İslam, koyduğu
ilkeleri ile hayatımızın bir denge üzerine kurulmasını sağlıyor. Söz konusu
ilkeler neleri yapıp neleri yapmayacağımızı beyan ederek hayatımızı
kolaylaştırıyor. Yapılması gereken şeyler helal sınırları içinde, yasaklanan
şeyler ise haram sınırları içinde yer alıyor.
İsraf bu dengeyi bozarak hayatımızı çıkmaza sokuyor. Zira
israfı sadece maddi bir ziyan olarak göremeyiz. Bilinmelidir ki, İslam ın
tasvip etmediği her şey, insanın fıtratıyla da uyumlu değildir. O yüzden dinin
ilkelerini ihlal eden bir kişi sadece maddi kayıplara değil manevi kayıplara da
duçar olmuştur.
İsrafın büyük boyutlara ulaştığı hatta sıradanlaştığı bir
çağda yaşıyoruz. Çocuklar ekmek ve zaman israfını aile ortamında büyükleri
modelleyerek öğreniyorlar. Eskiden tabakta kalan kırıntıları tek tek toplar,
bunu yapmadığımız takdirde israfa yol açabileceğimizi bilirdik. Sofra bir eğitim ortamıydı. Sofraya besmele
ile başlar, yemekte başkalarının haklarına riayet eder, yemeği dua ile
tamamlardık. Bütün bunlar sıradan hayatımızın içinde gerçekleşir ve nasıl
davranacağımızı burada öğrenirdik.
İslam ın kuvvetle üzerinde durduğu kaideleri sıradan,
bildik ilkeler olarak görülüp küçümsememeliyiz. Zira yemeğe besmele ile başlayan bir çocuk, kendisine verilen nimetleri
israf etme hakkına sahip olmadığını öğrenir. Sofrada diğerlerinin haklarına
riayet eden çocuk gündelik hayatta insanların haklarını gasp etmez, adildir
paylaşmayı sever. Sofradan kalkarken dua eden çocuk sorumluluklarının farkına
varır. Çocuklarımızı nasıl davranmaları ve nasıl yaşamaları gerektiği konusunda
bilgilendirebilmek için sınırları çizilmiş programlara ihtiyaç yoktur. Bunu
çocuğa aile içinde doğal yollarla verebiliriz.
İsraf birey ve toplumların yıkılmasında en büyük
etkendir. Zira israf edilen her şeyde diğerlerinin hakkı vardır. Hayatımızı
devam ettirebilmek için yiyip içmek ve uyumak zorundayız. Fakat bu konuda
itidal sınırlarını aşmamalıyız. Hz.
Peygamber, İsraf etmemek ve böbürlenmemek şartıyla yiyiniz içiniz ve
giyininiz buyurmaktadır.
Malik bin Dinar, üç şeyin kalbi öldüreceğini söyler.
Bunlar, çok yemek, çok uyumak ve çok konuşmaktır. İbrahim Nehai (R.A.) ise
şöyle buyurur: Sizden öncekiler üç hasletleri sebebiyle helak oldular. Bunlar
da çok konuşmak, çok yemek ve çok uyumaktır. İsrafın her türlüsü
yasaklanmıştır. Zira hayatımızın dengesini bozmakta ve bizi bulunduğumuz
koordinattan alaşağı etmektedir. O yüzden, ne zaman israfına, ne de ekmek
israfına fırsat vermemeliyiz.