İstanbul - Kudüs (Gazze, Filistin, İsrail) - Mekke – 38

Abone Ol

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

‘İstanbul-Kudüs-Mekke hattı’ insanlık tarihinin merkezi mesabesinde bir hat…

İnsanlığın çağımızda ‘sosyal tufan’ seviyesinde çözüm bekleyen sorunları var…

Hayatın ahlâkî-ilmî-iktisadî-idarî/siyasî 4 alandaki bu sorunların çözümü de var…

‘Adil Düzen’ dediğimiz bu ‘çare ve çözümleri’ yarım yüzyıldır anlatıp yazıyoruz…

“Adil bir dünya düzeni” kuruluncaya kadar anlatıp yazmaya devam edeceğiz…

Bugünkü yazımıza “Mekke-Kudüs-İstanbul” merkezli bir haber ile başlayalım…

Türkiye’nin en büyük gençlik teşkilatı Anadolu Gençlik Derneği’nin (AGD) her yıl düzenlediği “Mekke’nin Fethi” programı bu sene “Kudüs Gecesi” formatıyla düzenleniyor.

31 Aralık akşamı yani bugün 81 ildeki yüzlerce farklı noktada düzenlenecek olup Mekke’nin Fethi ve Kudüs Gecesi programı şeklinde yapılıyor. AGD ve MGV Genel Başkanı Salih Turhan, program yani “Mekke-Kudüs-İstanbul” ile ilgili verdiği bilgilerde günlerden beri bu köşede yazdıklarımızla da birebir örtüşen şeyler söylüyor ve diyor ki:

“Bizler Mekke’nin fethi, Kudüs’ün fethi, İstanbul’un fethi ve gönüllerin fethi özlemi ile dertlenen bir gençlik teşkilatıyız. Çünkü fetihte bambaşka bir mana var. Fetih; kalplerin, gönüllerin hakikatle buluşması demek. Anadolu Gençliğimiz gönüllerin hakikat ile buluşmasına yapışmak mecburiyetindedir. Bu mücadeleye, bu hayırlı çalışmalara yapışıp, gençliğimizle hakikati buluşturmak ve fetih anlayışını aktarmak, dün yaşanan süreçler ile bugün yaşanan süreçlerin aynı fetih özlemini beklediği inancını anlatmak mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin neredeyse tüm ilçelerinde kardeşlerimiz hazırlıklarını tamamladı. Avrupa’nın, Afrika’nın ve Kıbrıs’ın çeşitli yerlerinde 31 Aralık gecesi, Mekke’nin fethinin manasını ve Kudüs’ün yeniden fethinin inancını milyonlarca kişiyle salonlarda yüreğimizde yaşayacağız.”
İsrail’deki bir haberle devam edelim ve genel durumu değerlendirelim…

Kırk yıl İsrail ordusunda görev yapmış olan eski Genelkurmay Başkanı Dan Halutz, “ HAMAS’a karşı savaşı kaybettik” açıklaması yapmış...
Dan Halutz doğru söylüyor, İsrail bu savaşı birkaç yönden kaybetti.

Bir. Siyonist İsrail yöneticilerinin Gazze’de yaptıkları soykırım sebebiyle bütün dünyada sadece İsrail’e ve Siyonistlere yönelik değil bütün Yahudilere karşı düşmanlık ve nefret dalgası oluştu. Bu düşmanlık ve nefret dalgası sonuç olarak dünyadaki bütün Yahudilere zarar veriyor. İnsanlık Siyonist Yahudilerin bütün yaptıklarına karşı uyanıyor ve yapılması gerekenleri düşünüp onlara odaklanmaya başlıyor. Konu ile ilgili olarak yazdığımız ilk yazılarda ifade ettiğimiz üzere; bu durum İsrail ve yandaşları için sonun başlangıcıdır.

İki. İsrail kurulduğu 75 yıldan beri Siyonizm’in yıllar boyunca milyarlarca dolar harcayıp inşa ettiği yenilmezlik imajı, Gazze’deki çatışmalarından gelen görüntülerle yerle bir oldu. HAMAS savaşçıları, ABD başta olmak üzere dünyanın süper güçlerinin açıkça desteklediği konvansiyonel bir orduya kök söktürüyor, yenilmezlik imajını yerle bir ediyor.

Üç. İsrail’in sürekli tekrarladığı “dünyanın en ahlâklı ordusuna sahibiz” tezi de hızlıca çöktü. Sahadan gelen görüntüler, her türlü alçaklığı ve ahlâksızlığı gayet rahat biçimde işleyebilen, hicap duymak bir yana bununla övünen, üstelik insanlık suçları için üstleri tarafından teşvik de edilen benzersiz zalimler sürüsüyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

Dört. Gazze’deki soykırım İsrail’in iç bünyesine yüklediği maddi ve manevi maliyetler, son derece ağır. Şimdiye kadar en az 500 bin Yahudi’nin İsrail’i terk ettiği ve “daha güvenli” ülkelerde yaşamak üzere dünyanın farklı bölgelerine kaçtığı belirtiliyor. İşgal kolonileriyle yayılan bir devlet için bu durum tam bir felâket senaryosu. Siyonist İsrail yöneticileri bundan sonra İsrail’e gönüllü biçimde yerleşecek Yahudi bulmakta zorlanacaklar.

Beş. Gazze’ye düzenlenen vahşi saldırılar İsrail ekonomisini de çökertiyor ki; dünyaperest Yahudiler ve özellikle Siyonistler için asıl en büyük darbe budur.

(Devamı var)