İsrail ‘dünyayla dalgasını geçerken‘, ABD‘li yetkililer çok ‘öfkeli‘. Clinton‘ın telefon açıp Netanyahu‘ya ‘fırça çektiğini‘, İsrail Başbakanı‘nın meseleyi incelemek üzere komite kurduğunu okuyoruz.
İster ismez akla şu sorular geliyor: İki devletli çözümden bahseden İsrail‘in kutsal toprakları diğer sakinleriyle paylaşmaya niyeti var mı? Obama yönteminin bu konuda netice getirebilecek hakiki bir teşebbüste bulunması mümkün mü? Arap Birliği‘nin arkasında doğru düzgün duramadığı 2002 tarihli barış planı ortadayken, bu saatten sonra dolaylı müzakerelere sahte desteğini sunması ne mana taşıyor?
Bugün İsrail, Filistinlileri alenen Doğu Kudüs‘ten atar, Batı Şeria‘ya iyice yerleşirken, Gazze‘de 1.5 milyon insan neredeyse 1000 gündür tecrit altında. ‘Barış süreci‘ diye anılan Oslo‘dan beri Batı Şeria‘daki yerleşimlerin sayısı ikiye katlandı. Sadece 2008‘de 5 bine yakın Filistinli şu veya bu gerekçeyle Doğu Kudüs‘ten ‘atıldı‘. Netanyahu ‘İsrail‘in haritadan silinme tehdidi altında olduğunu‘ söylüyor, lakin, bu tablo Filistinlilerin ‘haritadan silinmekte olduğuna‘ işaret. Bu durumda Filistinlilerin yapması gereken gayet açık. Madem iki devletli çözüm diyorlar, hiçbir işe yaramayacak, sembolik kalacak olsa dahi bugün hemen şimdi bağımsız devlet ilan etmek, davalarını başka bir aşamaya taşımak. Sonrası Allah kerim!..