"İstanbul mutlaka feth olunacaktır..."

Abone Ol

Ebû Hureyre (R.A.)den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz: "Eğer dünya (nın ömrün)den yalnız bir gün (bile) kalsa, benim ehl-i beytim den bir adam Deylem dağına ve Kostantiniyye ye (İstanbul) a mâlik oluncaya (yâni fethedinceye) kadar ALLAH (Azze ve Celle) o günü elbette uzatacaktır." buyurmuşlardır.

Arzedilen hadisi şeriflerde fethin müjdelenmesi, mücahidlerin "güzel kumandan ve güzel asker" olarak tanıtılması, bunların günahlarının bağışlandığının bildirilmesi, İstanbul un fethini her İslâm kumandanının kavuşmayı arzu ettiği bir gaye, ulaşmaya can attığı bir hedef haline getirmiştir. Ve nihâyet ALLAH, 29 Mayıs 1453 yılında bu fethi Osmanlı Sultanı II. Mehmed e nasip etmiştir.

Fatih Sultan Mehmet, dehanın, azmin, irade ve sabrın nişânesi bir devlet adamıydı. İstisnasız bütün dünya tarihçileri bu hususta hemfikirdir.

Gerçekten 21 yaşında bir gencin, kıtalara uzanmış bir devletin padişahlığını yapması, istikbale ait düşüncelerini safha safha ve hiç taviz vermeden gerçekleştirmiş olması; üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir konudur.

Fatih, padişah olmadan önce ve sonra hep İstanbul u düşünmüştür. Gece rüyalarında gördüğü, hayallerini süsleyen zafer, İstanbul un fethidir. Çünkü daha şehzadeliği döneminde, küçük yaşta İstanbul sevdasına tutulmuştu.

Hocalarının öncülüğünde Fetih Suresi ve Fetih Hadisi ni mütalâa ediyor; İstanbul, rüyalarını süslüyordu. Hatta çocukluk oyunları bile İstanbul üzerineydi.

İkinci Mehmed, bu işe kendisini öylesine kaptırmıştı ki, bazan bu düşünceyle dalıp gidiyordu. Birinde Hocası Molla Gürani yi beklerken yine dalmış, hocasının derse girişini fark edememişti. Molla Gürani seslendi:

- Mehmed! Bu ne hal İrkilerek kendine geldi ve şöyle cevapladı:

- Kusuruma bakmayın, Hocam!.. Bir sevgilimiz var: İstanbul... Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin fetih hadisi aklıma geldi de...

II. Mehmed, hem din ilimleri, hem de yaşadığı dönemde revaçta olan ilimlerle meşgul olmuş; madden ve manen donanımlı hale gelmişti. Dokuz yabancı dil öğrenmiş, dünya konjonktürünü yakından takip etmişti.

Uzun günler sabahlara kadar uyumamış; planlar, projeler çizmiş; hadiseyi en ince ayrıntılarına kadar tespit etmiş ve namaz sonu dualarında ellerini Yüce ALLAH a açıp, gözyaşlarıyla fısıldamıştır:

- Yâ Rabbi!..

Bizi Resûlü nün övdüğü kimselerden kıl.

Sonra kesin buyruk, büyük ferman:

"İSTANBUL MUTLAKA FETH OLUNACAKTIR "