İsrail, Ortadoğu’da yeni cephe peşinde

Abone Ol

Netanyahu kabinesinde üç bakanla temsil edilmekte olan İsrail’in Ortodoks dini kimlikli Siyonist Ha Bayit Ha Yehudi (Yahudi Yurdu) Partisi’nin Knesset (parlamento) üyesi Bezalel Smotrich’in önceki gün Başbakan Netanyahu’yu Filistin konusunda korkaklıkla suçlaması dikkat çekici olmuştur.

Bezalel Smotrich, açıkça işgal altındaki topraklarda Filistin İdaresi’nin yer alamayacağı, Büyük İsrail’i (Eretz İsrael) hedeflediklerini ifade etmesi, Siyonist anlayışın iç toplumsal sorunlara ve Filistin sorununa bakış açısını ortaya çıkarmaktadır. Daha önceden de doğum hastanelerinde doğum sonrası Filistin ve Yahudi annelerin odalarının ayrılmasını savunan ve Nisan 2016’daki tweetleri ile muhalefet lideri Isaac Herzog ve kendi lideri Naftali Bennett’in bile tepkisini çeken Smotrich’in, ‘ezan yasağı’ görüşmeleri arefesinde Filistinlileri yok sayan açıklaması yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasından pek farklı olmasa gerekir.

Benjamin Netanyahu’nun, daha önceden defalarca vurguladığı üzere; işgal toprakları üzerinde Filistin Devleti’nin yer almayacağı münhasır bir ‘İsrail Devleti’ çözüm anlayışlı yaklaşımı Ha Bayit Ha Yehudi Partisi’nin anlayışıyla büyük ölçüde örtüşmekte olduğu Smotrich’in açıklamasıyla bir kez daha teyit edilmiş oldu. Uçurum uçurumları çağrıştırır (abyssus abyssum invocat) özdeyişi Siyonist zihniyetin benzer yaklaşımını gözler önüne sermektedir.

İsrail, uzun erimde (vadede) Filistin konusunda köklü değişim yaşamak istemediği, farklı siyasi partilerin Başbakan Netanyahu ile aynı paralelde politik yaklaşım göstermekte olduklarından ortaya çıkmaktadır. Bu vahim gelişmeler üzerine, iyice dağılmış olan İslam dünyası tarafından önlem niteliğinde ne gibi adımların atılabileceği ise tartışmaya açık bir konu niteliğindedir.

Ortadoğu’da, aralarında Ürdün ve Türkiye’nin de olduğu ülkeler, politik durağanlıklarını bir türlü aşamayarak, seyyal bir nitelik taşıyan kamuoyunun kendilerine verdiği desteğin dışına çıkarak, İsrail’den güç alma anlayışına girmeleri politikaları açısından büyük tutarsızlık oluşturmaktadır.

Artık siyasi konjonktürde meydana gelen bu ani kaymalar ışığında, yeni politik şekillenmeleri de İsrail oryantasyonlu bir bağlamda ele almak gerekir kanısındayız. Özellikle, İsrail politikaları konusunda çifte standartlı tutarsız politikalar sergilemekte olan iktidarlar, bu politikalarıyla kendi seçmenleri açısından tahammül edilmesi güç bir durum ortaya çıkarmaktadırlar.

2007’den beri Gazze’yi abluka altında tutan ve burayı açık bir cezaevine ve dünyadaki en büyük mülteci kampına dönüştüren İsrail yönetimi, Lehi’de bin Filistinliyi öldürdüğüne inanılan ve Judges’te bahsi geçen Şemsun anlayışı çerçevesinde hâlâ, Siyonistler için barışı, Filistinlileri yok etmekte gören anlayışa sahip olup, hâlâ köhne Pagan anlayışlı Şemsun fikriyatıyla Filistinlileri yok sayan bir anlayışı ortaya koymaya çalışmaktadır.

Bütün bunlara rağmen İsrail, bir yandan Filistin sorununu yok sayan bir anlayışla hareket ederken, diğer yandan ise, İran tehlikesini ortaya koymak suretiyle, Sünni dünyasının önemli ülkeleri konumundaki Mısır, Ürdün, Türkiye, Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri ile İran’a karşı ortak bir strateji dâhilinde yeni politika geliştirme ve uygulama zemini üzerinde faaliyet sürdürmeye çalışmaktadır.

Özellikle Türkiye’nin siyasi konjonktürü ve jeopolitik yapısı, böyle bir yolun ihtiyarını zaten zorunlu kılmamaktadır. Türkiye, şimdiye kadar Ortadoğu’nun batıya açılan en önemli kapısı niteliğinde iken, bu sefer, ayrışmalı politikalar yüzünden salt İsrail’in batıya açılan kapısı olma durumuyla karşı karşıya getirilmeye çalışılmaktadır.

Ortadoğu’da stratejik çıkarlar hassas bir dengede adeta bıçak sırtında iken, Türkiye’nin İsrail ile diplomatik ilişkilerini giderek güçlendirmesi, uzun vadede Türkiye’nin yeniden tarihi bir fenomeni canlandırmaya yöneliktir. Ortadoğu’daki çıkarların İsrail çıkarlarına feda edilmesini amaçlayan kaygan zeminli bir politikanın ileride Türkiye ve diğer Ortadoğu ülkeleri açısından nasıl sonuçlar doğuracağı konusunda ince hesapların yapılıp yapılmadığı hususu doğrusu düşündürücüdür.