Peşinen söyleyeyim, bu başlık bana ait değil. Sahibi,
İsrail in önde gelen analizcilerinden Global Research in International Affairs
(GLORIA) adlı merkezin direktörü ve Review of International Affairs (MERIA)
adlı derginin editörü olan Prof. Dr. Barry Rubin e ait. Rubin, Ortadoğu ve
özellikle de Türkiye konusunda yakın çalışmalarıyla öne çıkan ve sistem
içerisinde mutfakta yer alan isimlerden birisi olarak yazıları ve konuşmaları
dikkate alınan bir uzman.
Rubin son olarak Türkiye-İsrail arasındaki özrü ele alan
Did Israel Apologize to Turkey Well, No, Not Exactly başlıklı bir yazı
kaleme aldı. Aşağıda önemli kısımlarını aktaracağım bu yazıda öne sürülen
iddialar, aslında son bir kaç gündür gündemde yer edinmeye başlamış durumda.
Örneğin, Başbakan Netanyahu nun Ulusal Politika Danışmanı Amidror un Gazze
ablukasını kaldırma sözünü vermedik demesinin ardından Jerusalem Post
gazetesinde yayınlanan Türkiye nin Algısı ve Gerçekler başlıklı analizde de
özür ve Gazze ablukasına ilişkin Ankara tarafından yapılan açıklamaların
gerçeğe tam uymadığı iddia edildi.
Benzer iddiaları dile getiren bir önerge de, CHP İstanbul
Milletvekili Emekli Büyükelçi Osman Korutürk tarafından Meclis başkanlığına
sunuldu. Özür mahiyetindeki sözlü
ifadelerin Türkçe ve İngilizce tam metinlerinin nerede olduğunu soran Korutürk;
...İsrail in, Mavi Marmara olayına ilişkin politikası ve gemiye karşı
gerçekleştirdiği harekât dolayısıyla değil, harekâtı icra eden askerlerce
yapılan bireysel operasyonel hatalardan dolayı özür dilemiş olduğu
anlaşılmaktadır. AKP Hükümetinin baştan itibaren İsrail den beklediği özür bu
mudur ve Türkiye, İsrail ve ABD nin katılacağı bir ittifak taahhüdü altına
girmiş midir türünden soruları da Dışişleri Bakanı Davutoğlu na yöneltmektedir.
Dolayısıyla, bir önceki yazımızda da ele aldığımız üzere
özürlü özür konusunda ciddi anlamda bir bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı
söz konusudur. Yıldırım hızıyla, gündeme sürpriz bir şekilde getirilen özür ,
görüldüğü kadarıyla daha çok tartışılacak gibi; özellikle de, Türkiye bölgede
İsrail in bir takım oldu bittileri ile karşı karşı karşıya kaldıkça...
Şimdi Prof. Rubin in kafaları daha da karıştıran
analizine dönelim. Özre giden süreci kısaca özetleyen Rubin, Türkiye nin
taleplerini ve İsrail in verdiği cevabı şu şekilde ortaya koymakta: Erdoğan ın
üç talebi vardı; 1. İsrail açık bir biçimde özür dilemeli, 2. Böylesi bir özür
tazminat ödenmesi için yasal bir sorumluluğu ifade etmeli, 3. Gazze ablukası
kaldırılmalı. İsrail ise bu talepleri reddetti ve bunların yerine şunları
önerdi: 1. Böylesi bir olayın yaşanması ve yaşam kayıpları için üzüntü
bildirilecekti. Bu, Eğer birini gücendirdiysem, üzgünüm demek gibi bir anlama
gelmektedir, 2. İnsani bir jest olarak gönüllü bir şekilde tazminat ödeyecekti
fakat bu durum, ölenlerin ailelerine bir suçluluk pazarlığı olarak
algılanmayacaktı, 3. İsrail, Gazze Şeridine olan politikasında herhangi bir
değişiklik yapmayı reddediyordu. Erdoğan sinirli bir şekilde İsrail in
teklifini reddetti.
Bu anlaşmada Obama nın rolü açık değil. Erdoğan ı ya da
Netanyahu yu zorladı mı Bir ya da her iki tarafa anlaşma yapma karşılığında
bir şeyler vaat etti mi Henüz bilinmiyor. ifadelerini kullanan Rubin; İkili
ilişkilerin iyileştirilmesini de içeren bu anlaşma İsrail in teslim olması gibi
ortaya konuldu. Bu tamamen doğru değil. Bu anlaşma İsrail in pozisyonuna daha
yakın. İsrail in Gazze Şeridi ne olan stratejik politikasında herhangi bir
değişiklik yok. Netanyahu nun ifadesinde özür sözcüğü olsa da, bu doğrudan
Türk halkına veya hükümetine yönelik değildi ve duygularınız incindiyse üzgünüz
demenin bir başka haliydi. Dahası, İsrail Türk vatandaşlarını kasten öldürdüğü
reddetti, ki bu da Erdoğan ın isteğinden oldukça farklı bir durumda, ve
ailelere insani yardım ödemeyi önerdi. tespitiyle de, Türkiye deki ezberleri
bozmaya çalışıyor.
Bunun dışında, Asıl tehlike, bu içinde bulunduğumuz
bölgede oldukça sık rastlanan bir plan türüdür. Basın gelişmeleri duyuruyor,
siyasi liderler ne isterlerse onu söylüyorlar; fakat gerçekte hiçbir şey
değişmiyor. tespitinde bulunan Rubin, yazısına şöyle devam ediyor: Belki de
bu görünen kelime oyunları ve hoşluklar pek çok insanın algısından ya da ilgisinden
oldukça ötede, fakat bu olaya doğrudan müdahil olan herkes neler olduğundan
haberdar. Erdoğan bunun bir Türk zaferi olmadığını çok iyi biliyor - halkla
ilişkileri dışında- her ne kadar İsrail olayın böyle iddia edilmesine karşı
olmayacak olsa da.
Nisan 2012 de kaleme aldığı Arap Baharı Gölgesinde
Türk-İsrail İlişkileri başlıklı yazısında Türkiye-İsrail ittifakının bittiği
açıktır, en azından AKP hükümetinin yaşam süresi kadar. ifadesini kullanan
Rubin in bu son analizindeki şu cümlesi de oldukça çarpıcı: İsrail Türkiye ile
olan gerginliği azaltmaya çalışmaya yönelik oynuyor fakat Erdoğan hükümetinin
artık dost olacağı yanılgısına düşmeden.