BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu‘nu taşıyan helikopterin düşmesi basit bir kaza mı yoksa suikastı mı? En başından beri olayın sıradan bir kaza olduğunu düşünenler de dahil çok kişi son günlerde ortaya çıkan yeni bulgularla suikast ihtimalinin üzerinde duruyor. Peki, Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere pek çok kişiye olayın suikast olduğunu düşündürten sebepler neler? Milli Gazete, düşüncüleri suikaste getirip burada bırakan sebepleri derledi.
Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını taşıyan helikopterin düşmesi sonucu vefat etmesi sonrasında düşünülmeye başlanan "suikast" ihtimali ortaya çıkan yeni görüntülerle daha da yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Kamuoyunun üzerinde durduğu suikast ihtimalini akıllara getiren sebepler neler. Milli Gazete o sebepleri derledi:
ELT‘de vidalama hatası
Helikopterdeki ELT cihazının araca yanlış montelendiği ortaya çıktı. Kaza kırım ekibi raporunda bu hususa hiç değinmedi. Yapılan incelemelerde ELT cihazının kaza anında aktif olduğu sonucuna varıldı. 121.5 MHz ve 406 MHz‘lik iki farklı sinyal yayınlama özelliğine sahip olan Artex ME406P model ELT cihazı aktif olduğu anda, 121.5 MHz‘lik analog sinyal yayınlıyor ve bu sinyal batarya ömrü tamamlanıncaya kadar yayınlanmaya devam ediyordu. Ayrıca uydulara sinyal gönderiyordu.
Kaza Soruşturma Kurulu (KSK) üyeleri, enkaz kontrol çalışmaları sırasında kokpit cihazlarını kontrol ettiklerini ve bu cihazlar arasında ARGUS 5000 CE markalı GPS cihazının bulunduğunu bildirmiş ancak iki gün sonra yapılan incelemede cihazın kokpit panelinden sökülüp alınmış olduğu sonucuna varılmıştı. Geçtiğimiz haftalarda söz konusu cihazların bazı subaylarca tornavidayla sökülüp atıldığını gösteren görüntüler ortaya çıkmıştı.
GPS cihazları söküldü
KSK üyeleri diğer bir cihazını kaza mahallinde hiç görmediklerini bildirmiş ve yapılan arama çalışmalarında cihaza ulaşamadıklarını kaydetmişlerdi. Ancak kurul tarafından kaza mahallinde çekilen fotoğrafların Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu tarafından incelenmesiyle söz konusu GPS‘ye ait karlar arasında ters yüz olmuş vaziyette durduğu tespit edilmişti. Bahse konu cihazlar kaza nedeninin belirlenmesine yardımcı olabilecek ilave uçuş bilgilerine ulaşmak noktasında hayati derecede öneme sahipti. Ancak bu cihazlar kaza mahallinde muhafaza edilemedi ve kurul raporunda bunlara hiç değinilmedi.
Kaza Soruşturma Kurulu‘nun hazırladığı raporda mevzuatta öngörülmüş olmasına rağmen arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin hiçbir bilginin de olmadığı ortaya çıktı. Raporda görgü tanıklarının ifadelerine yer verilmemişti.
Jandarma, bildirime rağmen yer tespiti yapmadı
Kazanın ardından Jandarma Genel Komutanlığı birimlerinin, kendilerine iletilen İHA mensubu gazeteci İsmail Güneş‘e ve diğer yolculara ait telefon numaralarını yer tespiti için TİB‘e bildirmediği de tespit edildi. Enkazın bulunduğu en muhtemel yer olarak nitelendirilen Karayakup tepesinin ise hiç aranmadığı ve bazı askeri personelin TİB verilerince belirlenen enkaz bölgesinde hiç çalışma yapmadığı da ortaya çıktı.
İki yönden hatalı monte yapılmış
Uyduya 40 saniyede bir sinyal gönderen ELT cihazının en başında helikoptere yanlış montelendiği ortaya çıktı. Cihaz araca yerleştirirken vidalama hususlarına riayet edilmediği belirlenirken ikincisi ELT cihazının ise en yakın antene uzaklığının en az 75 cm olacağı kuralına uyulmamıştı. Kaza Kırım Ekibinin raporunda, diğer birçok konu gibi bu konu da es geçilmişti.
* GPS cihazları kazadan iki gün sonra yok oldu. Bazı subayların cihazı sökerken çekilmiş görüntüleri yayınlandı. Kaza Soruşturma Kurulu (KSK) raporunda çalınan cihazlardan hiç bahsetmemişti.
* DDK müfettişleri, kazadan 14 ay sonra, vefat eden isimlerin kan örneklerini talep etti. Yapılan incelemeyle kazada vefat edenlerin kanında karboksihemoglobin bulunduğu ortaya çıktı.
* Amatör bir telsizcinin işaretlediği noktanın saatlerce ve birçok kez aranmasına rağmen enkazın bulunduğu en muhtemel yer olarak nitelendirilen Karayakup tepesi hiç aranmadı.
* Kazanın ardından Jandarma Genel Komutanlığı birimlerinin, kendilerine iletilen İHA mensubu gazeteci İsmail Güneş‘e ve diğer yolculara ait telefon numaralarını yer tespiti için TİB‘e bildirmediği tespit edildi.
* Soruşturma Kurulu, raporunda mevzuatta öngörülmüş olmasına rağmen arama kurtarma faaliyetlerine ilişkin bilgi vermedi ve görgü tanıklarının ifadelerine değinmedi.
14 Ay sonra ortaya çıktı:
Kanlarında zehir vardı
Araştırma için görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu Heyeti, kazada hayatını kaybedenlerin buzdolabında saklanan kan örneklerini talep edince bir gerçek daha ortaya çıktı. 14 ay sonra yapılan incelemeyle Muhsin Yazıcıoğlu‘nun kan örneğinde; yüzde 13.1, Mustafa İstektepe‘nin kan örneğinde, yüzde 26.6, Erhan Üstündağ‘ın kan örneğinde !.8,
Yüksel Yancı‘nın kan örneğinde yüzde 8.5 CoHb, İsmail Güneş‘in kan örneğinde yüzde 27, Murat Çetinkaya‘nın kan örneğinde yüzde 10.1 oranında CoHb olduğu (karboksihemoglobin) tespit edildi.



