İstanbul, Suç Örgütlerinin Üssü Haline Mi Gelmiş?

Abone Ol

            Sayın Ali Yerlikaya’nın İstanbul Valiliği’nden İçişleri Bakanlığı’na atanmasının ardından hemen her gün suç örgütlerine yönelik baskınlar yapılıyor ve çok sayıda kişi de yakalanıyor. Bu durum insanda bir rahatlamaya yol açıyor. Çünkü ülkemizde yerli ve yabancı bir takım çeteler oluştuğunun bilinmeyen yanı yoktu. Ancak, son zamanlardaki kadar mensupları yakalanan ve çökertilen suç örgütleri çok yoktu. Birdenbire ülkemizde suç örgütleri yakalanmaya başlandı. Böyle olunca insanın aklına pek çok soru geliyor. Mesela, bu ülkede suç örgütleri son birkaç aydır mı ortaya çıkmaya başladı? Bir başka ifadeyle söz konusu örgütler niçin şimdiye kadar etkisiz hale getirilmedi, getirilemedi? Hem de dış bağlantıları olan, bir diğer ifadeyle merkezi başka ülkelerde bulunan örgütlerin baronları öyle anlaşılıyor ki merkezlerini ülkemize taşımışlar ve İstanbul kanun dışı çetelerin merkez üssü haline gelmiş. Bu da birkaç aylık bir oluşumun sonunda ortaya çıkmış olamayacağına göre geçmişte görmezden mi gelinmiş? Söz konusu kanun dışı örgütlerin, yakalanmaya başlanmış olması elbette ülkemiz açısından memnuniyet verici bir gelişmedir. Çünkü söz konusu suç örgütleri başta uyuşturucu olmak üzere, kara para aklama, çeşitli alanlarda kaçakçılık gibi akla gelebilecek hemen her alanda faaliyet gösterdikleri için ülkemiz suç örgütlerinin merkezi haline gelmiş görüntüsü ortaya çıkmış durumda. Böyle olunca da bu örgütlerin geçmişinde niçin böylesine operasyonlarla kökleri kazınmadı? Bilinmiyorlardı da yeni yeni mi ortaya çıkmaya başladılar?

            Bu ülkede emniyet teşkilatı yeni oluşmuş, söz konusu yeraltı dünyasının farkına varılmış değil miydi? Mikrop daha çok fazla yaygınlık kazanmadan temizlenme yoluna gidilmedi? Gidilmek istendi de izin verilmedi ya da bu çetelerin temizlenmesinden sorumlu olarak işin aciliyetinin farkına mı varılmadı? Farkına vardılar da temizlik operasyonunu zamana mı bıraktılar? Her halükârda ortada en hafifinden bir ihmal söz konusu olsa bile sorumlular bunun hesabını vermek durumundadırlar. Gerçi her operasyonun ardından İçişleri Bakanı Yerlikaya operasyonları gerçekleştiren emniyet mensuplarına teşekkür ediyor ama, nasıl görevini yapmış olanlara teşekkür ediliyorsa, yapmamış ya da yapamamış olanlardan hesap sorulması gerekmez mi?

            Çünkü ülkemizde uyuşturucu kullanma yaşının ilkokul çağlarına kadar indiği haberleri gündeme geliyor. Böyle bir durum bir neslin kaybedilmesi anlamına gelir ki, o bataklığa düşenlerin kolayca çekip alınması mümkün değildir. Bir zamanlar çocukları uyuşturucu bağımlısı olmuş bazı ailelerle haber yapma konusunda temasım olmuştu. O dönemde dinlediklerim öylesine yüreğimi yakmıştı ki, özellikle uyuşturucu ile mücadele eden sivil toplum örgütlerinin bu konuda ciddi bir görev yaptıklarını düşünmüştüm. Bugün de aynı kanaatteyim. Ancak, uyuşturucu ile mücadelede esas yapılması gereken yavrularımız uyuşturucunun tuzağına düşmeden onların yanında olabilmektir. Çünkü bağımlılardan kurtulanlar olmakla birlikte kurtulamayanların hayatının kayıp gittiğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Son zamanlara yakalanan dış kaynaklı suç örgütlerinin başını uyuşturucu çeteleri çekiyor.

            Bu arada uluslararası silah kaçakçılığı yapanlar uyuşturucu çetelerinden az önemde değil. Çünkü silah kaçakçılığının yaygınlaştığı bir ortamda terör örgütleri de zemin buluyorlar.

            Sonuç olarak son zamanlarda verilen mücadele ile iç ve dış kaynaklı suç örgütlerinin devre dışı bırakılması ne kadar memnuniyet verici ise geçmişte bu konuda ihmali görülmüş olanlardan da bunun hesabının sorulması gerekir diye düşünüyorum.