Otelleştirme Medyenlileşmenin sonucu mudur
«Ölçüyü tam tutun ve eksiltenlerden olmayın.»
«Dosdoğru olan terazi ile tartın.»
«İnsanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve
yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın.»
(26 Şuara 181-183)
Giriş
Cumhuriyetle birlikte Ayasofya Camii nin
müzeleştirilmesi, Batı karşısında alınan bir mağlubiyetin ve bir medeniyet
değiştirme projesinin simgesi anlamına gelmektedir. Ayasofya müze olarak
kaldıkça, bu mağlubiyet psikolojisi ve ezikliği devam edecektir. İstanbul un
görüntüsü üzerinde cumhuriyetin başlangıcından bu yana yapılan tahribatlara rağmen
İstanbul un cami ve minarelerle süslenmiş görüntüsü ciddi bir yara almamıştır.
Zeytinburnu ndaki iki gökdelenin Sultanahmet Camii ni
gölgelemesiyle ortaya çıkan İstanbul un siluet sorunun doğuracağı sonuçlar, ne
siyasi iktidar tarafından ne de toplum tarafından yeterince anlaşılamamış ve
algılanamamıştır (Bu konu, zamanında, Milli Gazetede 3 yazı ile ele alınmış ve
tartışmaya açılmıştır). İki gökdelenle başlayan işgal, bugün İstanbul un her
tarafında yükselen ruhsuz, hüviyetsiz gökdelenlerle geniş bir alana
yayılmıştır. Tarihi yarımadayı kuşatan ve şehrin siluetini bozan
gökdelenleşmeye şimdi, yeni bir tehlike daha eklenmiştir:
Tarihi yarımadanın otelleştirilmesi.
Tarihi yarımada, Eminönü-Sirkeci hattından surlara doğru
hızla yayılan bir otelleşme yaşamaktadır. Geçen hafta Kapalıçarşı ve çevresinde
yapılan restorasyonlar için başlayan tartışmalarda, Kapalıçarşı çevresindeki
tarihi hanların otel yapılmasının düşünüldüğüne ilişkin tartışmalara yer
verilmiş ve otelleştirme tehlikesine dikkat çekilmiştir.
İstanbul un görüntüsünün gökdelenlerle bozulması, tarihi
yarımadanın otelleştirmek istenmesinde iki ihtimal söz konusudur:
1- Yeni rantiye sınıfının Medyenlileşmesi, yeni bir rant
alanı meydana getirme İsteği
2- AB projesi
Burada, birinci ihtimal üzerinde durulacaktır.
Medyenli Olmak
Medyen halkı, helak olan kavimlerden biri olup Kur an-ı
Kerim de, Hz. Şuayb ın kavmi olduğu ifade edilmektedir. Hz. Şuayb, Medyen
halkına Peygamber olarak gönderilmiş, onları içerisine düştükleri bataklıktan
kurtararak sıratı müstakime ulaştırmak için mücadele etmiştir. Hz. Şuayb ın
Medyen halkı ile olan mücadelesi, Kur an ın değişik ayetlerinde (7/85-99; 9/70;
11/84-95; 28/22, 45; 26/176-190) ana hatları ile anlatılmaktadır. Bu ayetlerden
hareketle Medyen halkının en önemli vasıflarını, aşağıda ki gibi
özetleyebiliriz:
Allah tan başkasını İlah edinmekte ve Allah tan
başkasına ibadet etmekteler.
Ölçü ve tartıda hile yapmaktadırlar. İnsanların
(hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmekteler (7 Araf 85,
11 Hud 84, 85).
Fesatçıdırlar.
Bolluk ve refah içerisinde yaşamaktalar.
İman edenleri Allah ın yolundan alıkoymakta ve Allah ın
yolunda çarpıklık aramaktalar.
İman edenleri tehdit etmekte, sürgün etmek
istemektedirler.
İman edenleri eski dinlerine çevirmek için
uğraşmaktadırlar.
Allah ı önemsiz bir şey gibi unutmuşlardır.
Kur an da ismi geçen, helak olmuş kavimlerin ortak
özelliklerinin yanı sıra her birine özgü, özel olan özellikleri de vardır.
Yukarıdaki özelliklerden 2. Madde hariç geri kalanlar, helak olmuş kavimlerin,
genel olarak, ortak özellikleridir. 2. Madde ise yanı insanların mallarının
değerinin eksiltilmesi, ölçü ve tartıda hile yapılması, Medyen halkına özgü, en
baskın bir özelliktir.
Hz. Şuayb, kavminin bu tutum ve tavrı üzerinde özenle
dururken; bu davranışın, dünyayı ifsat ettiğini, huzuru, güveni ve dayanışmayı
yıktığını belirtmektedir. İnsanlara hile yapılarak, aldatılarak birilerine,
önde gelen müstekbir takımına, rant sağlanmakta; böylelikle toplum ifsat
edilmektedir. Bu nedenle de Hz. Şuayb kavmini ıslah ediciler olmamakla
eleştirmektedir:
Medyen (toplumuna da) kardeşleri Şuayb ı (gönderdik.
Şuayb onlara) Dedi ki: «Ey kavmim, Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların
(hakları olan mallarını) eşyasını değerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene
(ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu
sizin için daha hayırlıdır, eğer inanıyorsanız.» (7Araf 85, 11 Hud 84, 85).
Medyenli olmak ya da Medyenlileşmek, İnsandaki
mal-mülk-servet-makam sevgisinin, hiçbir ölçü tanımayan, hiçbir ahlaki
kısıtlama kabul etmeyen mala-mülke-servete ve makama tapınma boyutuna ulaşması
demektir.
Medyenli olmak, medyenlileşmek demek, ölçü ve tartıda
hile yapmak, hileli ürünler üretmek, işlerini hileli yapmak, insanların
mallarını mülklerini hile yaparak değerini düşürüp ellerinden almak, böylelikle
aşırı rant elde etmek şeklindeki bir tutum, davranış içerisinde olmak, bunu bir
yaşam tarzı olarak benimsemek demektir. Buna karşı çıkanları suçlama, tehdit
edip susturma yoluna gitmek demektir. Bu tutum ve tavırları ile her türlü
toplumsal dayanışmanın yıkılmasına, toplum içerisinde kin, nefret, hasedin
yaygınlaşmasına, birlik, dirliğin yıkılmasına, kısaca fesada sebep
olmaktadırlar.
İstanbul un her tarafında mantar gibi yükselen gökdelenler
ve tarihi yarımadada her çeşit otelleşme, bu yaklaşımın sonucudur. Yapılan iş,
ölçünün, mizanın, adaletin bozulması demektir. İnsanların ya da kamunun
mallarını, mülklerini değerlerini düşürerek almak; arkasından yapılan hilelerle
değerlerini yükselterek birilerine rant sağlamak adil bir tutum değildir.
Gökdelenlerin ve otellerin inşa edildiği araziler, daha önce kimlerin elinde
idi ve kaç katlı imara sahipti Kimlere satıldıktan sonra imar değişikliği
yapılarak gökdelenlere ve otellere izin verilmiştir Gökdelen ve otel
inşaatlarında, yabancı sermaye ortaklığı var mıdır
Bu soruların cevapları önemlidir.
21. Asırda tarihi yarımadayı otelleştirmenin amacı ve
hedefi nedir İstanbul un görüntüsünü bozan, camileri gölgeleyen, camileri
insansızlaştıran bu imar planları ile yerel yönetimler, neyi elde etmeye
çalışmaktadırlar
Rant karşılığında bir İslam beldesinin görüntüsünü ve
muhtevasını değiştirmek, Medyenlileşmiş olmaktan başka bir anlama gelir mi
Eğer rant, ölçü, tartıyı tam tutmayı ve adaleti engelliyorsa,
o zaman namaz kılmanın anlamı nedir
Namaz Adaletsizliğe, Haksızlığa Mani Olmalıdır.
Hz. Şuayb, Medyen halkının ölçü ve tartıda hile
yapmasına, başkalarının elindeki malları eksik ölçerek, tartarak, değerini
düşürerek almasına karşı çıktığında; Medyen halkı, bunun sebebini
anlayamamıştır. Bunun sebebi olarak kendileri ile Hz. Şuayb arasında çok temel
görünür bir fark olarak Hz. Şuayb ın namazını görmüşler ve bunu Hz. Şuayb a
sormuşlardır:
Dediler ki: «Ey Şuayb, senin namazın mı atalarımızın
taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi
davranmaktan vaz geçmemizi emretmektedir. Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu,
aklı başında (reşid bir adam)sın.» (11 Hud 87)
Hz. Şuayb ın namazı, onu sadece kötülük yapmaktan
alıkoymuyor, aynı zamanda, onun her türlü kötülüğe karşı çıkmasını da
sağlıyordu. Namazın çok temel fonksiyonlarından biri de buydu. Allah ın namaza
yüklediği fonksiyonların yerine getirilmemesi, namazı şeklileştirip ruhundan
uzaklaştırmaktadır:
İşte (şu) namaz kılanların vay haline,
Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar,
Onlar gösteriş yapmaktadırlar,
Ve ufacık bir yardımı da engellemektedirler. (107 Maun
4-7)
Namaz şeklileşince, ruhunu kaybedince, Allah önemsiz bir
şeymiş gibi unutulmaya başlanmakta; hayata müdahil olmayan, yeryüzüne
karışmayan bir Allah inancı ortaya çıkmaktadır. Allah ın gücü ve otoritesi
yerine paranın, beşerin gücü ve otoritesi etkin olmaktadır. Nitekim Medyen
halkı, Hz. Şuayb e çevresinin güçlü oluşundan dolayı dokunamadığını söyleyerek
bu durumu dile getirmişlerdir. Buna karşılık Hz. Şuayb, asıl korkulması,
sakınılması gerekenin Allah olduğunu belirtmesi, bir müminin ortaya koyması
gereken dik duruş açısından önemlidir (11Hud 91-92).
Namazın şeklileşmesi, gösterişe dönüşmesi ve Allah ın
önemsiz bir şey olarak addedilip unutulması, sekülerleşmenin, laikleşmenin bir
sonucudur. Ölçü ve tartıda hile yapanlar, insanların mallarının değerlerini
eksilterek rant sağlayanlar, netice itibariyle Allah ın helal ve haram
hudutlarına uymayıp Allah ı ve Ahret gününü unutanlardır. Gökdelenlerle,
otellerle birilerine rant sağlayanlar ve tarihi yarımadanın görüntüsünü ve
muhtevasını sekülerleştirenler, ahrette ne hesap vereceklerini düşünmelidirler:
Eksik ölçüp tartanların vay haline,
Ki onlar, insanlardan ölçerek aldıklarında noksansız
alırlar.
Kendileri onlara ölçtüklerinde veya tarttıklarında
eksiltirler.
Yoksa onlar, diriltileceklerini sanmıyor mu Büyük bir
günde.
İnsanların, alemlerin Rabbi için kalkacağı günde. (83
Mutaffifin 1-6)
Sonuç: Medyenlileşmek Helake Götürür
Medyenlileşen toplumlarda, dava adamlarının yapması
gereken, en zor şartlar altında bile iyiyi, güzeli, hakkı ve doğruyu savunmak
olmalıdır. Birilerini memnun etmek yerine Hakkı memnun etmek, birilerinin razı
olması yerine Allah ın razı olmasını istemek, bir mümin için, bir dava adamı
için en temel, en doğal davranış olmalıdır. Bu, kendi içerisinde tutarlı olmak,
kendi kendisi ile tezada düşmemek demektir. Hz. Şuayb ın Medyen halkı ile olan
mücadelesinde bu temel düsturu görmekteyiz:
Dedi ki: Ben, size yasakladığım şeylere (kendim
sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm
oranında yalnızca ıslah etmektir...» (11 Hud 88)
Islahın olmadığı yerde ifsat vardır. Türkiye de siyaset,
bu yapısından dolayı toplumu ifsat etmektedir. Allah a ve ahiret gününe iman
edenlerin, namaz kılanların, rant karşısında yapması gereken şey, Hz. Şuayb ın
ifadesi ile helal kazanç peşinde olmaktır (11 Hud 86). Aksi bir durum, çok daha
tehlikeli sonuçlar doğurabilir:
Emrimiz geldiği zaman, tarafımızdan bir rahmetle Şuayb ı
ve onunla birlikte iman edenleri kurtardık; o zulme sapanları dayanılmaz bir
ses sarıverdi de kendi yurtlarında dizüstü çökmüş olarak sabahladılar. (11 Hud
94)
Allah, hepimizi böyle bir sondan korusun.
Allah, hepimize Medyenlileşmeye karşı mücadele etme güç,
imkân, basiret ve feraseti versin.