Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, Sel felaketinin üzerinden iki ay geçmesine rağmen hükümetin ve İBB‘nin konuya duyarsızlığını, 15 sayfalık geniş bir raporla sert bir dille eleştirdi. Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, 8-9 Eylül tarihinde İstanbul‘da meydana gelen Sel Felaketi‘ne ilişkin partisinin İl Mahalli İdareler Birim Başkanlığı‘nın hazırladığı geniş kapsamlı "İstanbul Sel Raporu"nu kamuoyuna açıkladı. İl Başkanı Erol Erdoğan, yaptığı yazılı açıklamada, "Hükümetin ve İBB‘nin tavrı ve sessizliği, bu konuyu daha geniş bir raporla tekrar gündeme getirmemizi zorunlu kılmıştır" dedi.
Yaşanan sel felaketinde; 30‘dan fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiğini ve milyonlarca TL değerinde maddi hasar meydana geldiğini hatırlatan Erdoğan, "İstanbul‘da son yağmurlarla sel felaketine ve taşkınlara neden olan derelerimiz, bu seviyede olmasa da 20-25 yıldır zaman zaman taşmış ve büyük çapta maddi kayıplar meydana getirmiştir. Adeta bugün yaşadığımız felaketin haberini vermiştir. Bu ikazlar yöneticilerimiz tarafından yeterince önemsenmediği ya da ihmal edildiği için zamanında ve doğru bir yaklaşımla alınması gereken tedbirler devreye sokulmamış ve bunun neticesi olarak da telafisi mümkün olmayan kayıplar meydana gelmiştir.
Felaketi halkımıza ve küresel ısınmaya fatura edilmemeli
Bölgede yaşayan vatandaşlarımızın da kusurları olabilir ama esas görev, başta Belediye Başkanları olmak üzere diğer yetkililere düşmektedir. 5 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘ni yöneten sayın başkanın ve yine 7 yıldır tek başına ülkeyi yöneten sayın başbakanın felaketi halkımıza ve küresel ısınmaya fatura etmelerini ve sadece İstanbul halkını suçlu ilan etmelerini hayretle karşıladığımızı o zaman da ifade etmiştik" diye konuştu.
Rant amaçlı 4 bin 600 imar tadilatı!
Erdoğan, geçen son beş yıllık sürede, İstanbul‘da şehircilik ilke ve prensiplerine uymayan, dünya da örneği bulunmayan bir uygulama sergilenerek rant amaçlı parsel bazında 4.600‘ün üzerinde imar tadilatlı yapıldığını belirterek, "Büyükşehir belediyesi ve meclisi bu konuda yoğun bir gayret (!) sergilemiştir. İstanbul kimliğinden uzaklaştırılarak bir ‘mega köy‘ haline getirilmiştir. Yapılan bunca yanlışın ve ihmallerin sebep olduğu büyük felaketin sorumluluğunu kimin üstlenmesi gerekiyor? Meydana gelen bunca kaybın hesabını kimler verecek?" diye sordu. Sel felaketinin yaşanmasında çarpık yapılaşmasının rolüne vurgu yapan Erdoğan, "Dereler aşırı yağışlar nedeniyle elbette taşabilirler ancak bu gibi durumlar için derenin her iki tarafında arazi yapısına uygun olarak koruma bantları yapılması gerekirken, tam tersine derelere bitişik her türlü yapılaşmaya izin verilerek veya göz yumularak, koruma bantları ortadan kaldırılmıştır" şeklinde konuştu
Dereler islah edilirken ekolojik denge göz önüne alınmalı
Saadet Partisi İstanbul İl Başkanı Erol Erdoğan, partisinin hazırladığı 15 sayfalık sel raporunu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Muammer Güler‘in yanı sıra ilgili kamu kurumlarına ve STK‘lara da göndereceklerini açıkladı.
Erdoğan, böylesine üzücü ve telafisi olmayan felaketlerin tekrarlanmaması için acilen ele alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı;
Uzun ve havzası geniş derelerden başlamak üzere, bu son yağışlar da dikkate alınarak, havzalar yeniden incelenmelidir; yapılanlar ve olması gerekenler yeniden tahkik edilmelidir.
İstanbul‘daki derelerin tamamı belirli bir plan dahilinde rant hesaplarına göre değil, ekolojik denge ve teknik hususlar göz önüne alınarak ve yukarıda sıraladığımız hususlar içerisinde yeniden ele alınmalıdır.
Her ne sebeple olursa olsun, ıslah adı altında mecrası değiştirilen ve doğal yapısı bozulan dereler süratle elden geçirilerek tabii hallerine getirilmelidir.
Dereler koruma bantları açısından yeniden değerlendirilmeli, çevre ve ekolojik şartlar gözetilerek hazırlanacak planlar en kısa sürede hayata geçirilmelidir. Dere koruma alanlarında gerekli istimlâkler yapılmalı, gecekondular ve mülkiyetli olanlar süratle boşaltılmalı, mağduriyetler giderilerek yıkılmalıdır.
Dereler beton kalıplar içine alınmamalı, kenarları düzeltilip şevlendirilmeli, kalıntılar temizlenmeli, tahrip ihtimali olan dönüm ve büküm yerleri kuru örme taş veya harçlı taş duvarlarla korunmalıdır. Şevlendirilen yerler kökü derine giden ayrık otu gibi örtücü ve toprak tutucu bitkilerle kaplanmalıdır. Ayrıca dere kesitinin sığ olduğu yerlerde, derenin her iki tarafına toprak dolgu ile yükselti yapılmalı ve dereler, en az 15 metre açığından itibaren ağaçlandırılmalıdır.
Taşkın olabilecek bölgelerde, suyun toprak tarafında emilmesine imkân vermek için yeni yeşil alanlar oluşturulmalı ve asfalt yol yerine taş kaplama yol anlayışı geliştirilmelidir.
Yollarla kesişen derelerin üzerine yapılan menfez ve köprüler yeniden ele alınmalı, kesiti yetersiz olanlar süratle büyütülerek yenilenmelidir.
Dere ve menfezler periyodik olarak temizlenmeli, vatandaşın bu konuda gerekli hassasiyetleri göstermesi için önlemler alınmalıdır. Vatandaşlar tarafından derelere atılan yatak, yorgan, kanepe, koltuk gibi büyük çöpler belediyeler tarafından ayrıca ve ücretsiz olarak toplanarak her türlü çöpün derelere atılmasının önüne geçilmelidir.
Derelerin denize döküldüğü ağızlar, deniz tarafından kum yığılarak kapatılmakta, bu ise suyun geri tepmesine sebep olmaktadır. Üzeri kapatılmış bir dere ise daha büyük sıkıntılar vermektedir. Kumlar temizlenerek kontrol altında tutulmalıdır.
İstanbul‘un taşkın haritaları çıkartılmalıdır
Taşkın haritaları göz önüne alınarak imar planlarında ve uygulamalarında (su basman kotu) değişiklikler yapılmalıdır. Kurbağalı Dere ve diğer dere kenarlarında yapılan imar planı değişiklikleri ile verilen yüksek katlı konut, otel, hastane, iş merkezi ve AVM‘ler gözden geçirilmeli, yanlışın neresinden olursa dönülmelidir. Bu gibi afet zamanlarında sürücüler, trafik radyo kanalı vasıtası ile uyarılarak, felaket bölgesine girmemeleri, bölgede iseler süratle uzaklaşmaları anons edilmelidir. Bu felakette kurumlar arası işbirliğinin istenilen boyutta olmadığı da ortaya çıkmıştır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü yüksek düzeyde "sel uyarısı" yaptığı halde İstanbul Valiliği, belediye ve diğer kurumlar bu uyarıyı tam algılayamamışlar ve gerekli çalışmaları yapmamışlardır.
Felaket esnasında ve sonrasında valilik, büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri hızlı şekilde hareket edememiş, dolayısıyla arama -kurtarma çalışmalarını da organize etmekte geç kalmışlardır. Kamu kendisi organize olamadığı gibi sivil destekleri de motive edememiştir. Bu hantallık düşündürücüdür. Kurumlar arası işbirliğinin arttırılması için gerekli çalışmalar da ivedilikle yapılmalıdır. Bunlardan en önemlisi yöneticilerinin şehirle bütünleşmesi konusudur. Şehirle bütünleşen yönetici hangi durumlarda nelerin olabileceğini çok iyi bilecek ve çok iyi hissedecektir. Bu biliş ve hissediş ona alınması gereken tedbirleri aldıracak ve yapılması gerekenleri yaptıracaktır. Şehirler rant, politik çıkar endişesi ve baskısı ile yönetilmemelidir. Bu gibi durumlarda yöneticiler şehirden kopar, sahipsiz kalan şehirler süratle tahrip edilir."