Dünya zaten gergindi,
Ekimden bu yana İsrail’in yaptığı soykırım, bardağı kaç kez taşırdı.
Lakin Heniyye’nin şehit edilmesi ile,
Bardak da kalmadı ortada, su da.
Üstelik konuk olarak bulunduğu İran’ın onu koruyamaması,
Müslümanlar arasında zaten olmayan birliği bir kez daha bin parçaya böldü.
İran, Müslümanlara hedef gösterildi, itibarı yerle yeksan edildi.
Zaten ayrı düşmüşlüğün derin yorgunluğu yaşanırken bir fitne daha yayıldı.
Bir taşla bu ne çok yara almadır.
Heniyye’nin yaşamı zorluklarla başladı.
Adeta babası İbrahim peygamberin Allah’a adadığı evladı İsmail gibi teslimiyetle yaşadı İsmail Heniyye.
Ailesi, 1948 Arap-İsrail Savaşı’nda mülteci durumuna düştü.
Doğduğu yer mülteci kampı idi.
Yurdu işgal altında idi,
O hep mülteci kaldı.
Mülteci kamplarındaki okullarda okudu.
Hayat ona doğar doğmaz cihat dersini vermeye başlamıştı.
Üniversiteyi bitirdiğinde katliamla, çatışmayla, saldırılarla, haksızlıklarla kuşatma altındaydı.
Siyonistler için daima sakıncalıydı, sayısız kez tutuklandı.
HAMAS kurulduğunda İsrail’in evinde şehit ettiği Şeyh Yasin’in özel kalem müdürü idi.
Şehitlerin adım adım izlerinden gitti zaten.
HAMAS’ın Gazze önderi olan Abdülaziz Rantisi şehit edildiğinde, bayrağı ondan aldı.
2006’da yapılan seçimlerden sonra başbakan oldu.
Evine, konvoyuna sayısız saldırılar oldu.
Başbakanlık görevinden alındı.
HAMAS’ın Siyasi Büro Başkanlığı’na seçildi.
Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın kara sevdalısı idi;
“Canımız, kanımız, ailemiz ve sahip olduğumuz her şey Kudüs ve Mescid-i Aksa için feda olsun!” dedi.
İsrail onu, çok genç eşleri var yalanı ile karalamak istedi.
Türkiye’de de gündem oldu bu yalan.
Oysa daima tek eşi vardı.
Evlatları, torunları, akrabaları şehit oldu.
Çocukları daha birkaç ay önce katledildiğinde, vakarını yitirmeden; “Çocuklarımın kanı, Gazzeli çocuklardan daha kıymetli değildir, aile üyelerimin şehâdetleri, benim için Allah’ın bana bahşettiği bir onurdur. Şükürler olsun” dedi.
Oğlu da, babasının cümleleri ile uğurladı kendisini.
Son konuşmanda, “Şehâdete hazırım” demiştin!
Yaşamınla, duruşunla, konuşmalarınla, tevazunla hazırdın gerçekten.
Şehadet sana çok yakıştı,
İnsanların başıboşluğuna, maddeperestliğine, dünya severliğine inat bir nehir olup cennete akarken,
Allah’ı yar bilip, ismin gibi İsmail olup adanmışlığınla,
İnananları derinden etkiledin.
Ey kutlu şehit, Rahman seni cennetinde ağırlasın inşallah.