İsrail’in suratına şamar mı atıldı?

Abone Ol

Trump’ın açıkladığı Suriye’den çekilme kararı bütün yönleri ile netliğe kavuşmadığından olsa gerek medyada birbiri ile çelişen, hatta biri diğerini tekzip eden haberler yer alıyor. Aslında yazılan ve çizilenlere haber demek de ne kadar doğrudur o da net değil. Çünkü haber bir olayın verilmesidir. Hâlbuki Trump’ın çekilme kararının ardından medyada haberden çok yorumlar, haber olarak takdim ediliyor. Eğer öyle olmasaydı aynı gazetenin aynı sayfasında yer alan iki haber birbirini tekzip ediyor olur muydu? Haberlerin yorumlaştırılarak verilmesi neticesinde köşe yazarlarının yerini de haberler almaya başladı. İşin doğrusu haberin sağa sola çekmeden verilmesi, yorum işinin köşe yazarlarına bırakılmasıdır. Derdim haber ya da yorum tartışması yapmak değil. İşin aslına bakılırsa haberlerin yorumlu verilmesi basınımızda sadece son zamanlara has bir davranış biçimi değildir.

Konuya dünkü bazı gazetelerde yer alan haberlerin başlıklarını aktararak girmek istiyorum. Haberler ABD’nin çekilmesi ile birlikte Irak ve Suriye’de muhtemel gelişmelerin nasıl olabileceği ile ilgili. Bu sebeple olsa gerek, “ABD bıraktı PKK gözünü dikti” başlığı altında verilen haberde, “PKK, ABD’den boşalan askeri üsleri hedefine aldı” denilirken alt paragrafta, “Korku ve paniğe kapılan PYD/PKK’nın Kandil’den gruplar halinde teröristleri Suriye’ye taşıdığı ve rejimle sıkı ilişkiye girdiği öğrenildi” deniyordu. Birbirini takip eden üç satırın üçünde de olaya farklı bir bakış dikkat çekiyor. Eğer, haberde bir bütünlük kurmak isteseniz bunu yapmamız mümkün değil. Bir yandan PKK’nın ABD’den boşalan üsleri hedefine aldığı ileri sürülürken, sanki ABD, çekilirken üslerini de kapatacakmış havası estiriliyor. Eğer ABD üslerini kapatmayacaksa bu üsleri PKK/YPG’ye mi teslim edecek? sorusu akla geliyor. Böyle bir sorunun akla gelmesini bir gazetemizin manşetinde, “ABD’nin yerini Kandil alıyor” başlığı altında verilen haber pekiştiriyordu. Çünkü ABD’nin askerini çekip üsleri olduğu gibi bırakması düşünülmez. Hâlâ birlikte hareket ettiği terör örgütlerine verecek demektir ki, bu da ABD’nin Suriye’den çekilmeyeceği anlamına gelir. Aynı haberin içinde bir yanda, “ABD çekildi PKK tutuştu” denirken, öbür yanda PKK’nın ABD üslerine göz diktiği belirtiliyor. Bu arada aynı haberin içinde PKK ile DEAŞ’ın anlaştığına dikkat çekiliyor. Kısacası, haberler tam bir yorum içinde yorum haline getirilmiş durumda.

Bu arada dünkü bir başka gazetede yer alan haberin başlığında, “İran’da sevinç, İsrail’de hüsran” denirken, haberin içeriğinde İsrail Başbakanı Netanyahu’nunTrump’ı kararından vazgeçirmek için uğraştığı ileri sürülüyordu. Sanki ABD askerlerini Suriye’den çekmekle İsrail’e vermekte olduğu desteğe de son veriyormuş havası estiriliyor. Böyle bir durum söz konusu değil. Kaldı ki ABD askerlerini ne Suriye’den ne de Irak’tan tamamen çekecek değil. Böyle bir beklenti yeni bir yanılgı anlamına gelir. Uluslararası alanda ABD’nin İsrail’e desteğinin sona ereceğini düşünen var mı acaba. Ben sanmıyorum. İsrail’in işlediği cinayetlere bundan böyle ABD’nin tepki göstereceği, BM Güvenlik Konseyi’nin alacağı İsrail’i kınama kararlarını vetodan vazgeçeceğini bekleyen olabilir mi?

Kısacası, Netanyahu’nun ABD’nin Suriye’den çekilmemesini istemesi ayrı bir olay, ABD’nin İsrail’e desteğini sürdürmesi başka. Bu bakımdan henüz ABD askerlerini ne Suriye’den çekeceği, ne de çekeceği askerlerinin nereye gideceği henüz belli değilken yapılacak tüm tahminler bir gerçeğin ifadesinden çok temenniden ibaret kalıyor. Belli ki her şey zamanla kesinlik kazanacak. Ancak, uyanık olunması, ABD’nin bölgemizi nasıl bir oyun ile kandırmaya çalıştığının geç kalmadan çözülmesi gerekiyor.