İsraf azaltır, istişare çoğaltır

Abone Ol

Sivil toplum dünyanın en hızlı gelişen sektörü olsa da bu hususta ülkemizin alacağı çok mesafe var. Son yıllarda ticari girişimcilik iyi bir mesafe kat etse de sosyal girişimcilikte alınacak yol uzun. Üstelik kısmen sermayeden yemeye de başladık. Çünkü gönüllü insan bulmak zorlaşıyor. Bulunsa da gönüllülük kaynakla buluşturulamadığından istenen faydaya bir türlü ulaşılamıyor.

Sivil toplum kuruluşları aslında devletin ayıbını örtmektedir. Ancak son dönemde sorun odaklı sivil çalışmalar yeterli düzeyde desteklenemedi. Çünkü kültürel kodlarda kurulmuş STK’lar kültürü aşıp çözümü konuşmakta yol alamadı ve bu yüzden de farkındalık oluşturulamadı ve insan kaynağını verimli kullanılamadı. Herkesi kuşatmak için “iş” odaklı çalışmalar arttırılmalıdır.

Gönüllü olanın uykusunu kaçıran bu gelişmeler olumlu bir sürece doğru nasıl yönlendirilebilir Öncelikle, karar alma mekanizmaları ve STK’ların diyaloğu geliştirilmeli ve ihtisaslaşma sağlanmalıdır. Bu konulardaki başarılı il STK tecrübeleri aktarımlarına medyada yer verilmelidir.  Ulusal düzeye erişemeyecek kuruluşlar, bölgesel problemleri ortadan kaldıracak başarılı uygulamalara yönlendirilmelidir. Çalışmaların sadece dernek başkanları tarafından değil, üye ve taraftarları tarafından sahiplenmesine yönelik eğitimler verilmelidir.

Sivil toplumun eşik sorunu ise, derneklerin kuruluş aşaması ile yürütme aşaması zorluklarının farklı olmasıdır. Bu farklılık, yeni fikirler devreye alınmadan çözülemediği için kısır döngüyü başlatmaktadır. Kısır döngü aşılamadığında da, güvendirme ve inandırma problemi yaşanmaktadır. Halbuki yeni fikirler sayesinde aidiyet ve itibar yönetimi sağlanacak, derneğin cazibesini arttırmaya yönelik çalışmalar hız kazanarak çıta yükselecektir.

Bu amaçla, yol haritası destek programları yapılmalı ve üniversite ile şehir arasında kopukluklar da bu yolla çözüme kavuşturulmalıdır. Belediye ya da kamu kuruluşlarının STK’ların faaliyet alanında hizmet etmesi yerine STK’ları destekleyerek çalışmalarını yürütmesi çok daha uygun olacaktır. Bu adımlar bir birine bağlanmadıkça dernekler çoğalsa da artı bir katkı sunması zor olacaktır.

Sivil toplum yukarıdan aşağı değil aşağıdan yukarı geliştirilmelidir. Bunun için; resmiyeti aşacak uygulamalara ihtiyaç duyuluyor. Saha tecrübesi olan insan kaynaklarının iller arasında transferinden tutun da mobil destek uygulamalarına kadar bir çok uçuk çalışmalar yapılmalıdır. Sivil toplumun proje üretme dışında da güçlü olabileceği yeni parametreler oluşturulmalıdır. İktisadi işletme kavramı yerel unsurların da katkısını sağlayacak şekilde geliştirilmeli bu hususta uluslararası örnekler incelenmelidir.

Sivil zorlukları aşmak; sosyal girişimciliğin en az ticari girişimcilik düzeyinde teşvik ve desteklenmesine bağlıdır. Gerçek faydayı sağlayacak adım: sivil toplum çalışmalarını taktik düzeyde değil, batıdaki gibi stratejik düzeyde ele almak olacaktır. Bu ise, anlam arayışına yönelik uygulamalara yer verilmeye başlamakla gerçekleşebilir. Bunun için de, birbirimizin enerjisine ihtiyacımız var. Çünkü israf azaltır, istişare çoğaltır.