İsrail yola devam

Abone Ol

Bir Allah’ın kulu duymuş mudur acaba Rusya’nın Kafkasya’da ya da Fransa’nın Afrika’da düzen kurucu ülke olduğunu Ya da bugüne kadar İsrail’in bu bölgenin kaderini biz şekillendiririz dediği hiç işitilmiş midir Hayır. Çünkü mesele söylemde birilerini ikna etmekten ziyade, ortaya koyduğunuz icraatlardır. Bakınız Almanya’ya, normalde Ortadoğu politikası var mı acaba diye düşündüğünüz bir ülke olarak, bölgenin en önemli meselesi olan Filistin meselesinde nasıl da kimsenin beceremediği El-Fetih ve Hamas arası uzlaşıyı sağlamıştı! Galiba devlet olmak böyle bir şey.

İsrail geçtiğimiz günlerde yine her zamanki caniliğiyle Müslüman topraklara saldırmaya devam etti. Uzun bir süredir ara verdiğini zannetmeyin, hiçbir zaman durmamıştı ki saldırılar. Üstelik kutsal bir gün demeden, tüm dünyadaki Müslümanların olası tepkilerine aldırmadan devam etti. İslam ülkelerinin içerisinde bulunduğu bahar esintilerinden başlarını kaldıramadığı, kendisinin de tarihinin en rahat ve en güvenli dönemini yaşadığı bir sırada bu tarz girişimler, İsrail’i iyi tanıyanlar için hiç de sürpriz olmamıştır. Ancak buradaki asıl mesele, bölgede yaşanan son gelişmelerin ardından yepyeni ve hiç olmadığı kadar aktif bir dış politika çizgisi takip ettiği söylenen ülkelerin katliamlar sonrası seslerini bile çıkaramamalarıdır. Bu da dünyanın farklı bölgelerinde kendilerinden yardım bekleyen insanlar için büyük bir hayal kırıklığı yaratmaktadır.

Hiç Kimse Sesini Bile Çıkaramıyor

Hadi devlet olmak ile ilgili dış politik iddiaları bir kenara bırakalım, insan olmak ile ilgili yapılan bu zulümlere kayıtsız kalmayı nasıl açıklayacağız İslam ülkelerinde ortaya çıkan ufacık olayları bile ballandıra ballandıra anlatan uluslararası medyanın, bir apartheid devleti olan ve kendi sınırları dışındaki topraklara aralıksız saldırmaya devam eden İsrail söz konusu olunca insan hakları ihlallerini savunma politikaları olarak tanımlaması artık midemizi bulandırıyor. Hadi onları geçtik. Arap Baharı sonrası bölgede yükselen güçler olarak tanımlanan ve bundan sonra bölgenin kaderinde söz sahibi olacağı söylenen Türkiye, İran, Mısır gibi ülkeler bölgedeki manevra alanları daraltılıyorken ve kendileriyle aynı kaderi paylaştıklarını iddia ettikleri insanlara zulmediliyorken nereye kayboldular İç politikada iktidar elden giderken dış mihraklara yapılan yüklenmelerin, dış politikada gerçek bir icraat gerektiğinde yapılmaması ve sadece istihbarat aracılığıyla meselenin üzerine gidiyoruz denmesi gerçekten de ne kadar kayıtsız kalındığının büyük göstergesidir.

Uluslararası ve Sosyal Medyaya Dikkat

Bugünlerde birçok ülkede net bir şekilde karşılaştığımız üzere, uluslararası ve sosyal medya tarihinde hiç olmadığı kadar işin içerisine çekilmiş durumda. Bizde de twitter üzerinden ülke az kalsın elimizden gidiyordu. Diğer yandan bugünlerde kontrolü elinde tutanların en büyük derdi bölgede bir mezhep çatışması çıkarmak gibi görünüyor. Öyle haberler yayılıyor ki, sanki tarih boyunca hiç Haçlı Seferi olmamış, İsrail hiçbir zaman elini kana bulamamış ama tek mesele mezhepler arası gerilim olmuş. Herkesin ağzında bir mezhep çatışmasıdır gidiyor, ama bir önlem almak adına adım atan bir tek aktör yok. Unutmayalım ki bu meseleyi çözen devletler tarih sahnesinde önemli görevler almışlardır. Ne ülke içerisinde ne de bölgesel düzeyde kutuplaşmanın hiçbir tarafa da faydası olmayacağı en fazla konuşulması gereken mevzudur.

İsrail Büyük Saldırı Peşinde

Tüm bölgeye bir bakalım. Ülkeler kendi iç sorunlarından kurtulamıyor, ama diğer yandan mezhepsel gerilim arttırılıyor. Bölgenin öylesine büyük bir çıkmaz içerisinde olduğu iddia ediliyor ki, İsrail’in kimi bölgelere müdahalede bulunup oraları istikrarsızlıktan kurtardığı vakit, tüm Müslümanların da İsrail’e dua edecekleri söyleniyor. İsrail böyle bir ahlaki ön hazırlığı neden yapıyor tahmin etmek çok güç, ancak Suriye’ye önümüzdeki günlerde İsrail öncülüğünde bir operasyon başlatılırsa hiç şaşırmayacağız. Bu doğrultuda Lübnan’da da hükümet ve Sünniler arası ortaya çıkan gerilim kafaları daha çok karıştırıyor.

Gerçek Suçlu Kim

Uzun süredir İsrail öncülüğünde dünyanın dört bir tarafında Müslümanlara yapılan zulümleri kaleme almaya çalışıyoruz. Kendilerinin İslami hareketten geldiklerini iddia eden iktidarlar İslam’ın en büyük meselesi söz konusu olunca liberal devlet politikalarına dönüveriyorlar. Kısa bir zaman önce her gün onlarca evin yıkıldığı Kudüs’te evsiz kalan, eşini çocuğunu kaybeden insanlarla dertleşme fırsatı bulduk. İçeride aslan dışarıda kuzu olan bu iktidarlara haklarını helal etmiyorlar. Ama biz biliyoruz ki birçok Müslüman kardeşimiz de bizim gibi düşünüyor. Bir gün Müslümanlar hakikat yolunu bularak yapılan zulümlere tek bir sesle dur diyeceklerdir. O zamana kadar sözde Müslümanlara biz de hakkımızı helal etmiyoruz.