Gelin dünyayı düzeltmek yerine biz önce kendimizi düzeltelim. Eşimiz, çocuklarımız, ana ve babalarımız, arkadaşlarımız, komşularımız ve dostlarımızla nasılız Bir gözden geçirelim ve İsra suresindeki ayetlere göre kendimizi ayarlayalım.
Anne-babanızı seviniz, hizmetinde kusur etmeyiniz, kızdığınız zaman içinize atınız ve içinizin kızgınlık ateşini "Öff" diyerek dışarı çıkartmayınız.
Yakınlarınızı gözetiniz. Çevrenizdeki fakirlere yardım ediniz ve Rabbin sözüne kulak veriniz:
26- Yakınlara hakkını ver. Fakirlere, yolda kalmışa da ver, saçıp savurma.
Saçıp savurmak, kişinin gücüyle orantılıdır. Ben israf yapmıyorum demeyiniz. Herkes kendi imkanları oranında iktisadlı davransın ve saçıp savuranları da uyarsın.
27- Çünkü saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleri oldular. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür."
28- Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti isteyerek (elin dar olduğu için yardım edememek sebebiyle) onlardan yüz çevirirsen onlara yumuşak söz söyle.
29- Elini boynuna bağlanmış kılma (cimri olma), büsbütün de yayma (israf etme), yoksa kınanmış ve pişman vaziyette oturakalırsın.
30- Şüphesiz Rabbin, rızkı dilediğine genişletir, dilediğine daraltır. Çünkü O, kullarından haberdardır, görendir."
İslâm a göre bir damla kanı dünyalara bedel olan bir insan, ister Yahudi, ister Hıristiyan, ister Budist, ister ateist olsun hangi mantıkla haksız yere öldürülebilir
Firavunun mantığıyla öldürebilir. Firavun Beni İsrail in erkek çocuklarını öldürüyordu. Kıptilere karşı beni İsrail güçlenmesin diye öldürüyordu.
Mekkeli müşrikler soframıza ortak olmasın diye öldürüyorlardı.
Günümüzde Filistin de, Bosna da, Kosova da, Keşmir de, Çeçenistan da, Eritre de, Müslüman nüfusu azaltmak için Firavun mantığıyla öldürüyorlar. Mekke müşrikinin hedefi olan ekonomik dengeyi sağlıyorlar.
31- Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz. Onları da sizi de Biz rızklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük günahtır."
Kur an "zinaya yaklaşmayın" diyor. "Zina yapmayın" demiyor. Yani bizi zinaya götürecek her türlü eğitimden, haram gıdadan, kötü mekandan, kötü arkadaştan, kötü sözden, kötü davranıştan uzak duralım ve rejimin kurbanlarını kurtarmak için önce yanan bir yürekle yaklaşıp çareler arayalım.
32- Zinaya yaklaşmayınız. Çünkü o bir fuhuştur ve kötü bir yoldur.
Rabbimiz, Maide süresinin 32 nci ayetinde "Haksız yere bir adamı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir" buyurur. Sevgili Peygamberimiz de "Müslüman bir insanın öldürülmesinden, insansız bir dünyanın yok olması Allah katında daha ehvendir" buyurmuş. (Tirmizi, Diyat 5, İbni Mace, Diyat, 1) Bu imanla büyüyen İmamı Gazali nin hocası, İmam-ül Harameyn-el Cüveyni (H.419-478) "Bir damla kanla bir dünya tartılsa kan ağır gelir" der. (el-Ğıyasi s:256) Aynı ma nayı İmam Gazali de el-Müstasfa 1/314 de tekrarlamış. Aynı kültürden sulanan Mehmet Akif Merhum da:
"Bütün dünya için bir damla kan çoktur" diyorlar, sen,
Şu ma sum ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden" deyivermiş.
33- Haksız yere Allah ın haram kıldığı canı öldürmeyin. Kim haksız yere öldürürse, onun velisine yetki vermişizdir. O da öldürmede aşırı gitmesin (kan davası haline getirip, katilin yakınlarını öldürmeye kalkmasın). Çünkü o, (veli Şeriat tarafından) yardım edilmiştir.
34- Yetim, ergenlik çağına gelinceye kadar, yetimin malına en iyi şekilde yaklaşın. Sözü yerine getirin. Çünkü sözde sorumluluk vardır.
Gözümüzü uzağa veya yakına bakarken farkına varmadan ayar yaparız. Bu yaptığımız ayarın hızına hiçbir bilgisayar ulaşmamıştır ve ulaşmayacaktır.
Kulağımız duyduğumuz sesin sahibi insan mı, arabamı, koyun mu olduğunu, yönünü ve uzaklığını bilir. Bu da bize doğuştan verilen ölçülerdir.
Ağzımızdan çıkan sesleri ölçülü çıkardığımızda anlamlı kelimeler çıkar.
Rastgele kalemle karalarken belli bir ölçüyle çizmeye başlarsak belli bir şekil ortaya çıkar.
Seslerin ölçülü çıkışından müzik meydana gelir.
Dünya çocukları birbirinin dilinden anlarken bizim ölçüsüz davranışlarımızla onların masumiyetini giderip kendi kalıbımıza döktüğümüzden onları da anlaşamaz hale getiriyoruz.
Bir yaşındaki bir milyar çocuk anlaşabilir ama 70 yaşına gelmiş iki siyasi anlaşamıyor.
Bu da Rabbimizin fıtratımıza koyduğu ölçüyü çevreden algıladığımız ölçüsüz ölçülerle fıtratımızı bozup her kalıba uygun bir ölçü benimseyip herkesi kendi ölçümüze zorlamadan kaynaklanır.
Bazı insanlar bir kiloluk tartı demirlerinin içini oydurarak sattığını eksik verirlermiş. Zaman zaman belediye, tartı aletlerini kontrol ediyor.
Nereye gitsen kilo, bin gram. Herkes kendine göre ayarlarsa düzen bozulur. Onun için Rabbimiz "Doğru teraziyle tartın" diyor.
Komünizm "benim ölçülerim doğru" dedi milyarlarca insanın sefaletine sebep oldu.
Kapitalizm "Benim ölçülerim doğru" dedi milyarlarca insanın sefahatine sebep oldu. Uyuşturucu bağımlıları, fuhuş tacirleri, adam öldürme çeteleri üretti ve demokrasi adına ülkeleri mafya ile medya yönetmeye başladı.
Rabbimiz, Sevgili Peygamberimize ve O nun şahsında bize: "Sana ilim geldikten sonra eğer onların hevalarına (şahsi ölçülerine) uyarsan sen de zalim olursun" buyuruyor. (Bakara 120)
Dünyanın en dürüst adamını yanlış terazinin başına oturtsanız o da eksik tartar.
Adalet terazisi yanlış olunca tartan kişinin doğruluğu bir şey değiştirmez.
Onun için Rabbimiz hem ölçenin tam ölçmesini, hem de terazinin doğrusunu almamızı emrediyor.
O ilahi terazi olan Kur an ise bizim konuşmamızı, yürüyüşümüzü, bakışımızı, kaş göz hareketlerimizi, komşuluk ilişkilerimizi, yöneten ve yönetilen ilişkilerini en güzel şekilde ayarlamaktadır.
35- Ölçtüğünüz zaman, tam ölçün ve doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı ve sonuç itibariyle daha güzeldir."