İsrailin Mescid-İ Aksa Operasyonu

Abone Ol

İSRAİL güvenlik güçlerinin, “Roş Aşana” (Yeni Yıl) bahanesiyle yeniden Mescid-i Aksa’ya yönelik sözde ‘güvenlik operasyonu’ düzenlemeleri, bizi Antisemitist Édouard Drumont’un, 1890’da yayınlamakta olduğu  La France juive (Jewish France) dergisindeki bir yazısına götürdü. Drumont, o dönemlerde Avrupa’nın altın ticaretini ellerinde tutan Siyonistler için, Fransa dâhil hiçbir ülkenin kendileri için önemli olmadığını, bu nedenle doğup büyüdükleri toprak ve vatanı önemsemediklerini, bunun yerine, kendi Siyonist hedeflerinden başka hiçbir gerçeğin anlam ifade etmediğini yazısında açıkça ortaya koymuştu.

O dönemlerde Avrupa’da kümeleşen Rothschilds, Erlanger, Hirsch, Ephrussi, Bamberger, Camondo, Stern, Cahen d’Anvers gibi uluslararası finans üyeleri, bir yandan servetlerine servet katarken, diğer yandan, İsrail Devleti’nin vücut bulması için Siyonizm apolojisti Theodor Herzl’e para aktarmaya çalışıyorlardı. Cennetmekân Sultan Abdülhamit Han’a İsrail Devleti için teklif edilen paranın kaynağı da buydu. Wickham Steed, ‘Hapsburg Empire’ adlı kitabında benzer konuları vurgulamaktadır. Ona göre, sadece Avusturya’da finans işiyle uğraşan Siyonistlerin oranı 1890’larda %71 idi.

Siyonist İsrail’in adım adım bugünkü duruma gelmesinin en önemli nedeni, arkasındaki bu devasa uluslararası finans gücü idi. Bugün aynı güç İsrail’i korumaya devam etmektedir. İşte bu nedenle, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, birçok kuruluş işgal altındaki topraklarda yer alan Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırıya karşı sessiz durmayı yeğlemektedir.

Siyonistler, Nazi Almanya’sı döneminde kurulan Dachau Toplama Kampı’nı çağrıştıran uygulamalarla, Filistinlileri abluka altına almaya ve psikolojik baskı altında tutmaya çalışmaktadırlar. Bunun en son örneği Roş Aşana (Yeni Yıl) bahanesiyle Mescid-i Aksa’da yaşanan vahim olaydır. Bundan hedeflenen asıl amaç, Mescid-i Aksa’nın bir şekilde yıkılması ve yerine üçüncü mabedin inşa edilmesidir.

5 Haziran 1967’de başlayan altı gün savaşından sonra, Siyonist İsrail’in yaptığı ilk iş, Burak Duvarı’nın alanını genişletmek ve Selahattin Eyyubi döneminden kalan ve vakfiye özelliği olan Mağrip Mahallesi’ni yıkarak ‘Ağlama Duvarı’ alanına eklemesi oldu. Keza, 2004 yılında da ‘Ağlama Duvarı’ndan Mescid-i Aksa’ya geçişi sağlayan rampayı da kapatma yoluna gitmiştir.

21 Ağustos 1969 yılında, Siyonist düşünceyi kendisine hayat tarzı seçen Danis Michael (Michael Rohan), benzer şekilde Mescid-i Aksa’yı yakma teşebbüsünde bulunmuştu. Bu yangın sırasında, Yahudi yetkililerin Mescid-i Aksa suyunu kesmeleri ve itfaiye araçlarının olaya müdahale etmelerini geciktirmeleri dikkat çekici idi.

Benzer şekilde, İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’ya yönelik caydırma ve şiddet hareketlerinin arkasındaki asıl neden, üçüncü tapınağın yeniden inşa edilmesidir. Bu nedenle, murabbitlerin Mescid-i Aksa’da ribat nöbeti tutarken, göz yaşartıcı bomba, gaz ve plastik mermilerle Siyonist işgal güçlerinin saldırısına uğramaları pek tesadüfî olmasa gerek.

Fanatik Siyonistlerin Burak Duvarı’nda münferiden ‘Aliyat’, özellikle Sabth (Cumartesi) günleri Kohanim, Levites ve İsraelites troykasının mevcudiyetinde ‘Aliyot’ okuyarak, bu alanın özgürleştirilmesi ve Mescid-i Aksa’nın yıkılarak yerine üçüncü mabedin kurulması için dualar yapmaları gözlerden kaçmamaktadır.

İsrail, Ortadoğu’da Müslüman’ı Müslüman’a kırdırarak, amacına daha kolay yoldan ulaşmaya çalışmaktadır. İsrail’in bu tehlikeli uygulamalarına gerçek manada irade ortaya koyabilmek için Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerekmektedir. Erbakan Hoca’nın ifadesiyle, Siyonistleri başarıya götüren en önemli neden, çok iyi organize olmaları ve ölünceye kadar  (à la vie et à la mort) hedeflerini gerçekleştirmeye çalışmalarıdır.