Ahlakta itidal, cimrilik ile israfın tavassutu olan cömertlik gibi.”
Kur’an Yolu/Türkçe Meal ve Tefsir’den:
“Adalet, kelime-i şehadeti benimsemek, insanın içinin, dışının bir olması, insaflı olmak, şirkten kaçınmak, tevhit...”
Ragıb el İsfahani: “Adalet, iyiliğe karşı iyilik, kötülüğe karşı kötülük olmak üzere, yapılana denk bir şekilde karşılık vermektir.”
Sözlükte adalet; “doğru hareket etmek, hakka ve hakikate göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak” anlamlarında bir isim olup, ahlâkî ve hukukî bir terim. Bir erdem ve hukuk ilkesi.
Kur’an ve hadislerde, “düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hüküm verme, doğru yolu izleme, takvaya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık” anlamlarında kullanılmıştır. Kıst da adaletle eş anlamlıdır.
Taberi bu ayetteki adaleti “kelime-i tevhid” anlamını tercih etmiş (Nahl/90).
Kur’an-ı Kerim’in Türkçe Meali Âlisi ve Tefsiri’nden (Ö.N. Bilmen):
“İfrat ve tefrit arasındaki tevassuta riayet sayesinde husule gelen en büyük fazileti ahlakiyedir. Allah’ı inkâr bir ifrat, şerik ve nazir isnadı da tefrittir. O’nun şerik ve nazirden münezzeh olduğunu tasdik ile tevhidi ilahide bulunmak ise bir adalettir. Nasın haklarına dini hükümlerle riayet de bir adalettir.”
“Her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının’ tebliğinde bulunan peygamber gönderdik...” (Nahl/36)
Mabudiyet/hâkimiyet/malikiyet/rububiyet hak ve yetkisi münhasıran Allah Teala’nındır. Kabulü tevhit ve adalettir. Mabudiyet/kulları üzerinde hükmetmek/emir ve yasak koymak hak ve yetkisi ancak ve sadece Allah Teala’ya mahsustur. (Lâ Mabude/itaate illallah) Bu tevhit, aksi de şirktir.
Bir gün Resulullah (S.A.V.) Muaz Bin Cebel’e (R.A.), “Ya Muaz! Allah’ın kulları üzerinde hakkı olduğu gibi kulların da Allah Teala üzerinde hakkı vardır. Kulların Allah’a ortak koşmaksızın kullukta bulunmaları Allah’ın kulları üzerindeki hakkıdır. Bu haldeki kullarına azap etmeyeceği/cennetine koyacağı da kulların hakkıdır” buyurmuştur. Ne yazık ki, tevhidin bu anlamı “ümera ve ûlema”nın çoğunluğu tarafından gizlenmeye, görmezden gelmeye, Müslümanların tevhidin gerçeğinin öğrenilmemesine büyük çaba gösterilegelmiştir.
Zerreden kürreye, galaksilere hükümran olan, Güneşin, her şeyin tespihte/itaatte olduğu âlemlerin Rabbi ahirette kâinatı kabzasında tutacak olan sınırsız kudret sahibine, zerre mesabesindeki yeryüzünde hükümranlık haklarına itiraz ne büyük cürettir, isyandır. (Yasin/83, Mülk/1)
Allah-u Teala’nın egemenlik hakkını, sadece İslam düşmanları değil, İslam dünyasındaki ulema ve ümeranın çoğunluğu görmezden gelmekte, bilinmesinden de korkmaktadırlar.
“İslamsız adalet ve barış olmaz. Şeriatın tamamı adalet, rahmet, maslahat ve hikmettir.” (İbnül Kayyim)
Tüm güzellikler İslam’dadır. Yararlı şeyler emir ve tavsiye edilmiş, zararlı şeyler de yasaklanmıştır. O (C.C.) sonsuz/sınırsız ilim ve hikmet sahibidir. “Yaratan bilmez mi?”
“Dinimizin temeli sevgi” (S.A.V). Kur’an hükümleri ruhtur, candır, şifadır.