İşte ‘Önce Ahlak ve Maneviyat’ Bunun için Şart!

Abone Ol

Arada değil, esasen sık sık alışveriş yapıyorum! Hem bu şekilde piyasada ne oluyor ne bitiyor, fiyatlar ne durumda müşahhas olarak görüyorum. Yalan yok; son dönemde bir şey alırken 4-5 defa düşünüyorum. İhtiyaç olanları raftan indirdikten sonra sağına soluna daha çok bakmaya başladım. O kadar ki bazen dakikalarca sadece bakıyorum! En çok da fiyatlarına…
Kiralık evde oturan emeklinin durumunu düşünmek, tefekkür etmek için en kestirme yol, marketlerdeki raflara ve fiyatlara bakmak! Emeklinin en düşük maaşı 3.500 (Üç bin beş yüz TL) olmuş! Sevinsek mi? Haa, bu arada unutmadan söyleyeyim, İstanbul için en düşük kira fiyatı (mesela bodrum bir dairenin kirası bile) 4.500’den (Dört bin beş yüz TL) başlıyor. Emekli, devletin verdiği maaşla sadece kirasını bile ödeyemez durumda. Bu emekli ne yiyecek, ne içecek? Simit+çay bile artık hayal!
***
Neyse, uzattım! Asıl anlatmak istediğim bu değildi… “Arada değil esasen sık sık alışveriş yapıyorum” demiştim, yazının başında…
Evet, geçen gün bir markete girdim… Birkaç küçük ihtiyacı aldıktan sonra parasını ödemek için sıraya girdim. Kasadaki görevli barkodları okuttu. Ücretini söylemeden alışık olduğumuz o soruyu da yöneltti; “Poşet istiyor musunuz?” Birkaç aydır alışık hale getirdim, çantamda her zaman bir poşet bulunduruyorum, artık! Bir de poşet parası vermeyeyim diye!
Neyse… “Ne kadardı ücreti?” 32,5 TL.
40 TL verdim. Hemen para üstünü verdi. Kasadaki kişi para üstünü uzatırken, “Fişini verir misiniz, lütfen!” dedim.
Ey sevgili okur! Bu arada tuhaf, hatta çok acayip bir şey oldu?
Kasadaki çalışan önce yüzüme tuhaf tuhaf baktı, hemen ardından da 50 kuruş daha uzattı;
- “Haa, siz poşet istememiştiniz, değil mi?”
O arada ben fişe baktım. Alış verişin toplamı 32,5 TL değil, 32 TL idi…
Fişe baktığımı gören görevli, sanki hata yapmış gibi aldığı fazladan 50 kuruşu güya iade etmek istemişti! Peki ya fişe hiç bakmasaydım! O elli kuruşu fazladan almış olacaktı! Cebellezî yani…
***
‘Canım, 50 kuruştan ne olacak Adnan bey! 50 kuruşu fazladan alsa ne olur, almasa ne olur!” demeyin!
Mesele, miktar değil, nicelik değil!
Mesele, vahşi kapitalizmin, alış veriş ahlakının geldiği yer! “Acaba şuradan buradan nasıl götürebilirim! Acaba ucundan kıyısından nasıl kandırabilirim!” zihniyetinin giderek toplumda hakim düşünce ve eylem biçimi olması! Kasadaki görevlilerin ödeyeceğiniz miktarı “yukarı doğru” yuvarlayarak ifade etmesi ve ücreti buna göre alması da benzer bir zihniyetin sonucu! Neden fiyat ‘aşağı’ yuvarlanmıyor da, ‘yukarı’ öteleniyor!...
***
Milli Görüş’ün en önemli umdelerinden birisi; ‘Önce ahlak ve maneviyat’.
İşte size ‘Önce ahlak ve maneviyat’ın önceliğinin somut gerekçesi!
“50 kuruş da ne ki! Memlekette hamuduyla götürenler var!” cümlenizi duyar gibiyim. Ama olsun. İstismarın küçüğü büyüğü olur mu? Son cümlem de şu olsun; Adâlet ve ahlak olmadan bir santim ilerlememiz imkânsız!