Önceki yazımızı, “İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman ‘Hamas ile savaş sadece an meselesidir’ derken, Genelkurmay Başkanı Gantz de yakın gelecekte Lübnan sınırındaki ‘düşmanlarıyla’ yeniden savaşacağını söylemesi bu bağlamda oldukça dikkat çekici” şeklinde bitirmiş ve bunun ne anlama geldiğini bugün ele alacağımızı belirtmiştik.
Her iki açıklamanın ne anlama geldiği üç aşağı beş yukarı belli. Güneyde yeni bir savaş. Fakat bu seferki savaş görünenden daha büyük olacağa benziyor; aktörler ve alan itibarıyla...
Bunun için de fotoğrafa geniş bir açıdan bakmak ve detayları atlamamak gerekiyor. Adım adım gitmek gerekirse... Bu iki açıklama Hizbullah’ı işaret etmekle birlikte, asıl hedefin İran olduğu ortada. İran’ın Hizbullah üzerinden bölgede etkinlik arayışları ve başta Lübnan olmak üzere, Suriye ve Irak’ta “Direnç Cephesi”nin önemli bir aktörü olarak örgüte verdiği destek ortada.
Dolayısıyla, Irak’ta Bağdat’taki yönetimde “görünmez el” olarak ön plana çıkartılan ve Suriye’de Esad rejimini koruma adına muhalif güçlerle olan savaşta, IŞİD ile yürütülen mücadelede generallerini kaybeden İran, aynı zamanda güneyde Yemen’de gerçekleştirdiği operasyonla da bölgeye yönelik ciddi bir tehdit olarak lanse ediliyor. Ve bu tehdit algısı, Ortadoğu’yu adeta İsrail liderliğinde büyük bir savaşa sürükleyecek gibi görünüyor.
İsrail’in “Yeni Müttefikleri”...
Bu savaşta İsrail yalnız olmayacağa benziyor. Doğrudan ya da dolaylı ittifaklar ile İsrail bölgeyi yeni bir dizayna sokmak ve “İsrail Ortadoğusu”nu inşa etmek istiyor. Şu an için bunun önündeki en önemli engel, ilginç olmakla birlikte, Obama ABD’si ya da “ABD Ortadoğusu”...
Bunun için İsrail’in öncelikle Obama vetosunu kaldırması gerekiyor. Obama-Netanyahu ikilisi arasındaki kriz, her ne kadar şahsi birer meseleymiş gibi yansıtılsa da, kavganın asıl nedeni ABD-İsrail’in “Yeni Ortadoğu” noktasında yürüttüğü hâkimiyet mücadelesi. Bir diğer ifadeyle, “İngiliz Ortadoğusu”nun “Yeni Efendisi”nin kim olacağı meselesi...
İsrail, bu bağlamda Kuzey Afrika’dan İran’a kadar uzanan çok geniş bir alanda büyük bir savaşı başlatmak niyetinde. İran’ın; Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen üzerinde artan etkinliği ile IŞİD’in Libya ve hatta Kuzey Afrika içlerinde etkinlik arayışları ve Tunus’un Cezayir sınırı yakınlarında cihatçı oldukları belirtilen kişilerin “tekrar” ortaya çıkışı, Netanyahu ve şahin ekibine fazlasıyla birer gerekçe ve bölgesel destek imkânı sağlıyor.
Bölgesel desteğin başında ise, hiç kuşkusuz Suudi Arabistan ve büyük ölçüde diğer Körfez ülkeleri geliyor. Bunun dışında Ürdün ve Mısır’ı da burada göz ardı etmemek gerekiyor elbette...
İsrail’in bölgede yürüttüğü siyaset sadece bu ülkeler üzerinde etkili değil. Bölgedeki örgütler üzerinde de oldukça etkili sonuçlar vermişe benziyor. İhvan hareketi sonrası şimdi de Hamas hedefte. İhvan’a “sopa politikası” uygulanırken, Hamas’a hem havuç hem de sopa politikası birden uygulanıyor.
Halit Meşal’in bu ay içerisinde gerçekleşmesi beklenen İran ziyaretini iptal etmesi bu açıdan oldukça dikkat çekici. İran-körfez arasında mali destek için gidip gelen Hamas, öyle anlaşılıyor ki bir kez daha Körfez diyor. Bu bağlamda Suudi Arabistan ve Katar’ın bir kez daha devreye girdiği görülüyor.
Mısır “Yeni Ortadoğu”nun lejyoner gücü mü
Ve Mısır... Dikkatinizi çekti mi, askeri darbe sonrası bu ülke Körfez’in verdiği paralarla hızlı bir şekilde silahlanıyor ya da silahlandırılıyor. En büyük silah tedarikçisi ülkeler ise ABD, Rusya ve son dönemde devreye giren Fransa.
Oysa bu ülke ciddi bir ekonomik kriz içerisinde. Silahtan önce ekmeğe ihtiyacı var. Büyük bir savaşı finanse edemeyeceği ortada. Ama Mısırlı generaller “savaş” diyor ve koalisyon çağrısı yapıyor. Peki, bu savaş gerçekten sadece IŞİD’e karşı mı olacak Elbette değil! Çünkü ortada farklı bir oyun var.
Nasıl bir oyun mu
Bir sonraki yazımızda...