İşte o tarihi konuşma!

Abone Ol

Tarih, 21 Temmuz 1975, Pazartesi. Saat: 15.15.

Milli Selamet Partisi Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Ankara’da basın toplantısı düzenliyor.

Konu; 12 Ekim 1975 tarihinde gerçekleştirilmesi beklenen Senato Seçimleri ve MSP’nin seçim hazırlıkları…

MSP’li bakanlar ve Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleri de toplantıda hazırlar...

39. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nde görev alan MSP’li bakanlar; İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk, Devlet Bakanı Hasan Aksay, Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu, Bayındırlık Bakanı Fehim Adak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Korkut Özal, Çalışma Bakanı Ahmet Tevfik Paksu (sonrasında Şevket Kazan), Sanayi ve Teknoloji Bakanı Abdulkerim Doğru idi.

Toplantıda açış konuşmasını Prof. Dr. Necmettin Erbakan yaptı ve 12 Ekim Senato Seçimleri’nin ehemmiyeti üzerinde durdu.

Senatör olmak için MSP’ye yapılan başvuruların çokluğundan memnuniyet duyduğunu ifade etti, Erbakan Hoca.

“Senatör adaylarımızın çoğunluğunu mühendis ve ilahiyatçılar teşkil etmektedir. Bu adaylar üzerinde çalışıyoruz” cümleleri, Erbakan Hoca’ya ait.

Senato Seçimleri’ne ilişkin bir önemli hususun da altını kalın harflerle çizdi Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan; “İstisnasız, seçim yapılacak bütün illerde Milli Selamet Partimiz seçimlere iştirak edecektir…”

***

Şimdi asıl vurgulamak istediğim konuya gelmek istiyorum.

Yani, başlıkta kullandığım o tarihi konuşmaya… Daha doğrusu tarihi vesikaya…

Erbakan Hoca’nın Senato Seçimleri’ni konu alan basın toplantısı aynı zamanda Kıbrıs Barış Harekâtı’nın yıldönümü günlerine denk gelmişti…

Dolayısıyla dönemin Başbakanı sıfatıyla, CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, bir süre önce birtakım değerlendirmeler yapmış ve koalisyon ortağı MSP’ye yönelik kabul edilemeyecek, aslı astarı olmayan bazı tezviratlarda bulunmuştu.

Erbakan Hoca, o toplantıda Ecevit’in işte bu tezviratlarına da cevap verdi.

22 Temmuz 1975 (Salı) tarihli Milli Gazete manşet haberinden aktarıyorum. Erbakan Hoca’mıza kulak verelim;

* “Ecevit Kıbrıs’ta istediğini yapamamıştır. Çünkü Milli Selamet Partisi müsaade etmemiştir. MSP’nin müsaade etmediği husus, Ecevit’in Kıbrıs’ı tekrar Yunan inisiyatifine verici hareketleri olmuştur.”

* “Ecevit büyük tavizler vererek adayı tekrar Yunan inisiyatifine vermeye kalkışıyordu. Buna müsaade edemezdik. Ecevit’in bu sahadaki hareket serbestliğini ortadan kaldırmakla en büyük milli hizmetimizi yaptığımızı ummaktayız.”

* “Bugün hükümetin dış politikasını tenkit etmeye kalkışıyor. Hükümet dış politikada akıllı ve şahsiyetli bir yol takip etmektedir. Milli menfaatlerimizi gözetmektedir.”

* “Daha önce de hükümet olarak açıkladığımız gibi, Amerikalılarla ortak savunma güçlerimiz eski statülerinin geçersizliğini Amerikalılara bildirdik. Müzakereler, yeni statüyü tespit müzakereleri başlamıştır. Yeni statü tespit edilinceye kadar yürürlüğe konulacak olan geçici statü ise sırası geldiği zaman Amerikalılara bildirilecektir.”

* “Bu tutum şahsiyetli bir politikadır. Ecevit her zaman olduğu gibi hadiseleri buruşturarak kendine göre şekil vermeye kalkışmaktadır. Hakikatleri değiştirmeye Ecevit’in gücü yetmez.”

* “Milli Selamet Partisi Kıbrıs davasında milletimize büyük bir hizmette bulunmuştur.”

* “Büyük Kıbrıs Zaferi’nde Milli Selamet Partisi’nin oynadığı mühim rol, bu husustaki çalışmaların vesikaları açıklandığı zaman görülecektir…”

SADECE 5 GÜN SONRA BAKIN NELER OLDU!

Erbakan Hoca’nın yukarıdaki tarihi konuşmasından yalnızca 5 gün sonra… 

Tarih, 27 Temmuz 1975…

Dönemin Milliyet gazetesinin manşeti şöyle; “ ABD Bayrağı İndi, Türk Bayrağı Çekildi”.

Diyarbakır’daki Pirinçlik ve Adana’daki İncirlik üsleri dâhil olmak üzere Türkiye’deki bütün ABD üsleri Türk denetimine geçti, üslerdeki ABD bayrağı indirilerek Türk bayrağı göndere çekildi. Bu karar, onurlu ve şahsiyetli duruşun bir neticesiydi.

39. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İçişleri Bakanı, Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı, Milli Görüş Vakfı Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün değerlendirilmesine yer veriliyordu, Milliyet gazetesinin manşet haberinde. Konu hakkında şunları söylüyordu, Oğuzhan Bey;

* “Türkiye’de ikili anlaşmalarla faaliyet gösteren 5 üs Türk denetimine ve kumandasına alınmıştır.”

* “Bu geçici bir statü değildir. Bu bir karardır. Amerika ile görüşmeler yapılabilir ama Bakanlar Kurulu’nun bu kararı tereddütsüz uygulanacaktır.”

* “İkili anlaşma geçerliliğini kaybetmiştir. Önemli olan budur. Türk hükümetinin kararı üç-beş Amerikan görevlisinin durumu için alınmamıştır. İşe bu açıdan bakmak kararı küçültür.”

* “Türkiye ile Amerika arasındaki yanlış anlaşılmış İncirlik Üssü de bu karara dâhildir. Sadece bu üssün NATO ile ilgili faaliyeti yürüyecektir. Diğer faaliyetleri hükümet kararı içindedir.”

***

1975 yılında hükümet ortağı olan, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Genel Başkanlığı’ndaki Milli Selamet Partisi’nin Amerikan üsleri konusunda tutumu bu kadar açık, bu kadar netti...

GÜÇLENDİRİLMİŞ PARLAMENTER SİSTEM

Ekranlarda bazı tartışmacılar, “Muhalefet partileri tutturmuşlar bir ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’. Kimse ne olduğunu bilmiyor! Altı boş bir kavram” diyorlar ya, hani.

Oysa kitabı bile yazılmış. Adı, ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, Teori ve Uygulama’. Adalet Yayınları’ndan çıkmış kitap. Yazarları, Prof. Dr. Ekrem Ali Akartürk ve Doç. Dr. Tevfik Sönmez Küçük.

Peki, 288 sayfalık bu kitapta hangi konular yer alıyor?

Kitabın muhteviyatından bazı başlıkları paylaşmak istiyorum;

* Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ‘Parlamentosuzlaştırma’ Etkisi.

* Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve “İktidarın Kişiselleşmesi”.

* Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemin Aktörleri; Cumhurbaşkanının Seçimi, Cumhurbaşkanının Statüsü ve Anayasal Yetkileri, Cumhurbaşkanının Siyasi ve Cezai Sorumluluğu, Bakanlar Kurulu’nun Yeniden Yapılandırılması ve Başbakanın Konumu, Bakanlar Kurulu’nun Oluşumu, Başbakanın Özgün Konumu.

* Parlamenter Denetimin Güçlendirilmesi; Soru Önergesi, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması, Kuvvetler Ayrılığının Güçlendirilmesi, Temel Hak ve Özgürlüklerin Anayasal Güvencelerinin Artırılması, Halkın Yönetime Katılım Yollarının Artırılması…

* Milletvekili Aday Tespit Sürecinin Demokratikleşmesi: Ön seçim.

* Tek İsimli İki Turlu Çoğunluk Sistemi Tercih Edilmeli.

* Ulusal Seçim Barajı Mutlaka Düşürülmelidir.

* Yargı Bağımsızlığının Sağlanması ve Yargının Güçlendirilmesi.

* Hâkim ve Savcılar Kurulu Yeniden Yapılandırılmalıdır.

* Anayasa Mahkemesi’ne Yürürlüğü Durdurma Yetkisi Tanınmalıdır.

* YSK Kararlarına Karşı Bireysel Başvuru Hakkı.

***

Nereden bakarsanız bakın, günümüzde sık sık tartışma konusu olan önemli başlıklar bunlar. Elbette içeriklerini de masaya yatırmak lazım…