İşte Önderimiz, Örneğimiz, Peygamberimiz

Abone Ol

***

O’na (S.A.S.) en azılı düşmanları bile “sen insanlara sabrı ve şükrü tavsiye ediyorsun ama kendin lüks ve israf içinde yaşıyorsun” diyemedi:

Çünkü ashabı hangi sıkıntıya katlandıysa o da aynı sıkıntıya katlandı. Siz mücadele edin. Ben size uzaktan dua edeceğim demedi. Arkadaşları işkence gördü, o da işkence gördü. Sırtına deve işkembesi konuldu, yollarına dikenler atıldı, çocuklara taşlatıldı. Arkadaşları aç ve susuz 3 yıl boykota tabi tutuldu. O da onlarla birlikte boykota tabi oldu. Arkadaşları açlıktan karınlarına taş bağladı o iki taş birden bağladı. Onlarla birlikte aç kaldı. Onlarla birlikte üşüdü. Onlarla birlikte sevindi. Onlarla birlikte üzüldü.

***

O’na (S.A.S.) en azılı düşmanları bile “sen insanlara hakkı ve adaleti tavsiye ediyorsun ama kendin haksızlık ve adaletsizlik yapıyorsun” diyemedi:

Çünkü o, kanunları sadece zayıflara değil, güçlülere ve itibar sahiplerine de uyguladı. “Yanlış yapan kızım Fatıma da olsa elini keserim” dedi. Kimseye haksızlık yapmadı. Kul hakları konusunda helalleşmekten çekinmedi: “Ey insanlar! Sizden ayrılma vaktim oldukça yaklaşmıştır! Sizden birine vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun! Birinizin malını almışsam, gelsin, hakkını alsın! Sakın hak sahibi, şayet kısas talebinde bulunursam, ‘Rasûlullah bana darılır’ diye düşünmesin” dedi.

***

O’na (S.A.S.) en azılı düşmanları bile “sen insanlara yakınlarınızı kayırmayın diyorsun ama kendi akrabalarını kayırıyorsun” diyemedi:



Çünkü o, en ağır kıtlık ve yokluk zamanında kapısına gelen ve kendisine ganimet mallarından bize biraz yardım eder misin babacığım diyen biricik kızı Hz. Fatıma’ya bile, “Kızım suffa ashabı ve halk açlık ve sıkıntı çekerken ben sana hazine malından veremem” dedi. Çünkü o, zenginlikler arttığında “şu ganimetten biraz da bizim evimize girse” diyen hanımlarının bu teklifini reddedip tam bir ay mescitte uyudu. Fetihler, ganimetler ve zenginlikler onu da yaşantısını da evini de değiştirmedi. Bütün hayatını üstü hurma dallarıyla kapalı, altı ise toprak olan bir ev ve bir mescitte geçirdi. İsteseydi lüks içinde de yaşayabilirdi. Onun bu hayatı bir zaruret değil tercihti. O sade yaşamayı tercih etti.

***

O’na (S.A.S.) en azılı düşmanları bile “sen yola çıktığın arkadaşlarını yarı yolda bıraktın” diyemedi:

Çünkü o, mücadelesine kiminle başladıysa dünya yolculuğunu tamamlayana kadar aynı arkadaşları ve aynı kadrosuyla yola devam etti. Kimseyi uzaklaştırmadı. Kimsenin üstünü çizmedi. Kimseyi hatasından dolayı geride bırakmadı. Kimsenin hatasını başına kalkmadı. Kimseyi bir kenara not etmedi. Herkesi olduğu gibi kabul etti. Herkesin insan olduğu gerçeğini asla unutmadı. Affetti, bağışladı, onlara dua etti. Tüm bunları yaşayarak gören dostları da “anam babam sana feda olsun ya Rasûlallah” demekten kendilerini alamadılar.

Unutmayalım! Müslümanlığımızı değerlendirirken nasıl takdir edildiğimizden daha önemli olan nasıl eleştirildiğimizdir. Çünkü bize yapılan eleştiriler, söylemlerimizi eyleme dönüştürüp dönüştüremediğimizin, iddialarımızı yaşantımızla ispat edip edemediğimizin en önemli göstergeleridir.