İstanbul - Kudüs (Gazze, Filistin, İsrail) - Mekke – 25

Abone Ol

Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…

-Gazze soykırımı başlayalı 66 gün oldu; bu yazının yazıldığı bugün…

-10 binler öldürüldü; 10 bine yakını çocuk, 10 binler de yıkıntılar altında…

-10 binlerce bina yıkıldı; insanlığın doğduğu bölgede “insanlık” katlediliyor…

-Erbakan Hoca ne demişti; “İsrail laftan anlamaz, İsrail ancak güçten anlar…”

*Gazze insanlığın uyanmasına vesile oldu; bu BİR.

-Gazze soykırımı başladığından beri 41 adet köşe yazısı yazabildim…

-‘Gazze dışında dünyanın her yeri zalim dünya düzeni işgalinde’ dedim…

-‘Gazze direnişi 8 milyar insanın diriliş ve kurtuluşuna vesile olacak’ dedim…

-Gazze direnişi vesilesiyle Adil Düzene İnsanlık Anayasası hatırlatması yaptım…

*Gazze insanlığın kurtuluşuna da vesile oluyor; bu İKİ.

-“İstanbul-Kudüs-Mekke hattı” diyorum ya; bu hat “ensar”ını arıyor…

-“İstanbul-Kudüs-Mekke hattı” diyorum ya; bu hat Medine’sini arıyor…

-“İstanbul-Kudüs-Mekke hattı” diyorum ya; bu hat “muhacir”lerini arıyor…

-“İstanbul-Kudüs-Mekke hattı” diyorum ya; bu hat 8 milyar insanlığı arıyor…

*Gazze insanlığın bu arayışlarına da vesile oluyor; bu da ÜÇ.

DÖRT de bundan sonra yazacaklarımız olsun; önceki yazıdan devam…

-Yeter ki ıslah için mekân olsun, imkân olsun, insan olsun; Medine’deki gibi…

-Yeter ki yönetimde ıslah edilmesi gereken araç ve yöntemler ıslah edilebilsin...

-Yeter ki yönetimde yetkiyi veren halka Hakk’ı tebliğ etme imkânı mevcut olsun...

İşte, Mekke’de bu imkânlar mevcut olmadığından dolayı yani Hazreti Peygamber Aleyhisselam’ın tebliğe ve yönetimde ıslaha imkân bulamadığı için Mekke’deki yönetim anlayışından kaçınmasını ve Medine’ye hicret etmiş olmasını eleştirmemek gerekmekte...

İşte, ülkemizde ıslah ve tebliği için imkân bulunduktan sonra, ıslah hareketini sürdürmek, cihat ayetleri gereğince “Adil Düzen” tesis etme çabasını organize olarak gerçekleştirmek bütün müminler üzerine farzdır. Sonuçta teşkilatlanma yapısı ile bir bütün olarak Adil Düzen’in tesisi sağlandıktan sonra inşa yolu ile mi, ıslah ile mi olacağı, tedrici olarak mı, yoksa birden mi gerçekleşeceğinin bir önemi yoktur. Çünkü bu yolların kullanımı peygamberlerin sünnetleri ile gösterilmiş, sonuçta merkezi yönetim ile yerinden yönetim dengesinin kurulduğu “adil bir dünya düzeni” yani “Adil Düzen” tesis edilmiştir...

Kur’an ayeti ile devam edelim ki asıl yapmamız gerekeni İlahi kaynaktan öğrenelim: “Sizden (yani bir bütün olarak hepinizden) hayra (bütün insanları iki dünya kurtuluşuna) davet eden, ma’rufu (bir yönetim altında yaşayanlara yapmaları gereken görevleri) emreden (yönetim olarak yürütülmesini sağlayan) ve münkerden (güçlü yaptırımları ile zina, faiz, her türlü kötü ahlaksızlık, sömürü, gasp, katl vs. gibi yapılmaması gerekenlerden, ifsattan) neyheden bir ümmet (Adil Yeni Bir Dünya Islah Teşkilatlarından başlamak üzere her bir kişiye kadar devam eden Adil Düzen Teşkilatlarını kurmaya ve korumaya çalışan, tek bir lider etrafında emir-komuta zinciri ile birbirine kenetlenmiş -görevlerin ve yapılması gerekenlerin sözleşmeler ile tanımlandığı- Adil Düzen devlet organizasyonunu tesis etmeye çalışan bir topluluk) bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Âli İmrân Suresi, 104)

İşte bu ıslah ve cihat hareketinin öncüsü olan ve bu noktada çok önemli gayretler gösteren Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın katkıları ile hazırlanan 152 sayfalık “Anayasa Değişikliği Uzlaşma Teklifi” içinden bir bölümü bu vesileyle hatırlayalım: “Biz Refah Partisi olarak toplumun ancak “Adil Düzen” ile saadete ulaşabileceğine inanıyoruz. Bundan dolayı Anayasa “Adil Düzen”in kurulmasını ve yürütülmesini gerçekleştirecek bir Anayasa olmalıdır. Milletimize saadet getirmek için demokratik düzen içinde ve yasalara uygun olarak Anayasayı değiştirecek imkâna sahip olduğumuzda bütün yurttaşlarımıza ve ülkemize huzur, hürriyet, adalet, refah ve itibar getirme gayesini güden “Adil Düzen’ uygun Anayasa”yı hazırlamak ve vatandaşlarımızın tasvibi ile yürürlüğe koymak görevimizdir.” (Devamı var)