İşte Bunlarda Şüphe Yok

Abone Ol

Recep ayı ve Regaip gecesi hakkında çeşitli hadis rivayetleri vardır. Ama bunların uydurma yahut zayıf rivayetler olduğu söyleniyor. Hatta bu husustaki bazı rivayetlerin zayıf olduğunda ittifak bile vardır. Ancak Peygamberimizin Recebin gelişiyle: “Allah’ım! Recep ve Şaban’da bizi bereketlendir ve bizi Ramazan’a ulaştır” diye dua ettiği kesindir. Öyleyse bu hadis-i şerifin ışığında ilerleyebiliriz. Biz de “Allah’ım! Recep ve Şaban ayında bize bereket ver ve bizleri Ramazan ulaştır” diyerek dua etmeliyiz. Ama bu dua mücerret(soyut) bir dua halinde kalmamalı, bu yolda adım atmalıdır.

Duanın kabul şartları arasında istenilen hususta adım atmak da vardır. Öyleyse “Allah’ım bize Recep ve Şaban ayını mübarek, bereketli (hayırlı) eyle!” deyip de yine İslam’a aykırı davranışlar içine girilirse bu duanın etkisi olmaz. Müslüman bu duayı yaptığı halde yine müstehcen, İslam’ın yasak ettiği açık saçık resimlerin bulunduğu gazeteleri okumaya devam ederse ve televizyonlarda İslam’a aykırı kıyafet ve davranışlarla program yapanları seyrederse yaptığı dua etkili olmaz. “Allah’ım! Recep ve Şaban ayında bize bereket ver” diye dua eden müslüman yaptığı düğünde kadın-erkek karışık bir şekilde dans edilmesine imkân verirse veya böyle bir düğüne gerek bizzat ve gerekse hediye göndererek iştirak ederse yine duası etkisini göstermez. Aslında Müslüman üç aylar vesilesiyle kendini biraz daha dindarlaştırırken kötü alışkanlıkları olan çocuklarını bu aylara saygı için olsun vazgeçirmeye çalışabilir. Açık saçık gezen kız veya gelinlerini İslami kıyafete alıştırabilir. Alkol ve kumar gibi haramlardan uzaklaştırabilir. Anne ve babalar üç ayları fırsat bilerek sorumlu olduğu kişileri dindarlaştırabilirler.

Recep ayında karşı taraf saldırmadıkça harp yapmanın haram olduğu aylardan biri olduğu kesindir. Tevbe suresi 36 ayetinde şöyle buyurulmaktadır: “Yer ve gökleri yarattığı zamandan beri Allah’ın katında ayların sayısı 12’dir. Onlardan dördü yasaklıdır (harp yapılması yasak olan aylardır). Sakın onlarda harp yaparak kendinize (veya kendiniz gibi insanlara) zulüm-haksızlık- etmeyin. Ama topluca müşrikler sizinle savaşırlarsa siz de onlarla savaşın ve biliriz ki Allah (önce saldırmayıp) kendilerini korumaya alanlarla beraberdir”

Bu ayet Müslümanların dört ay harp yapmalarını yasaklarken çok önemli bir noktaya işaret etmektedir. Yüce Mevla bu ayette yer ve gökleri yarattığı zamandan beri aylarını sayısının 12 olduğunu beyan ediyor. Dünyanın yaratılışı kimi jeologlarca iki milyar yıl olarak ifade edilirken Endonezya’da bulunan bir kafatasının beş yüz bin yıllık olduğu söyleniyor. Bunları tam ispatlanmamış deyip kulak ardı edebilirsek de tarihin inceleyebildiği altı bin yılı kabul etmek zorundayız. Öyleyse ayet-i kerimeye dayanarak senenin 12 ay olduğunu şüphe getirmez bir şekilde ifade edebiliriz. Bu takdirde dünyanın güneş etrafında 12 ayda (365 günde) dolaştığını kabul etmek zorundayız. İşte burada önemli bir soru ortaya çıkıyor; o da şudur: “Nasıl oluyor da dünyamız güneş çevresindeki yolunu hep 12 ayda (365 günde) tamamlıyor ” sorusudur. Buna cevap olarak: “Öyleyse dünya güneşin etrafında hep aynı hızla (108 bin km) dönüyor. Kendi etrafında da yine aynı hızla (l666 km.) Dönüyor. Nasıl oluyor da dünyanın bu dolanma ve dönme hızında azalma olmuyor Eğer bir azalma olsaydı 12 ayda güneşin çevresini dolaşamaz, ayların ve günlerin sayısı artardı. Kendi etrafındaki dönüş hızı azalsaydı bu defa günlerin sayısı 365’te kalmaz, sayıları azalırdı.” Diyebiliriz. Öyleyse “dünyayı gerek güneş etrafında ve gerekse kendi etrafında aynı hızla döndüren bir güç vardır. O da Allah’tır” hükmüne varmak zorundayız. İşte müslüman kesin olmayan rivayetlere dayanarak ibadetlerini artırabilir ama daha çok ay ve günlerin Allah tarafından nasıl sabit tutulduğunu anlatarak sorumlu olduğu kişilerin inancını güçlendirerek hiç değilse onların farz ve sünnetleri yapmasını ve haramlardan sakınmasını sağlamalıdır. Elimizde böyle bir delil ve mantık silahı varken onu kullanmaz ve çevremizdeki insanları yasaklardan (haramlardan) alıkoymaya çalışmazsak nafile olarak yapacağımız ibadetlerle kendimizi bile kurtaramayız. Evet! Önce zayıflamış olan imanları güçlendirmeye çalışmalıyız.