İşte bunlar hep kitap

Abone Ol

Kim ne derse desin Türkiye kalkınma hamlesini kitapla

başaracaktır. Ne zaman okur-yazarlık oranımız hak ettiğimiz noktaya gelirse o

zaman engelleri aşarız. Her eli kalem tutan insan bu ülke için kafa yoran

düşünce işçisi demektir. Evet, kitaplar yayıncıların arzuladıkları şekilde

satmıyor. Kitap dediğin satmaz zaten, okunur ve elden ele dolaşır. Eşya mı ki

satsın. Kitaplar ne zamanki şaşılacak derecede satar, işte o zaman kitapta

şeyleşme sürecine girmiş oluruz. Son zamanlarda okuyucuyu kışkırtacak ya da

yeni ve dinamik okur kitlesi oluşturacak derecede kitaplar artmaya başladı.

Yeni kuşaklar artık edebiyattan; şiir, hikâye, deneme ve roman yoluyla

düşünceyle temas kuruyorlar. İşte geçmişle bugünün dilini yazdıklarıyla

birbirine bağlayan yazarlar ve eserlerinden değinmeden geçemediklerim:

Zan-Yasemin Karahüseyin: Yasemin Karahüseyin daha önce

Âdemin Kanadı romanıyla dikkat çekmiş bir isim. Tam altı sene sonra ikinci

romanı Zan ile okuyucusunun karşısına çıktı. İlk romanında uçma tutkusu ile

aşk acısını bir arada yaşayan Hazerfen Ahmet Çelebi nin hikâyesini anlatırken

Zan romanında zan duygusu ile tarumar olan duygular konu ediliyor. Alttan

alta romanın oluşum sürecine değinen Yasemin Karahüseyin birçok kişinin

hayatında canlanan olaylar silsilesini özgün bir dille anlatmayı başarıyor.

Hay, Hayret ve Hikmet gibi üç bölümden oluşan romanın dördüncü bölümünde tamamlayıcı

bir unsur olarak âdemin, yazının ve senin dediği üç ayrı dokunuş yer alıyor.

Bu iki roman gerçeklikle hayali, hikâye ile masalı bir arada sunan karakteriyle

aynı zamanda geleceğin çok esaslı bir romancısını müjdelemektedir.

Asâ Kimin Elinde -Ali Ömer Akbulut: Bu Akbulut un ilk

kitabı. Belli ki ilk göz ağrısı deneme ile görünmeyi yeğlemiş okuyucu

karşısında. Zaman zaman hızlanan, birden gözden kaybolan sonra normal seyir

kazanan bir trafiğe sahip Akbulut un kalemi. Hep sormuşumdur, acaba yazıdan ve insandan

ümidini kestiği zamana mı denk gelir Akbulut un yazması gereken zamanlarda

susması Türkiye nin elektronik ilk edebiyat dergisi olan dergibi. com

sitesinde hiç atlamadan okuduğum yazarlardan olmuştur o. Kitap iki bölümden

oluşuyor. Birinci bölüm Asa Kimin Elinde ikinci bölüm ise Eleştiri

Melektir. başlıklarından oluşuyor. Bu kitaptaki denemelere bir ad vermek

gerekirse şiiri anlama ve kavrama denemeleri demek yanlış olmaz. Şair ve

Deli , Dokunmayın Şiire , Kalbin Çıkarı Yücelerden Olur kitapta yer alan

denemelerden bazıları. Ucunda düş olan düşünmeler Ali Ömer Akbulut a sahiden

yakışıyor.

Yoksulluk Şarkıları-Güven Adıgüzel: İlk baskısı 2012 de

yapılmış olan Adıgüzel in adı gerçekten de güzel olan deneme kitabıdır. Hayat

dolu, sahici, numarasız, zaman zaman acı çeken denemelerden oluşuyor Yoksulluk

Şarkıları . Satır araları yazarın çok sıkı bir okur olduğunu anlatıyor. Malcolm

X ten Müslüm Gürses e, Çakal Carlos tan Neşet Ertaş a, İbn-i Arabi den Muhammed

Ali Clay a kadar dünyanın bütün efsane yüzlerini bir araya toplayan kitapta

dünyanın bütün yoksul, onurlu ve güzel insanları ortak bir şarkıyı söylüyor

sanki. Kendi kendine konuşan denemelerden sıkıldınızsa sesini meydanlara adamış

bu gür ve tok sesli denemeleri okuyabilirsiniz. Tabi kalbinizdekini,

biriktirdiğiniz sessizliği yere düşürmeden.

Halk Adamı Naim Hoca-H.Ömer Özden: Prof. Dr. H. Ömer.

Özden hemşerisi Naim Hoca hakkında uzun yıllardır tuttuğu notları kitap haline

getirdi. Erzurum un yetiştirdiği, halkın bağrından çıkmış, hiç okul eğitimi

almamış bu nüktedan hoca gerçekten hakkında böyle esaslı bir çalışma yapılmayı

fazlasıyla hak ediyordu. Fotoğraflarla desteklenen belgesel nitelikli bu

biyografik eser gerçeği ile sahtesini de birbirinden ayırmaya hizmet ediyor.

Zira Naim Hoca ya izafe edilen, fakat onunla hiçbir ilgisi olmayan halk

arasında yayılmış o kadar çok rivayet var ki. Dört bölümden oluşan bu kitap

Naim Hoca nın hayatı ve karakteristik özelliklerinin yanı sıra; spor, siyaset,

teknoloji ve şiire olan ilgisi ve kendisi ile ilgili derlenen hatıralarından

oluşuyor.

Üzüm Bağında Serenat-Meryem Kılıç: Meryem Kılıç ın

Merdiven şiir dizisinden çıkan ilk şiir kitabı. Kılıç aynı zamanda bir İlahiyat

öğrencisi. Şiirini ilahiyatın klişe dilinden korumayı başarmış. Telkin ya da

tebliğe zorlamıyor dilini. Hiç kimseye yakın durmayan bir gündemin şiirini

yazıyor. Bu yüzden kolay sıhriyet kuramıyorsunuz onun şiiriyle. Zihniniz

çağrışıma geçebilmesi için özel bir çaba sarf etmesi gerekiyor. Şu dizeler bu

durumun bir tür itirafı mıdır   dar sulardan

kıyılara ben/ bereketli bedenler taşırım uzun uzun/ sularda yırtık meyve

kabuğu/ şeffaf bulanık şeffaf bulanık şeffaf/ her şey bu kadar

Savaş Meydanında Başıboş Atlar-Bülent Ata: Bülent Ata ilk

günden beri takip ettiğim bir şair. Onun Eve Gitmek İstemediğim Günler kitabı

hepimizin içinden geçen keyifsizliğin bir tercümesi gibidir. Geçip giden

görüntünün arkasından insan nasıl bakar bakar da sonra o baktığı şeyden geriye

kalan yokluk nasıl bir şiire dönüşürse Savaş Meydanında Başıboş Atlar a da

öyle bakıp dururum. Bu kesintisiz bakış bir boynun uzaması gibi uzayan zamanın

bize yazdığı bir mersiye haline gelir. Eve gitmek istemediğimiz zamanlar

hepimizin içine tıkanan boşluk da böyle bir şeydir. Tam dilimizin ucuna kadar

gelip de aniden kaybolan bir şey vardır bu dizelerde. Belki de bu yüzden

severiz bu şiirlerin şairini. Ne diyordu sözün külünü silkeleyip giderken:

insan bir kader kuşu/ bir sözün kayboluşu

Sevgili okur, iyisi mi ben daha fazla girmeyeyim şairle

şiiri arasına, sen ve şair ve de savaş meydanlarının başıboş atları ortak bir

yerde buluşun. Bizden de üzerinize söylenilmiş bir selam kalsın.