Gündem

İstanbul nüfusu güneydeki faylardan uzağa taşınmalı

İstanbul nüfusu güneydeki faylardan uzağa taşınmalı

Abone Ol

Deprem mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Pelin Gündeş Bakır, depreme dayanıksız binaları güçlendirmek yerine yıkmanın ve yeni depreme dayanıklı konut projeleri geliştirmenin gerektiğini belirtti.

Deprem mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Pelin Gündeş Bakır, depreme dayanıksız binaları güçlendirmek yerine yıkmanın ve yeni depreme dayanıklı konut projeleri geliştirmenin gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Bakır, "Nüfusun önemli bir kısmını İstanbul‘un güneyindeki faylardan olabildiğince uzağa taşımak daha akılcı bir seçenektir." dedi.

Son günlerde yaşanan depremlerle ilgili yazılı açıklama yapan Prof. Dr. Bakır, "Tekirdağ açıklarında meydana gelen 5.2 büyüklüğündeki deprem, yaklaşan ‘büyük İstanbul depremi‘ gerçeğini hepimize bir kez daha hatırlatmıştır. Ancak, bugün konuşmamız gereken asıl mesele fayın nerede veya kaç parçalı kırılacağı değil, 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra mevcut yapı stoğumuzu depremlere nasıl dayanıklı hale getireceğimiz olmalıdır." dedi.

Bakır, 2007 Türk Deprem Yönetmeliği‘ne göre mevcut yapı stoğunun incelendiğinde binaların yüzde 90‘ının depreme dayanıksız olduğunun ortaya çıkacağını vurguladı.

Bakır, şunları kaydetti: "Sadece İstanbul‘da bu yönetmeliğe göre dayanıksız yapıların hepsini güçlendirmeye kalksak en az 25 milyar dolar ve 25 sene zaman gerekir. 1999 depremleri, depremlerde can kayıplarının ‘toptan göçme‘ veya ‘yassı kadayıf biçimli göçme‘ yaşayan binalarda olduğunu göstermiştir.

Yine 1999 depremleri istatistiklerine göre bu tip binaların mevcut yapı stoğuna oranı yüzde 6‘dır. İşte depreme dayanıklı şehirler inşa ederken amaç, mevcut yapı stoğumuzdan yönetmeliğimize göre göçme çıkan binaların tümünü güçlendirmek değil, toptan göçme yaşayacak yüzde 6‘lık kısmını tespit etmek olmalıdır.

Bunun için bilimsel güvenilirliği kabul edilmiş ‘hızlı değerlendirme teknikleri‘ kullanılabilir. Ancak bu yüzde 6‘lık dilime giren binaları güçlendirmek yerine yıkmak daha akılcı bir çözümdür. Zira güçlendirme projelerinin sahada usulüne uygun işçilikle uygulanıp uygulanmadığı, iyi kontrol edilip edilmediği ve eski yapı elemanları ile bağlantıların ne kadar sağlıklı olduğu bir muamma konusudur.

Mevcut yapı stoğumuz içinde oldukça fazla sayıda bina, standart altıdır; düşük beton mukavemetine, korozyon ve deprem hasarlarına sahiptir."

Nüfus faylardan uzağa taşınmalı

Pelin Gündeş Bakır, şöyle devam etti: "Benim bilimsel görüşüm; bu binaları güçlendirmek yerine yıkmanın ve yeni depreme dayanıklı konut projeleri geliştirerek nüfusun önemli bir kısmını İstanbul‘un güneyindeki faylardan olabildiğince uzağa taşımanın daha akılcı bir seçenek olduğu doğrultusundadır. Bilim ve akıl, İstanbul‘daki mevcut yapı stoğunu güçlendirmenin çıkmaz sokak olduğuna işaret etmektedir. Bu bağlamda, ‘İstanbul‘a iki yeni şehir projesi‘ büyük bir vizyonun tezahürü bir proje olarak ortaya çıkmaktadır.

Deprem mühendisliğinin temel esaslarına göre faydan uzaklaşıldıkça deprem şiddeti azalmaktadır. Depremin en şiddetli hissedildiği bölgeler, fay hattına en yakın (ilk 10-20 km) içindeki bölgelerdir. İşte biri Anadolu Yakası‘nda biri deprem fay hattından olabildiğince uzaklaşılarak deprem şiddetinin en az hissedildiği Karadeniz kıyılarında kurulacak şehirler, hem Türkiye hem de dünya için cazibe merkezleri olacak, insanlarımızın can güvenliğini sağlayacaktır."