birçok gerçek hayat öyküleri yazıldı, çizildi. Burada dikkat çeken özellik şu; Milli Piyango’dan para kazananların sonraki hayatları genellikle “mantar” oluyor, mutlu olamıyorlar, aileleri dağılıyor, iş hayatları bozuluyor. Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz’ın köşesinde okudum. Bu anlamda ilginç bir araştırmadan söz ediyor. Dikkatimi çekti. Bir göz atalım mı;

“Büyük ikramiyeyi kazanmak ve depresyon: Para mutluluğu satın alamaz’ başlıklı makale, S. Nissle ve T. Bschor isimli iki akademisyenin yaptığı bir araştırmanın özetini aktarıyordu. Ayrı zamanlarda piyangodan büyük ikramiyeyi kazanan ve hemen ardından depresyona giren iki kadın hastanın dört yıllık takibinin ardından yazılmış bilimsel bir makale bu.

Mutluluk göreceli mi?

Benim anlayabildiğim özeti de şu: Büyük ikramiye kazanmak gerçeklik algısının çarpılmasına yol açıyor ve gerçeklik algısının çarpılması, insanı depresyona sokabiliyor.

Bunu okuduktan sonra ‘araştırmacı gazetecilik’ hevesim depreşti.

Bu kez ‘Piyango talihlileri ve kaza kurbanları: Mutluluk göreceli mi?’ başlıklı bir başka makale buldum. Bu üç bilim insanının araştırması, piyangodan büyük ikramiye kazanan 22 kişi ile piyangodan hiç para kazanmamış 22 kişilik bir kontrol grubu ve geçirdikleri kaza sonucunda felç olmuş 23 kişinin izlenmesi ile gerçekleşmiş.

Yüz yüze görüşmeler ile yürütülen araştırmada, piyangodan büyük ikramiye kazananların, hiç kazanmamış kontrol grubundaki kişilerden daha mutlu olmadıkları ortaya çıkmış.

Hatta birçok küçük olayda, ikramiye sahipleri daha az mutlu olmuşlar…”

Sizce de ilginç değil mi?