İSRAİL'İN ORTADOĞU?DAKİ YENİ ROL MODELİ

Abone Ol

Bugün, Irak ve Suriye de vesayet savaşları ile ortaya konmaya

çalışılan jeopolitik girdap (vortex) açmazı içerisinde, kolonyal güçler

tarafından uygulanmaya çalışılan yap-boz (jigsaw puzzle) politikaları, bütün

bölgenin dengelerini altüst edebilecek nitelikte tehlikeli gidişatın habercisi

niteliğindedir.

İşte bu tehlikeli ve art niyetli bağlaşmada (cohesion),

İsrail Adalet Bakanı Ayelet Şaked in bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına

yönelik çağrısı, yıllardan beri İsrail yetkililerinin gönlünde devşirilmeye

çalışılan niyetin bir izdüşümü niteliğindedir.

Daha önceden de eski İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor

Lieberman, John Kerry ile yaptığı görüşmede benzer konuyu dile getirmişti.

Keza, eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez, görevi Reuven Rivlin e devretmeden

önce ABD Başkanı Barack Obama ile 25 Haziran da yaptığı görüşmede, Kuzey

Irak ta bağımsız bir Kürdistan devleti kurulmasının zaruretini dile getirmiş

ve bu konudaki ısrarcı tutumunu ortaya koymuştu.

2003 ten beri Kerkük ü kontrol altında tutmaya çalışan

Mesut Barzani, Musul da yaşanan olaylar sonucu merkezi hükümetin Kerkük ün

güvenliğini Kürdistan Bölgesel Yönetimi ne terk etmesini kaçınılmaz bir fırsata

çevirerek Kuzey de bağımsız bir Kürdistan ilan etmek suretiyle, Kerkük ü de bir

oldubittiye kurban etmeye çalışmaktadır.

İsrail, Kuzey Irak taki Kürtleri, düşmanımın düşmanı

dostumdur politikası gereği yeni bir güç dengesi olarak görmeye çalışmaktadır.

Bu nedenle, 1960 tan beri Kuzey Irak Kürtleri, İsrail ile yakın işbirliği

politikalarını kesintisiz devam ettirmeye çalışmaktadırlar.

1963 te Molla Barzani, İran Şahı nın talimatıyla SAVAK

ile işbirliği yaparak İsrail den gerekli yardımları elde etti. Molla

Barzani nin ikinci İsrail ziyareti ise 1973 yılında gerçekleşti. Burada dikkat

çeken nokta, İran-Irak arasındaki sorunlardan faydalanmaya çalışan Molla

Barzani, İran Şahı ile birlikte hareket ederek Irak yönetimine karşı olumsuz

politik tutum içerisine girmiştir.

Hatırlanacağı üzere, Celal Talabani ve Mesut Barzani de,

eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron ile 2004 te yaptıkları görüşmeden sonra,

Mesut Barzani yaptığı açıklamada, Bağdat ın İsrail ile diplomatik ilişkiler

kurması durumunda, Erbil de İsrail konsolosluğu kurabileceklerini ifade etmesi

ilişkilerin boyutunu ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.

Saddam sonrası, Irak ta yaşanmakta olan gelişmelerde ise

roller tamamen değişmiş durumdadır. Bağdat taki merkezi yönetim, İran ve Rusya

ile birlikte hareket ederek, Irak ın bütünlüğünün korunması için politikalar

ortaya koymaya çalışırken, İsrail ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi nin başını

çektiği akım ise, Türkiye ve ABD yi Kuzey Irak ta yeni yapılanma konusunda ikna

etmeye çalışmaktadır.

Bu denklemin nasıl oluşturulacağı konusunda Türkiye nin

politikaları belirleyici rol oynayacaktır. Kerkük ü de kapsayacak muhtemel yeni

denklemde ise, Türkiye nin stratejik konumu büyük önem arz etmektedir.

Güneydoğu da sürmekte olan operasyonlar karşısında Batı, üstlendiği yeni rol

gereği eskinin tam aksine bir tutumla, Türkiye yanlısı demeç ve uygulamalarıyla

açıktan safını belirlemeye çalışırken, geleceğe yönelik stratejik hamlelerin de

yeni işaret fişeğini ateşlemeye çalışmaktadır.

Bugün, Irak ta mezhep üzerinden politikalar devşirerek

ekonomik kazanımlarını korumaya çalışan Batı, ne yazık ki, Sünni-Şii

çatışmasına zemin hazırlayabilecek yeni politikalar gütmeye çalışmaktadır.

Batı, Irak ta Arapları fiili olarak Şii ve Sünni olarak

mezhep ayrıştırmasıyla bölmeye çalışırken, Kuzeyde de, Kürdistan devleti

ayrıştırmasına gitmeye çalışmaktadır.

Şu sıralar, Türkiye yi PKK politikasında yalnız

bırakmamaya çalışan Batı, Irak ta ise, yeni politik yapılanmada Türkiye nin de

kendilerini yalnız bırakmaması konusunda önemli adımlar atmasını beklemektedir.