Gökyüzüne bakınız, bir âhenk, bir huzur hissedersiniz. İnsanlardan uzaklaşarak, kırlara, ırmak boylarına, deniz kenarlarına gidiniz; dağlara, ovalara bakınız; bir âhenk, bir temizlik, bir güzellik görürsünüz. Her yanınızı huzur kaplar. Çünkü bütün o mekanlarda İslâm hâkimdir. Zerreden şemse kadar bütün mevcudat Müslümandır. Allah’a teslim olmuştur. Onun için her yerde güzellik vardır, huzur vardır. Bakınız, Haşr Sûresinin, Saf Sûresinin, Cum’a Sûresinin daha ilk âyet-i kerimesinde ve daha birçok âyet-i kerimede Rabbimiz meâlen ne buyuruyor:
“Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ı tesbih etmektedir.”
İnsana huzur veren ve âdeta yüzüne gülen bütün o mevcudat Müslümandır, yani Allah’a teslim olmuştur ve Müslüman olduğunu kendine mahsul dille haykırmaktadır.
Hac ve umre için Kâbe-i Muazzama’yı ziyaret edenlere, tavaf ve sa’y edenlere bakınız: onlarda muazzam bir huzur havası hâkimdir. Onlar kefene bürünmüşçesine ihram giymişlerdir. O beyaz kıyafetler içerisinde tıpkı bütün mevcudat gibi tesbih edip dönmektedirler. Bir başkasına eziyet vermeleri yasaktır. Hatta kendi vücutlarından bir kıl koparmaları dahi yasaktır. Ağacın bir yaprağını koparmaları yasaktır. Bir karıncayı incitmeleri yasaktır. Çünkü orada İslâmiyet hâkimdir. İslâmiyet’in hâkim olduğu o mekanda ve o beldede huzur vardır. İslâmiyet işte bu şekilde huzurun, emniyetin teminatıdır. İslâmiyet her yönüyle sade güzelliktir.
İşte yüz yirmi dört bin Peygamber insanlığa bu güzelliği anlatmış, insanlığı bu şekilde huzura, emniyete, güzelliğe dâvet etmiştir. Tarih boyunca, İslâm’ın hâkim olduğu her devrede insanlar, emniyet ve huzur içerisinde yaşamış, bu dünyada da mesut olmuşlardır.
Bugün Amerika’da insanlar birbirini gırtlaklamıyorsa –vahşet sahneleri had safhada, o başka. Bizim kastettiğimiz insanlığın bütünüyle zıvanadan çıkmamış olmasıdır- bu İslâmiyet sayesindedir. Zira, Hz. İsa Aleyhisselam İslâmiyeti tebliğ etmişti. Onun getirdiği din daha sonra insanlar tarafından bozuldu. Ancak İslâmiyet’in kokucuğu kaldı. İşte İslâm’ın o azıcık kokusudur ki bugün o ülkede insanları yaşatmaktadır.
Bugün Afrika’nın en ilkel kabileleri birbirini yemeden, vahşet sergilemeden yaşıyorlarsa bu İslâmiyet sayesindedir. Mutlaka oralara da bir Peygamber gitmiş, ya da tebliği insanlar arasında yayılmıştır. Orada İslâmiyet’in çok az bulaşığı kalmış olsa da o bile insanların insanca yaşamalarına yetmiştir.
Bugün mevcut bütün devletlerin sınırları içerisinde yaşayan insanlar, gerçekte İslâm’a müteşekkir olmalıdır. Zira, o cemiyetlerde bir nebze emniyet ve huzur varsa bu, İslâmiyet’in; can, mal ve namus emniyeti, iffet, haya, edep, doğruluk, dürüstlük, yardımseverlik, fakirlere ve düşkünlere el uzatmak, öksüzü, yetimi ve dulu korumak gibi esasları vaz’etmesi; hırsızlığı, adam öldürmeyi, insanlara zulmetmeyi, içkiyi, kumarı, zinayı ve daha yığınla insanlığı öldürücü davranışları yasaklaması sayesindedir. Bu emir ve yasakların çok az izi ve tozu da kalmış olsa bu sayede bugün insanlık bütünüyle birbirini gırtlaklamadan yaşamaktadır.
Bugün artık insanlara tiksinti veren vahşet tabloları, cinayetler, tecâvüzler, hırsızlıklar, uğursuzluklar, soygunlar, talanlar, güçsüzleri ezmeler, hep İslâmiyet’ten uzaklaşmanın neticesidir.
İslâmiyet’in bütün bütün kaybolması durumunda insanlar canavarlaşır. Bugün dünyadaki zındıka komitesi, insanları canavarlaştırmaya çalışıyor. Bunun için de İslâmiyet’i kendi aklınca yok etmeye uğraşıyor. Yaklaşık yüz yıldır İslâmî terbiyeyi, İslâm’ın tesis ettiği bütün güzellikleri yok etmeye uğraşıyor. İşte onların sebebiyet verdiği tablo gözler önünde. Ama onlar buna da razı değil. Dünyayı bütünüyle yaşanmaz hale getirmek için İslâm’ın bütün izini silmeye uğraşıyorlar. Pislik herifler… Allah’ın izniyle onların o pis maskesini indireceğiz…