Mavi Marmara olayı ile ilgili olarak İsrail Başbakanı
Netanyahu nun Türkiye den özür dilemesi büyük bir diplomatik başarı, hatta
İsrail in dize getirilmesi olarak takdim edildi. Buna karşılık İsrail in bir
takım gizli niyetlerini hayata geçirebilmek için tamamen stratejik olarak özür
dilediğini söyleyenler de oldu. Kısacası İsrail in bu tavrının samimiyetten
uzak olduğuna dikkat çekildi. Biz de bu görüşte olanlardanız.
Bir defa ortada uluslararası sularda tamamen silahsız bir
gemideki silahsız insanlara karşı sergilenmiş bir korsanlık vardı ve 9
insanımız hayatını kaybetmiş, çoğu da yaralanmıştı. Kısacası böylesine bir
tavrın bir özür dileme ile telafi edilmesi ve unutulması mümkün değildi. Bunun
uluslararası platformlarda hesabının sorulması gerekiyordu. Bu olmadı. Zaten
özür dilemenin hemen arkasından Suriye ye yönelik İsrail uçaklarının saldırısı
da yapılanın bir strateji gereği olduğunu gösteriyordu.
Bu noktada geçen pazartesi günü yayınlanan bir habere temas
etmek istiyorum. Haber nedense fazla ilgi görmedi, ses getirmedi. Şahsen bu
habere yalanlama, KKTC ve Türkiye den tepki gelmesini bekliyordum. Türkiye hiç
sesi çıkmazken, KKTC den gelen açıklamada olaya tamamen gelir açısından
bakıldığı, parayı bastıranların İsrailli, İngiliz ya da Rus olmalarının önemli
olmadığı belirtiliyordu.
KKTC toprağındaki sitede Türkilerin ev alması yasak
başlığı altında verilen haberde, İsrailli iki şirket, İskele bölgesinde
Akdeniz e sıfır kasabalara 1500 villa yaptı. Türklere satış yapılmıyor
deniyordu. Haberi okuyunca Olmaz böyle şey dedim ama aradan geçen bir haftaya
rağmen tekzip eden bir açıklama gelmedi.
Haberin içeriğinde de, Türk avukatlar üzerinden 443 paravan
şirket kuran İsrail ve İngilizlerin Girne, Magosa, Güzelyurt, Karpaz, Tatlısu,
Dipkarpaz, Büyükkonuk, Bahçeli ve Sadrazamköy de arazi satın alarak buralara
lüks siteler inşa etmeye başladıkları belirtiliyordu. Ayrıca İsrailli iki
şirketin ise KKTC Maliye Bakanlığı nın teşvikiyle Kıbrıs ın Türkiye ye bakan
Dip Burun kısmında bulunan İskele bölgesinde 30 dönüm arazı satın aldığı,
buralarda Akdeniz e sıfır olan yerlerde villalar inşa etmeye başladığı, yapımı
tamamlanan 1500 villanın satışa çıkarıldığı, ancak firma yetkililerinin
Türklere satış yapılmayacağını açıkladıklarına dikkat çekiliyordu.
Türkiyeli ve Kıbrıslı bazı Türklerin villa satın almak için
başvurdukları ancak aldıkları cevap karşısında şaşkına döndüklerini sanıyorum
söylemeye bile gerek yok.
Peki yabancılar KKTC de neden toprak almak için yarışıyorlar
ve buralardaki konutlar Türklere satmıyorlar
Haberde bu sorunun cevabı da var. Yabancıların uluslararası
sularda hak sahibi olmak için KKTC de toprak satın alarak villalar diktikleri,
buna karşılık KKTC yönetiminin para gelsin diye buna ses çıkarmadığı yorumu
yapılıyor.
Kısacası, İsrail in Türkiye den özür dilemesinin bir
aldatmaca olduğunu söyleyenlerin haklı olduğu bu vesile ile de görülmüş oluyor.
Tüm adımları bir plana göre atan İsrail için önemli olan kilitlenilmiş olan
hedefe ulaşmak. Bu yolda bazen vuracak bazen geri adım atıyormuş görünerek özür
dileyecek. Önemli olan bu İsrail gerçeğini görmek, bir takım gönül alma ve sırt
sıvazlamalara aldanmamak. Aldanılması halinde bugün için Güney Kıbrıs
açıklarında gaz ve petrol aramaları yapan İsrail in bir süre sonra KKTC
açıklarında da hak iddia etmesi kimseyi şaşırtmamalıdır. Bu noktada İsrail e
kızmanın da fazlaca bir anlamı olmaz. Onlar kendi çıkarlarını düşünüyor, buna
uygun hareket ediyorlar. Önemli olan bizim çıkarlarımızı ne ölçüde
koruduğumuzdur.