İsrail ile sarmaş dolaş olmak damdan düşercesine bir olay...

Abone Ol

Milletimizin ABD den daha fazla nefret ettiği, eli kanlı bir teokratik devletle samimi bir dost olmak...

Hem de Şimon Perez e "TBMM mizde, en fazla müsaadeye mazhar devletlerin başkanına gösterilecek yakınlığı göstermek, ona Meclisimizde konuşma hakkı vermek..."

Yani halkımızın deyimiyle herkese "yaşa ki neler gele başa" ya da "Daha neler Buda mı başımıza gelecekti dedirtecek bir hata.

Sofu soğan yemezmiş amma yerse, kabuğunu bile koymaz; yani kabuklarını bile yermiş, yapılan iş bu derece abes...

Belli ki Türkiyemizin, ileriye dönük, asırların ötesine uzanan bir dış politika planlaması yok. Gelen ağam, giden paşam eyyamgüderliğinin kol gezdiği bir ülkeyiz.

"Laisse Fer, Laisse Pase" yani bırakınız ne yaparlarsa yapsınlar, nereden nereye geçmek isterlerse geçip gitsinler kuralını uyguluyoruz.

İnsanımız, 5 Kasım da yapılan Erdoğan-Bush konuşmasını bile henüz içine sindiremedi. Millet bu şoku atlatmadan, al sana bir ikinci şok...

Görülüyor ki Sayın Gül, soyadının gereğini, her gelenin yüzüne gülmek, gülmenin de ötesinde, sarmaş dolaş olmak şeklinde yorumluyor. Gül ün yaklaşım tarzı herkese "O da anamdan daha safmış be canım" dedirtecek şekilde...

Nasreddin Hoca, kadılık yaptığı dönemde, bir dâvâcı gelmiş, hoca onu dinlemiş, evet sen haklısın demiş. Arkasından dâvâlı olan gelmiş, savunmasını anlatmış, onu da dinlemiş ona da, sen haklısın demiş. Perde arkasından olayı dinleyen Hoca Efendi nin karısı, dayanamayarak müdahale etmiş:

-Bre Hoca, sen ne biçim kadısın, hiç aynı dâvâda iki haklı olur mu diye çıkışmış. Hocanın cevabı, "Karı sen de haklısın" şeklinde olmuş...

Hiç böyle bir dış politika gördünüz mü

Şimdi cevapsız kalacak sorulara geçelim:

1- İsrail, Türkiye yi de içine alan, Arz-ı Mev ud bölgesini (yani Fırat ve Nil vadilerini içine alan sahayı ele geçirmekten (istilâ etmekten) vaz geçti mi Hayır.

2-Sabra-Şatilla da bir kaç bin Müslümanı, gözünü kırpmadan katleden ve dünya kamuoyunun inadına özür bile dilemeyen bu İsrail değil mi Evet.

3-Hâlâ sebepsiz yere, Filistin de, Gazze de su gibi Müslüman kanı akıtmaya devam eden ve bundan sadist bir zevk duyan İsrail liderleri değil mi Evet.

4-Kuzey Kore ve İran belki nükleer silâh yapar iddiasını, ABDile birlikte öne sürerek, ABD ile birlikte İran a saldırmaya hazırlanan İsrail-ABDikilisi değil mi Evet.

5-Böyle davrandığı halde, ABD den sonra, gizlice kuralları çiğneyerek, nükleer bomba stoku yapan ülke İsrail değil mi Evet. "Hem de kimseye hesab vermeden..."

6- Ülkemizi bölmek için ABD ile işbirliği halinde, Kuzey Irak ta Barzani ye korsan bir devlet kurduran ve bu devletin peşmergelerini bize karşı eğiten İsrail değil mi Evet, evet, evet...

Bu kadar sabıkalı, bu kadar acımasız, bu kadar Birleşmiş Milletler Teşkilâtı nın verdiği kararları çiğneyen başka bir ülke var mı Hayır yok.

Bütün bunlara başka sabıkalar da eklenebilir.

Peki öyleyse, niçin milletimizin büyük çoğunluğunun, istenmeyen devlet saydığı İsrail ile el sıkışıyoruz, TBMM nin çatısı altında milletin inadına inadına, İsrail in Cumhurbaşkanını baş tacı yapıyoruz, konuşma hakkı veriyoruz

Bu davranış herşeyden önce, yaratılışımızda mevcud, hak, adalet, insaf, vicdan hasletleriyle bağdaşmaz, bu kavramlara ters düşer..

Bu ve buna benzer zigzaglar bırakınız İslâm ülkelerini; olayları tarafsız açıdan izleyen, devletlerin bütün siyasileri ve devlet adamları indinde, devletimize karşı olan itimadı ortadan kaldırır, prestijimizi itibarımızı büyük ölçüde zedeler.

Üstelik, şu önümüzdeki haftalarda İran ı vurmaya hazırlanan ABD-İsrail ikilisine Türkiye nin de üçüncü mütecaviz ülke olarak katılacağı izlenimini uyandırır.

Böyle bir çılgınlığa ise ne Türk kamuoyu hazırdır, ne de dünya kamuoyu. TBMM bu isabetsiz politikaya el koymalıdır. Bu politikanın düzeltilmesi için gereken girişimlerde bulunmalı, gereken kararları almalıdır.

Şimdilik söyleyeceklerimiz bundan ibarettir. Gelişmeleri milletçe dikkatle izlemeye devam edeceğiz vesselam.