İsrail yine kudurdu. Tıpkı geçmişte olduğu gibi, hava saldırılarıyla mazlum Filistin halkına ölüm kusuyor.
Acı her tarafı sarıp sarmalıyor. Aslında bu acının tarifi yok.
Filistin halkı acıyı yaşamıyor, çünkü ölüyor, şehit düşüyorlar.
Aslında acı bir anlamda insanı ayakta tutan bir güçtür. Bu acılar yaşanmasa Filistin halkı ayakta duramazdı.
İsrail yönetimine kim gelirse gelsin, hangi başbakan koltuğa oturursa otursun, Gazzeye saldırılar sürecek.
Barış, İsrailin en çok kullandığı ama hiçbir zaman uygulamaya koymadığı bir ütopya.
Ancak zaman zaman kendi gazetelerinde bazı operasyonların bir "hata" olduğunu söylerler, sonra da ne bir özür dilenir ne de bir tazminat ödenir.
Mesela İsrail, Kassam Tugayları Komutanı Ahmet el-Caberiye yaptığı suikastın, stratejik bir hata olduğunu söyledi.
Haaretz gazetesi yazmış, diyor ki:
"Tecrübeyle sabittir ki, direnişin siyasi veya askeri liderlerini tasfiye etmek çözüm değildir. İsrail ordusunun Kassam Tugayı El-Caberiye düzenlediği suikast büyük bir stratejik hata olabilir."
Peki, bu operasyon bir hata ise, niye hâlâ mazlum sivil halk bombalanıyor
Birleşmiş Milletler her zamanki gibi "kararlılığıyla"(!) yine acil önlemler alınması yönünde çağrıda bulundu. Sağolsun o kadar hızlı davranıyorlar ki, doğru dürüst İsraile kınama cezası bile verilmedi.
Acaba İsrail, Arafatın şüpheli ölümünü araştırmak için görevlendirilen Fransız heyete izin vermemesi sebebiyle yükselen tepkiyi azaltmak için mi bu saldırıyı gerçekleştirdi Ki, dikkatleri başka yöne çevirmeyi amaçlıyor olabilir. Yoksa Arap Baharı yaşanan ülkelere mesaj göndererek, özellikle Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursiye baskı kurmayı mı amaçlıyor
Zira İsrailin girişimlerine rağmen, Mursi, ikili ilişkileri geliştirmeye pek istekli değil. İsrail yönetimi, ilişki kurmadan tehditlerinin bir anlam ifade etmeyeceğini biliyor.
Her türlü girişime rağmen, işgal yönetimiyle ilişkileri düzeltmeye yanaşmayan Mısırı zayıf ve güçsüz göstermek isteyen İsrail yönetimi bölgedeki tek güç olarak kalma hayalini sürdürüyor.
Filistinli gruplar İsrailin bu saldırılarını iyi okumalı. Tahriklere kapılmamalı ve bu saldırılara karşı fazla kan dökülmeden yeni saldırılara zemin hazırlamamalı.
Gerçi, İsrail hep saldıran taraf oldu. Geçmişe baktığımızda bunu çok açık ve net görebiliriz.
İsrail kuruluşundan bu yana, o kadar çok katliam gerçekleştirmiş ki... Mesela
İsrail önce Safsaf köyüne girerek katliamın startını verdi. Bilanço 70 ölü. Aynı gün El-Halildeki Davayima köyünde 80 Filistinliyi katletti...
67 kişinin öldürüldüğü Kibya köyüne baskını Ariel Şaron yönetmişti.
Ardından Küfr Kasem isimli köydeki katliamda 49 kişi, yani kadın ve çocuklar katledildi.
Samu köyüne giren İsrail sinek vurur gibi 18 Filistinliyi vurdu ve köyü yerle bir etti. Ardından İsrail uçakları 15ten fazla Filistin köyüne havadan napalm bombası yağdırdı. Resmi rakamlarla 56 kişi feci şekilde can verdi.
Ardından İrbid şehri bombalandı 30 ölü... Mavi Marmaranın benzeri bir saldırı da ABD askeri uçak gemisine yapıldı. Ölü sayısı 34, yaralı sayısı ise 177... Aradan geçen yıllara rağmen, ABD başkanları bu saldırının hesabını soramadı.
İsrail, Libya Havayollarına ait bir uçağı düşürdü. 107 yolcu ne olduğunu anlayamadan öldü. İsrail yine rahat durmadı ve Mısırdaki bir okulu bombaladı: 46 çocuk öldü. Suriyedeki bombardımanda ise en az 200 kişiyi öldürdü. (Kaynak: Cumhuriyet Haber Portalı)
1946de Kral Davud Oteline düzenlediği saldırıda, aralarında İngilizler, Araplar ve Yahudilerin bulunduğu 96 kişi katledildi.
İsrail örgütü olan Irgun, 1948de Deir Yasin köyündeki katliamında ise 254 Filistinlinin kanına girdi. Katliamın etkileri uzun süre unutulmadı.
Daha sayalım mı
-26 yıl sonra filmlere konu olan ve Beyrutta 1 yıl önce düzenlenen hava saldırısında tam 300 kişi öldürüldü. Sabra ve Şatillanın etkileri henüz silinmemişken, İsrail, 1990 yılında Kudüste yeni bir katliama imza attı.
-Mescid-i Aksa kavgasına tutuşan Yahudiler ve Filistinliler arasında çıkan olaylarda İsrail, Filistinlilere ateş açtı: 30 Filistinli can verdi.
-1996da Lübnandaki Kana mülteci kampına düzenlenen kanlı saldırıda çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 109 kişi şehit düştü.
-Tarihin en büyük katliamlarından birini işleyen zorba devlet bu sefer 2002de Ceninde cinayet işledi. Cenin mülteci kampına zırhlı birliklerle saldıran İsrail, 1300 sivili gözünü kırpmadan katletti.
-2006da İsrail uyduruk bir bahaneyle, tam bir ay boyunca Lübnanı bombaladı. Binlerce sivil öldürüldü, Beyrut tanınmaz hale geldi.
-2010da İsrail, Gazzeye yardım götüren Mavi Marmara gemisine havadan helikopterle indirme yaptı. Barış gönüllüsü 9 kişi şehit düştü. Saldırı sadece bizi değil, tüm dünyayı şoke etti.
Biliyorum. İsrailin kanlı bilançosunu yazarken biz yorulduk. Ama İsrail kan dökmeye doymadı ve hâlâ dökmek için fırsat kolluyor.
Maksadımız; İsraili masum gösteren medyaya inat, bu kanlı bilançoyu tekrar yayınlayıp zihinlere nakşetmek istiyoruz.