‘Yerli tohum üretiyoruz’, ‘İsrail’e domates tohumu satıyoruz’, ‘150 milyon dolarlık tohum ihraç ediyoruz’ Son günlerde tohumla ilgili ülke insanını heyecanlandıracak açıklamalar yapılıyor. Hem de en etkili ağızdan. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bir süredir katıldığı toplantılarda ‘tohumla’ ilgili özellikle ‘vurgulu cümleler’ kuruyor.
Bir Bakanın, kendi sektörüyle ilgili böyle ‘vurgulu cümleler’ kurması kadar doğal bir şey olamaz. Ancak ‘İsrail’e bile domates tohumu satıyoruz!’ diyebiliyorsak işte orada durup bir düşünmemiz gerekiyor. Hiçbir teknoloji istemeyen samanı bile ithal ederken, domates tohumu üzerinden vurgulu bir şekilde ‘İsrail’ örneğinin verilmesi aslında Türkiye’nin tarımda yaşadığı çelişkiyi net bir şekilde ortaya koyuyor.
Doğrudur, TÜİK verilerine göre Türkiye İsrail’e domates tohumu ihraç ediyor. Ancak tohum gibi stratejik bir alanda böyle iddialı cümleler kurabilmemiz için bizim bu konuda önemli bir sıçrama yapmamız gerekiyor.
2002’ye göre bugünü karşılaştırdığımızda tohum firma sayısında ve dış ticaret verilerinde önemli artışlar yaşandı. Bu da doğru… Ancak bugün sayı olarak 700’e ulaşan tohum firmalarından acaba kaç tanesi, ıslah çalışması yapıyor? Kaç tanesinin AR-GE yatırımları var? Ve bu firmalardan kaç tanesi yabancı çeşitlere üstünlük kuracak yerli bir çeşit üretebilmiş?
Elbette bu anlamda üretim, yatırım, çeşit geliştiren firmalarımız var. Ancak bunun sayısı bir elin parmağını geçmez. Diğer yüzlerce firma ya arpa-buğdayla uğraşıyor ya da yabancı tohum firmalarının Türkiye’de taşeronluğunu yapıyorlar. Tohum ticaretindeki aslan payı ise 700 firmanın içinde ‘birkaç tane’ diye azımsadığımız yabancı tohum firmaları alıyor.
Dış ticaret verilerine gelince; 150 milyon dolar tohum ihracatından söz ediliyor. TÜİK verilerine göre bu da doğru. Ancak ihracat kaleminden mısır ve ayçiçeği tohumlarını çıkarın geriye bir şey kalmıyor. Mısır ve ayçiçeği tohumunu da yabancılar üretiyor. Yani Amerikalı Pioner ve Monsanto, Alman KWS, Fransız Limagrain ve İsveç kökenli Syngenta üretip ihraç ediyor biz de tohum ihracatımız arttı diye övünüyoruz!
Burada şöyle bir örnek vermek istiyorum. 2015 yılında Türkiye’nin tohum ihracatı 50 milyon dolar birden düşmüştü. Bu düşüşte mısır ve ayçiçeği tohumlarından kaynaklanmıştı. Yani yabancı firmaların Türkiye’deki üretim planlamalarında ufak bir değişiklik yapmaları tohum ihracatını yüzde 30 düşürmüştü.
Daha bu örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak şunu demek istiyorum. Tohum gibi tarımın en stratejik bir alanında iddialı cümleler kurmadan önce kafamızı iki elimizin arasına alıp düşünmemiz gerekiyor. Tohum ticaretinde aslan payını birkaç tane yabancı firma alırken, ihracatımız yabancıların elindeyken, yabancı çeşitlere karşı üstünlük sağlayacak çeşit sayımız sınırlı iken İsrail’e satılan 50 kg domates tohumu ile övünmemiz, bu konuda kafa yormamız gereken sorunlarımızı halının altına süpürmekten başka bir anlam taşımaz.
Diğer yandan, tohum konusunda ahkâm kesen birliklere de bir bakmak gerekiyor! TÜRKTOB ve TÜSİAB’ın yönetiminde bulunan yöneticilerden bir kaçı dışında acaba kaçının yerli ve milli çeşit diye bir derdi var! Tarım Kredi’nin tohumla ilgili iştiraki olan TAREKS’in Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcısı bugün tohumculuk sektörünün çatı kuruluşu ile alt birliğinin en üst yöneticisi durumundalar. Kişilere takılmak istemiyorum. Ama Tarım Kredi gibi devasa bir çiftçi kuruluşunun iştiraki olan TAREKS sertifikalı tohum üretiminde birçok aile şirketinin bile gerisinde bulunurken ve ürettiği birçok çeşitte yabancıya aitken, biz nasıl oluyor da İsrail’e satılan 50 kg domates tohumu ile övünebiliyoruz?
Bakana, TÜİK’te yayınlanan ihracat rakamlarını sadece kendilerinin piarını yapacak şekilde ‘tek taraflı’ sunum yapanlara sormak gerekiyor; yüzde 100 yerli ve milli hangi çeşidi geliştirdiler veya geliştirilmesine vesile oldular? Önce bunu açıklamaları gerekiyor.
Diğer yandan tohumda Türkiye’nin eli ayağı olması gereken TİGEM’in piyasada sattığı sertifikalı tohumlardan kaçı yeni çeşitlerden oluşuyor? Yani TİGEM piyasada ‘müşteri bulabilen’ yeni çeşit geliştirebiliyor mu?
Her şey bir tarafa, tohum gibi en hassas olan bir sektör, yıllarca yabancı bir tohum firmasının Türkiye’deki taşeron firması tarafından yönetildi!
Sektörün yönetiminde bile isim olarak yerli ama üretim olarak yabancılar etkinken biz ne İsrail’inden bahsediyoruz!
İşte tohumda asıl bunları konuşmamız gerekiyor.
Yoksa İsrail’e A ülkesinden aldığınız bir tohumu da sattığınızda bu da Türkiye’nin ihracatı olarak görülür!