İsmail amcanın hayali

Abone Ol

İsmail amcanın en büyük hayali emekli olup, uzun

yıllardır gidemediği memleketine gidip akraba ziyareti yapmaktı. İlerlemiş

yaşını göz önünde bulundurup, onun bu hayalini küçümseyebilirsiniz. Fakat kıt

kanaat geçinebilen bir insan için evinden çıkmak dahi müşkül hale gelebilir.

İsmail amca, bazen derin düşüncelere dalıyor sonra birden

irkiliyor ve vakti zamanında neden sigortasız çalıştım diye pişmanlığını dile

getiriyordu. Soranlara büyük oğlum ödüyor altı ayım kaldı artık emekli olup,

memleketime gidebilirim, annemin mezarını ziyaret edip dua edebilirim diyor

küçük bir çocuk gibi seviniyordu.

Sabahları çantasında değerli bir hazine gibi sakladığı

kâğıt mendilleri, çikletleri ve oyuncakları alıp yollara düşüyor, kendisine

verilen küçük bir alanda, akşama kadar çalışıyordu. Bazen işleri iyi gidiyor,

markete uğrayıp evine bir şeyler alabiliyordu. Böyle zamanlarda hanımının da

yüzü gülüyordu. Fakat hiç siftah yapmadığı günler de oluyordu.

İstanbul a geldiğinde genç bir delikanlıydı. O günden bu

yana memleketine sadece iki kere gidebilmişti. Yaşı ilerledikçe doğup büyüdüğü

topraklar gözünde tüter olmuştu. Bazen oturup ağlıyor, çocuklarına oğlum bari

ölürsem cenazemi götürün, annemin yanına gömün diyordu.

İstanbul a ilk geldiğinde büyük hayaller kurmuştu. Ama o hayallerinin

pek azını gerçekleştirebilmişti. O günler çok sıkıntılı geçmişti. Şehre uyum

sağlayıp burada tutunmak kolay olmamıştı. Hamallık, tezgâhtarlık, çıraklık

yapmış, çocuklarını kimseye muhtaç etmeden büyütmüştü. Üç çocuğunu da

evlendirmişti fakat onların da durumu pek iyi değildi. O yüzden babalarına pek

yardımcı olamıyorlardı. Şimdi eski bir apartmanın bodrum katında kıt kanaat

geçinmeye çalışıyordu. Dediğim gibi tek hayali emekli olup memlekete gidip

akraba ziyareti yapabilmekti.

Zaman su gibi akıp gidiyordu. Nihayet beklenen gün gelmiş

ve İsmail amca uzun süredir hayalini kurduğu emekli maaşını almıştı. İlk gün

çok heyecanlanmış ve mahallenin çocukları için bir paket şeker alıp dağıtmıştı.

Ayaklarındaki ağrıyı, tansiyon ve şeker sorununu hepsini unutmuştu. Eşine

yaklaşmış ve borçları çıkar hemen ödeyelim demiş, markete olan borçları,

faturaları, iki aylık kira borcunu ödemişti. Fakat aldığı maaştan geriye sadece

yüz lira para kalmıştı.

Akşam evine döndüğünde eşine ne diyeceğini bilemiyordu.

Fakat eşi onu hemen çözmüş ve biraz moralini düzeltmek için bey ne oldu bizim

hayaller hani köy gidecektik diye takılmıştı. İsmail amca tebessümle eşinin

yüzüne bakmış ve hanım köye gitme şansımız yok ama akbili doldurdum gel

Sultanahmet ve Eyüp Camii ni ziyaret edelim diyebilmişti. Eşi başını önüne

eğmiş ne yapalım buna da şükür demiş ve elindeki ile yetinmeye karar

vermişti.