Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan ı en iyi
anlayanlardan biri de Milli Gençlik Vakfı nın efsane genel başkanı merhum Adnan
Demirtürk idi. Milli Görüş ü bir kimlik olarak görür, en güzel şekilde temsil
etmeye çalışırdı. O örnek başkan Kimliği olmayanların yaptığı iş sıfırdır
derdi.
Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi nde okurken Erbakan Hoca nın
bir toplantısına katıldı. Maksadı, Erbakan Hoca yı soru sorarak sıkıştırmak,
zor duruma düşürmekti. Fakat Erbakan Hoca nın sözleri onu öylesine büyüledi ki,
kendi ifadesiyle ayak, ayaküstüne koymaya bile cesaret edemedi.
Bu olaydan sonra Erbakan Hoca ya teslim oldu; hayatının
sonuna kadar Milli Görüş Çalışma Modeli nin başarısı için çalıştı.
Kısa sürede Milli Görüş davasını özümsedi. Erbakan Hoca
gibi konuşmaya başladı. Erbakan ı taklit ediyorsun diyenlere, Biz onu
taklit etmiyor, yaşıyoruz derdi.
Siyasal Bilgiler Fakültesi ni bitirdikten sonra, çevresi
onun kaymakam olmasını istiyordu. Fakat o, Kaymakam olursam davam için
çalışamam diyordu. Bu sebeple, mananın maddeye hâkimiyeti anlayışıyla Selâm
Muhasebe Bürosu nu açtı ve aynı zamanda gençlik çalışmalarına başladı.
Milli Görüş adına verilen bütün görevleri emredersiniz,
baş üstüne diyerek kabul etti.
1991 de lise öğrencisi iken Adnan Demirtürk ü tanıyan
Adil Malkoç şu değerlendirmeyi yapar:
-Tavır, konuşma ve yaşantısı Erbakan Hoca ya çok
benziyordu. Bizde onun temsilcisi olduğu algısı oluştu. Karşılık beklemeden her
seviyede görev kabul etmiş olması üzerimde derin izler bırakmıştır.
Kendini Davasına Adadı
Davasına inanmıştı. Verilen her görevi en güzel şekilde
yerine getirmeye çalışırdı. Türkiye, İslam dünyası ve insanlığın kurtuluşunu
Milli Görüş te gördü.
25 yaşında iken Refah Partisi Vakfıkebir İlçe
Başkanlığı na seçildi. İlçenin genç Kur an kursu hocalarından Necmi Hoca
ziyaretine geldi. Köksal Kasımay ın da hazır bulunduğu sohbette Necmi Hoca
sordu: -Adnan Ağabey! Benim tereddüdüm var. Sen bu işin siyasetle olacağına
inanıyor musun İşte Demirtürk ün cevabı:
-Şu arkamda bulunan bayrak var ya! Eğer, Hz. Muhammed in
(S.A.V) temsil ettiği bayraktan farklı olduğunu bilseydim, burada bir saniye
durmazdım.
1995 Milletvekili seçimlerinde 30 yaşında iken Trabzon
Refah Partisi milletvekili adayı gösterildi. Listelerin açıklandığı akşam uzak
bir köyde seçim çalışması yapıyordu. O seçimde Trabzon un milletvekili
kontenjanı 8 di. Radyo aracılığı ile açıklanan listeye göre Adnan Demirtürk 8.
sıradaydı.
Bunu öğrenince bir kenara çekildi ve şöyle dua etti:
Yarabbi, bana davam uğrunda çalışma fırsatı verdiğin için Sana şükürler
olsun!
Onun sevdası milletvekilliği değil, Milli Görüş davasını herkese
anlatmaktı. Milletvekilliğini buna engel görür, halkın işlerini takip etmekten
bu görevi yeteri kadar yapamayacağına inanırdı.
Son sırada olmasına rağmen seçimlerde canla başla
çalıştı. En güzel sonucun alınması için elinden gelen hiç bir fedakârlığı
esirgemedi.
Adnan Demirtürk, davasına er olabilen ve bu davanın
başında olmak ile peşinde olmak arasında fark görmeyen idealist bir Milli Görüşçü idi.
Ömrü Yaşanmaya Değer Kılan Şey
Ona göre, dava adamı bir vazife adamı ydı. Vazife
adamını da, görev verildiğinde gözümüzün arkada kalmayacağı insan olarak
tanımlıyordu.
Ömrünü ulvi bir ideale adayan kararlı ve sebatkâr dava
adamları çok az bulunurdu: İnci ve mücevherler azdır, fakat kıymetlidir; kara
taşlar çok olduğu için kıymetsizdir. Dava adamları azdır ve dava adamlığı en
büyük vasıftır. 50 - 60 yıllık ömrü yaşanmaya değer kılan şey dava adamı
olmaktır.
Dava adamları insanların önlerini açan merkez
şahsiyetlerdir. Davasına tam inanmış insanlar Çünkü inanmayan inandıramaz.
Şöyle diyordu: Davamızın önemini önce kendimiz inanacak,
ailemiz içinde yaşayacağız. İçi yanan insan, toplumun dertleri ile dertlenen
insan, hizmet delisi bir insan olacağız.
Hayata yön veren ve toplumu değiştirenler hep bir ideale
inanan dava adamlarıdır. Davalar liderleriyle yürür. O, Erbakan Hoca yı lider
olarak tanıdı ve itaatte kusur etmedi. Benzetme yapmak gerekirse, öylesine gözü
kara ve cesaretliydi ki, ona Erbakan ın Ulubatlı Hasan ı dense yanlış olmaz.
İyinin, doğrunun, faydalının, adil olanın hâkim olmasını
ister; ifsadın yok edilmesi ve toplumun ıslahı niyetiyle çalışırdı:
Gönüllerinizi açın ve yürüyün! Toplumsal değişimin bir tek anayasası var:
Kendimizi değiştirmek Birbirimizi seversek, Allah bize yardım eder ve önümüzü
açar.
Şehadetinin 16. yılında Adnan Demirtürk ü rahmetle
anıyorum.