İsmailem, Hak yoluna canımı kurban vermişem

Abone Ol

İsmail Peygamber niçin Hak yoluna kendini kurban etmeye karar vermiştir. Çünkü Bezmi elestte, yani Ruhlar yaratıldıktan sonra insan olma haysiyetiyle hepimizin Allah a verdiğimiz söz bu manayı taşıyordu.

"Evet Yarabbi, Sen bizim Rabbimizsin, Senin uğruna dünya hayatında canımızı feda etmeyi de içine alan her türlü fedakarlığa razıyız. Bizi imtihan et, Senin katında daha yüksek mertebelere erişelim, daha fazla cemâliyin tecellisine nâil olalım demiştik. Beraber ahde bağlanmıştık.

İsmail Peygamberin minâda kurban olmaya razı olmasının sırrı budur.

Demek ki Cenab-ı Hak bizleri seviyor, demek ki Cenab-ı Hak, bizlerden, tıpkı İsmâil Peygamber gibi, canlarımızı fedâ edecek derecede Kendisini sevmemizi istiyor.

Akabe Biatında Sahabei Kiram ın, malları ve canları karşılığında Peygamber Efendimizi korumak için , Cenab-ı Zülcelal ile cennet mukabilinde, kesin alışverişe girişmelerindeki hikmetin de temelinde böyle bir fedâkarlık vadi yatıyor.

Hazreti Ömer Efendimiz, Peygamber Efendimiz e, "Yâ Rasulallah ben Seni anamdan babamdan sonra seviyorum" deyince, Efendimiz, Yâ Ömer sen beni anandan babandan daha fazla sevmedikçe, sevginin kemâline erişemezsin, şeklinde cevap veriyor. Bunun üzerinde, Hazreti Ömer Efendimiz Ya Resulallah, işte şimdi ben seni anamdan babamdan daha fazla sevmeye başladım, diyor.

Bilindiği gibi Sahabei Kiramın hepsi; her fırsatta:

"Anam babam Sana fedâ olsun diyerek sevgilerinin en üstün derecede olduğunu" te yid etmişlerdir.

Evet sevginin odağında Allah ve Peygamber muhabbeti vardır.

Başka hiçbir sevginin, bu sevginin üstüne çıkarılmasına, araya başka ilişkilerin girmesine, zaten Tevhid akidesi müsaade etmez.

İbrahim Peygamberi, Nemrut ateşe attığı zaman, Cenab-ı Hak Cebrail aleyhisselamı, İbrahim Peygamber e gönderdi, bir isteğin var mı diye soran Cebrail e, İbrahim Aleyhisselam şu cevabı verdi:

Seni bana gönderen benim ne halde olduğumu biliyor, benim senden bir isteğim yok, diyerek, Cebrâil in dahi araya girmesine razı olmadı.

Razı olmadı çünkü Allah sevgisi o derecede üstün idi ki, canını, varlığını bile Allah a fedâ etmek iştiyakı içinde bulunuyordu.

Şehidlik niçin en yüksek mertebelerden biridir Çünkü şehid, bir an önce Allah a vasıl olmak, cennet ve cemâle erişmek için sabırsızlık içindedir de onun için.

Ama Cenab-ı Hak, "Rahmeten lil alemindir. Rahmeti gadabına galiptir. Bizim gibi naçiz kullarını, önce imtihan için çetin fedakarlıklarda bulunmamızı istiyor. Sonra rahmeti galebe çalarak, beklenmedik zamanda, tıpkı İsmail Peygamber in yerine kurban etmesi için koç indirdiği gibi, kolaylıklar halkediyor.

Meselâ önce oruç tutun diyor, sonra rahmet deryası cuşu hurûşa geliyor. Bizler için açlığın etkisini en aza indiriyor.

Bir Allah dostu bu hali beyan ederek Cenab-ı Hakk a:

Sakın beni kızdırma, sonra senin ne derece merhamet sâhibi olduğunu âleme faş ederim, Sana kimse ibâdet etmez haa diyebiliyor.

Bütün bunlarla Mevlâmız bize hangi mesajı veriyor "Ben mü minleri çok seviyorum, siz de Beni mecnunlar gibi seviniz, Ben âlemleri bunun için yarattım, icabında kurban olmaya hazır olun, insanlık şeref ve haysiyeti ve kâmil insan olmanın şiârı böyle meydana çıkar diyor."

Bu eşsiz sevginin formülü ise "LAİLEAHE İLLALLAH-MUHAMMEDÜRRESULULLAH" kelime-i tevhididir.

Bir gün önce, Konyada "Şebi Aruz" merasimi teş id edildi. Bu merâsimin mânâsı, bilindiği gibi düğün gecesi demektir. Hazreti Mevlânâ, Dünyasını terkederek, dârı bekâyâ irtihal ânını, Cenab-ı Hakk a vasıl olma anı olarak kabul etmiş, Cennet ve Cemâle nâil olma şeklinde değerlendirmiştir. Bizleri de bu yolda kemale erişmemiz için teşvik etmiş, uyarmıştır.

Bizler ise ancak Üstad Necip Fazıl gibi, "Bir kırıntı yeter kereminizden, diyerek, bu tecellilerin özlemiyle kendimizi teselli ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, hepinizin Kurban bayramınızı ve "Şebi Aruz" gecenizi tebrik ediyor, dualarınızı niyaz ediyorum.