İmdi yazılarımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. İslam
dininin genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir.
1- İslam da ruhbanlık yoktur. İslam dini tekeline alan ve
insanlar üzerinde hakimiyet kuran din adamları sınıfının varlığını tanımaz.
Nitekim Kur an-ı Kerim de Yahudiler ve Hristiyanlar bu bakımından
eleştirilmişler, rahipler ve hahamlar Allah tan başka rabler edinmekle
suçlanmışlardır.
2- İslam da akılla anlaşılmayan gizemli doğmalar yoktur.
İslam ın bütün öğretilerinin akılla anlaşması gerekir. Önce öğren sonra inan
ilkesi geçerlidir.
3- İslam dini bütün insanları doğuştan hür ve günahsız
kabul eder. Hiç kimse bir diğerinin günahından sorumlu tutulamaz. Günahlar ve
sevablar insanların ergenlik yaşından itibaren hür seçimleri ile yaptıkları
davranışlara bağlıdır.
4- İslam da peygamberler de dahil hiçbir beşer olağanüstü
ilahi nitelikler taşımaz. Bundan dolayı İslam a göre hiçbir beşeri varlık
mutlak mükemmel olamaz.
5- İslam ın inanç ilkeleri ve ibadet esasları bu dinin
kutsal kitabı Kur an-ı Kerim de belirtilmiştir.
6- İslam diğer dinlerin peygamberlerini ve kutsal kitaplarını
tasdik eder. Peygamberler arasında ayrım yapmaz.
7- İslam da seçilmiş ve üstünlük anlayışı yoktur. İnanan
herkes İslam da eşit haklara ve statüye sahiptir.
8- İslam da mutlak otoriteye sahip herhangi bir kurum ya
da kişi yoktur.
9- İslam da günah itirafı yoktur.
10- İslam da putperestliğe yol açacak işlemler de
yasaklanmıştır.
11- İslam da mükellefiyetler azdır. Madde mana, dünya
ahiret dengeleri açısından en ölçülü ve kolayca yaşanabilir din olan İslamiyet
çeşitli emir ve yasaklardaki kolaylığı onun en belirgin özelliklerinden
sayılır. İnsanlık büyük bir karamsarlık içinde bunalımı yaşamakta, güçlü olanla
mazlum olan da aynı acı içinde kıvranmaktadır.
Niye böyle
Hak ve hakikat bilinmediği için insan huzura kavuşamıyor,
kelime ve kavramlarla oynadığından saadete ulaşması mümkün olamıyor.
Allah yoksa haşa- her şey mübah.
Peki, insanlık tarihinin büyük insanları temel için
Tanrı dan başka neyi koyabiliyorlar Kayıplar ortada! Allah ın yanında yer
almadıktan sonra insanlık yok olmaya mahkumdur. Bizim varsa yoksa din dememiz
boşuna mı zannediyorsunuz. İnsan kendine düşeni yapmadıktan sonra dünyanın
gidişatında değişiklik olmayacaktır.
Din yeni dünyaların kapılarını aralayacaktır.
Aklı olmayanın dini de yoktur. Dünyaya hakim olanlar
akılı devre dışı bırakmak için ellerinden geleni yapıyor, açlık, bulaşıcı
hastalıklar, gelir dağılımdaki haksızlıklar, katliam ve terörle kitleler yok
edilmeye çalışılıyor.
Sadra şifa yok mu
Vahdet anlayışı ile bu mümkün.!
Birlik dairesinin içinde kendisi için istediğini diğer
insanlar içinde isteyen modelle bu zulme dur diyebiliriz.Utanmadıktan sonra
dilediğini yap ilkesiyle vicdanları sızlatan acılara son verebilir insanları
Allahın nuru ile buluşturabiliriz.
Türkiye çıkmaz sokaklarda dolaşmaktansa özünde anlamını bulduğu
kuşatacı hakikatle tekrar buluşarak genç nüfusunun oluşturduğu heyacan aşkı ile
dünya insanlığının saadetine vesile olabilecektir.
Hülasa;
Bihamdillah ki binamu nişanız adımız yoktur
Dili viranemizden özge bir abadımız yoktur
Ezelden mazharı aşkız bizim icadımız yoktur
Elemler cümle bizdendir ana isnadımız yoktur
Bela dildendir ol dildar elinden dadımız yoktur
Gönüldendir şikayet kimseden feryadımız yoktur.