İstanbul’un fethini anlamak ve liyakat

Abone Ol

Yarın, İstanbul’un fethinin 567. yıl dönümü. Bir çağdan yeni bir çağa geçişin, “İstanbul elbette fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır, onun askerleri ne güzel askerlerdir” buyuran iki cihan serveri Hz. Muhammed’in (s.a.v.) asırlar önce verdiği muştunun gerçekleştiği günün yıldönümü. Resulullahın (s.a.v.) bu muştusuna, övgüsüne mazhar olabilmek için sahabe-i güzinden onlarcası, İstanbul’un fetih mücadelelerinde bulunmuşlardır. Bugün hâlâ dimdik duran Bizans surlarının diplerinde bu muştuya nail olabilmek için İstanbul’un fethine katılmış, onlarca ashab-ı kiramın kabirleri serpilmiş durumdadır. Hatta İstanbul’un fethi müjdesine nail olmak isteyen, Resulullahın (s.a.v.) mihmandarı, O’nu Mescid-i Nebevi inşa edilinceye kadar evinde misafir eden, yakın akrabası olan Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.) ilerleyen yaşına rağmen İstanbul’un fethi mücadelesine katılmıştır, Eyüp Sultan beldesini de ismiyle şereflendirmiştir.

İstanbul’un fethini anlamak, Peygamberin muştusunu anlamaktır… İstanbul’u anlamak, “İnna fetahna leke fethen mubina” ayetinin sırrına erebilmektir… Allah’ın (c.c.) Peygamberine vahiyle müjdelediği tüm fetihlerdeki ışığı anlayabilmektir, kavrayabilmektir.

İstanbul’un fethini anlamak, “Hak geldi, batıl zail oldu” ve “Bugün dininizi ikmal ettim ve sizden İslam diniyle razı oldum” buyuran Allah’ın (c.c.) hükümlerini yerine getirmek ve Hilal’in Haç’a galebesini ortaya koymak için Ayasofya’yı camiye çeviren cennetmekân Fatih Sultan Mehmet Han’ı ve O’nun, “İşte bu benim Ayasofya Vakfiyem, dolayısıyla kim bu Ayasofya’yı camiye dönüştüren vakfiyemi değiştirirse” diye devam eden vakfiyesini tam manasıyla anlayabilmektir.

İstanbul’un fethini anlamak, Müslümanların asırlar boyu, İslam’ın adaletini, hakkaniyetini, güzelliğini, Kur’an’ın ışığını yaymak için kıtalar dolaştığı, Endülüs’te medeniyetler inşa ettiği, Basra’da, Şam’da ilim yuvaları kurduğu tüm fütuhat iklimlerini de anlamaktır.

İstanbul’un fethini anlamak, Mekke’nin fethini anlamaktır… Mekke’nin fethiyle müşriklerin gönüllerini bir çırpıda fetheden Resulullahın (s.a.v.) Kâbe’yi putlardan temizlemesi gerçeğinin anlaşılabilmesidir.

Gönüllerden de putların temizlenmesi, makam, mevki, para gibi putlardan arındırılması gerçeğinin kavranabilmesidir.

İstanbul’un fethini anlamak, ancak ve ancak İstanbul’un fethinin ne anlama geldiğini çok iyi bilenlerce kavranabilir…

Katıldığı bir programda, “Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u işgal ettikten sonra açıkçası Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nı kuruyor” ifadelerini kullanan birisi, bu ülkenin Kültür Bakanı olarak o makamda oturmamalıdır. İstanbul’un fethine “işgal” diyerek iki cihan serveri Hz. Muhammed’in (s.a.v.) muştuladığı Fatih Sultan Mehmet’e de “işgalci” yakıştırması yapan birisi, o makamın ağırlığı altında ezilmiştir, kurduğu bu cümlelerin altında yok olmuştur.

Her ne kadar, “Canlı yayındaki bir dil sürçmesidir” diye sonradan çark etmeye çalışsa da bu makamda bulunan kişinin, hemen istifa etmesi veya onu bu göreve getiren irade tarafından oradan el çektirilmesi gerekirdi. Ama ne yazık ki, burası Türkiye… Liyakatin, işi ehline vermenin yok olduğu çok hazin bir dönemden geçmekteyiz. Tekrar ve büyük harflerle yazıyorum… Lİ-YA-KAT…

Siyasi mülahazaların her şeyi saçıp savurduğu, ehil olmayanların her noktada iş başına getirildiği, kişilerin makamlara değil, makamların kişilere değer kattığı hazin bir dönemdir bu yaşadığımız. Ve bu dönemde daha çoook dil sürçmelerine şahit olacağınıza emin olabilirsiniz… İstifa mı? O ne demek yahu? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geldi ya daha başka ne istiyorsunuz?