İstanbul Kuşatma Altında II

Abone Ol

STAR TV, Kanal 6 gibi ilk açılan özel televizyonlara, dönemin başbakanı Turgut Özalın çocukları fiili olarak ortak olmuşlardır. Dönemin başbakanı serbest piyasa adı altında, kara para sahibi bazı iş adamlarını da ülkeye çekerek onlara yatırım yaptırmıştır. Kendi sermaye grubunu oluşturmaya bakmıştır.

İç borçlanma süreci de onun döneminde hızlandırılmıştır. Hergün büyüyen dış borca iç borçlar da eklenmiştir. İş ve emek olmadan ve üretmeden, para kazanma dönemi başlamıştır. Bu sefer de ülkede faizler tırmanışa geçmiş, önü alınamaz olmuştur. İşin ekonomik boyutundan çok, toplum üzerindeki manevi tahribat çok daha büyük olmuştur. Kısa yoldan ve kestirmeden para kazanma hırsının önü alınamaz olmuştur.

Yerli sermaye çöküşe geçmiştir. Büyük ve yabancı ruhlu sermaye sahipleri ucuz ve kolay kazanmanın yollarına bakmıştır.

Patron siyaseti kavram olarak zaman içinde etkisini göstermiştir. Milli Görüşün yerli ve Anadolu sermayesini güçlendirme, yatırımları Anadolunun her kesimine yayma düşüncesi Patron siyaseti düşüncesiyle sulandırılmıştır. Bu, ilk kez kazanılan İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı gibi çok önemli bir kurumda varlığını ve etkisini hissettirmiştir. Belediye başkanı kendisini patron olarak algılamış, çevresi de bunu pekiştirmiştir. "Patron aşağı patron yukarı" bakışı yeni bir hayat tarzı haline gelmiştir. Belediyelerde çalışanlar ise, astlar üstlerine ya "Başkan" ya da "Patron" diye hitap etmişler, bu duygu ve düşünce onların ruhlarını kuşatmış, etki altına almıştır.

Milli Görüş çizgisinden ayrılanları tanımlayan ve farklılıklarını ortaya koyan: Patron siyaseti yaklaşımı olmuştur. Kendileri kendilerini ancak bu kavramla tanımlayabilirler. Kendilerinin ne olduğunu anlatamadıklarından, ne olmadıklarını, "Biz Milli Görüşçü değiliz" diyerek anlatmaya çalışmışlardır.

Asıl bizi ilgilendiren Patron Siyasetinin tehlikeleri ve varılan noktanın ne olduğunun ortaya çıkarılmasıdır.

Bir süre önce Haydarpaşa yarımadasını Manhattanlaştırma tehlikesi üzerinde durmuştuk. Bu tehlikenin boyutlarını, İstanbul un siluetini bozacağı endişemizle izaha çalışmıştık. Ne yazık ki İstanbul kuşatması sadece Haydar Paşa ile sınırlı değilmiş. İstanbul tam bir kuşatma altındaymış.

İstanbulun Haliç çevresinde, Okmeydanı ve civarında yıkımlar yapılıyor. Önceleri Kentsel Dönüşüm adı altında, çok masumane bir kavrammış ve İstanbul kentini güzelleştirme duygusuymuş gibi verilmeye çalışıldı. Sonradan anlaşıldı, hiç de öyle değilmiş. Bunun kokusu ortaya çıkmaya başladı.

Galataport adı altında asıl tehlike şimdi patladı. Perşembe Pazarı çevresini içine alan bölge Yahudi İsrailli iş adamı Sami Ogere 40 yıllığına, 3.5 milyar dolar karşılığında peşkeş çekilmiş durumda. Ödemeler ise dönem sonuna doğru yoğunlaştırılmış.

Perşembe Pazarı çevresi, İslâm öncülerinin, İstanbula ilk adım attıkları yerlerdir. İstanbulu feth etme duygusu içinde olan peygamberimizin arkadaşları buralara kadar gelmişlerdir. Müslümanlar ilk camilerini bu bölgede yapmışlardır. Yeraltı Camii, Arap Cami gibi. İslâmın bu ilk öncülerinin manevi fetihleri zaman içinde etkisini göstermiştir. Yüzyıllar sonra İstanbul feth edilebilinmiştir. Müslümanlar, gemilerini Kasımpaşadan Haliçe indirmişlerdir.

İstanbul kuşatma altındadır. İsrailli Yahudi İşadamı Sami Ofer, Galataport projesiyle, Haliç in girişine oteller, eğlence merkezleriyle yatırımlar yapacakmış. Burada yapılacak olan kumarhanelere ise Yahudiler gelecekmiş, Türkiyeye büyük paralar bırakacaklarmış. Kumar ve eğlence paralarıyla Türkiye zengin olacakmış! Kargaların bile gülecek hali kalmadı bu gibi komedilere. Öyle ki, aynı kişi TÜPRAŞtan % 14.5 bir hisseyi 500 milyon dolara alıyor, üzerinden daha bir kaç ay geçmeden, TÜPRAŞın özelleştirilmesiyle büyük bir vurgun yapıyor 1 milyar $ para vuruyor. Kimin parasıdır bu.

Patron siyasetinin gözü karadır, ne yaptığını bilmez.

Gene İsrailli Yahudi İşadamı Sami Ofere 7 limanımız verilecekmiş. İktidar sürdürme hırsında olanların bu gözü kara bakışı İstanbulu tam anlamıyla bir kuşatma altına sokmuştur.

Onların deyimiyle: "Fakir fukaranın, garip grubanın" kentsel dönüşüm adı altında evlerini başlarına yıkanlar, bu alanları, iktidar, gelecek hırsı, patronluk duygusuyla başkalarına saçıp savıyorlar.

İstanbul kuşatma altındadır. İstanbulun gerçek sahipleri İstanbuldan iç kuşatmayla çıkarılıyorlar.

İstanbula vize uygulamasının altındaki niyet de böylece anlaşılıyor.

İstanbul medeniyetler Başkenti olacakmış, hangi medeniyettir bu Doğrusu merak ediyoruz. İngiliz Yahudi ortak medeniyeti mi, Pagan Bizans medeniyeti mi, hangisi