İslâm?ın İzzetini Korumak

Abone Ol

MİLLİ GAZETE, 4 sayfasını cömertçe Ramazan ayına ayırdı.

Diğer sayfalarında da Ramazan ve oruç ile ilgili haberlere rastlanıyor.

Türkiye nin yetiştirdiği seçkin ilim adamı ve hocaefendiler Ramazan sayfalarına

konuk oluyor. Bir hazine değerindeki bu mübarek ayın maksadına uygun ihya

edilmesi için bilgileriyle okuyucuya rehberlik ediyorlar.

8 Haziran tarihli Millî Gazete nin konuğu, Üsküdar

Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan idi. Nedim Odabaş a Ramazan ve

sorumluluklarımız konulu bir mülâkat verdi. Sayın Tarhan, günümüzde İslâm ın

izzetinin korunamadığını vurgulayarak şunları söyledi:

-İslâm ın izzeti, dindarlığın eminlik, güvenilirlik

vasfı zarar gördü. Dindar diye bilinen insanlar yalanı rahat söyleyebiliyor.

Meselâ, belediyede muhasebecilik yaparken, görev yerinden ayrılabiliyor dindar

insan. Bir şirket kuruyor, 3 milyon TL lik yat alıyor. Belediyede memurken

şirket kurup bunu yapıyor. Sen, bu parayı normal yollardan kazanmıyorsun. Bunun

örnekleri çok arttı Türkiye de. Dindarlık demek ki, rüşvet ve hileyle bir arada

bulunabiliyormuş, imajı oluştu.

Dünyevîleşme, Müslümanların İslâmî samimiyetini

aşındırdı. Helâl-haram hudutlarına dikkat eden bir toplumun hassasiyetleri

kaybolmaya başladı. Büyüklerimiz daha küçükken öğretirlerdi bu hassasiyeti:

Evlâdım! Yalan deme, haram yeme!

Ben Allah a iman ettim, diyen bir Müslüman, Ben Allah ın

indirdiklerinin çözüm ve kurtuluş yolu olduğunu iman ettim demiş olur. İman ve

amel ayrılmazlığının şuuruna varır. Meşhur sözdür: İnandığınız gibi

yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız. Bu anlayış, ölçüleri alt

üst ediyor, iman ve hayat tarzı arasında ikilem oluşturuyor.

Tutarlı bir Müslüman, inancının gereğini yaşamaya

çalışır. 

İDEAL ÖRNEK ALLAH RESULÜ

İslâm ın izzetini temsil edebilmek; Allah ın

indirdiklerini ölçü almak ve Resul ün (s.a.v) gösterdiği şekilde İslâm ı

yaşamakla olur. Çünkü O nun (s.a.v) uygulamaları ideal örnektir.

Mekke müşrikleri 10 seneliğine imzaladıkları Hudeybiye

Anlaşması nı Müslümanların himayesindeki kabilelere saldırarak daha 1 sene

dolmadan tek taraflı olarak bozdular. Bunun üzerine Allah Resulü (s.a.v)

Mekke nin Fethi için hazırlık yaptı. 12 bin kişilik ordusuyla Mekke üzerine

yürüdü. Niyeti kan dökmeden Mekke yi fethetmekti.

Bir akşam vakti Mekke yakınlarına geldi. Mekke ye gece

vakti girmek istemedi. Askere, güçleri yettiğince ateş yakmalarını emretti.

Etrafı gözetlemekle görevli Mekke müşrikleri bu manzarayı arkadaşlarına

anlattılar:

-Yakınımızda öyle büyük bir ordu var ki, onun karşısında

kimse duramaz.

Allah Resulü (s.a.v) ertesi gün 4 koldan Mekke ye girdi.

Bu gelişmeleri okuyan İngiliz Tarihçi John Davemport, Şimdi Mekkeliler

Muhammed in eline düştü. Bakalım, kendilerine 20 sene her türlü kötülüğü reva

görenleri nasıl bir işkenceyle öldürecek diyordu.

Peygamberimiz (s.a.v); Ebû Süfyan ın evine, Kabe ye ve

kendi evine sığınanların emniyette olduğunu ilân etti. Mekke yi fethedince

doğruca Kâbe ye gitti ve orada şükür namazı kıldı. Sonra Mekkelilere döndü.

Hepiniz Allah ın kulusunuz, hepiniz serbestsiniz. İşlerinize gidebilirsiniz

diyerek hepsini affetti.

Bu sonucu okuyan Davemport, Hayır, bu saltanat değildir,

bu hükümdarlık olamaz. Olsa olsa hak bir dinin uygulamasıdır diyerek hayretini

ifade ediyordu. Daha sonra İzz-us Sâcide-Secdedeki İzzet kitabını yazar ve

Müslüman oluşunun gerekçesini şöyle anlatır:

-İşte bu muazzam olayı gördüğüm zaman titremeye

başladım. Peki, bütün bunlardan sonra ne yapacak diye baktığım zaman bir de

gördüm ki, yine Medine ye döndü ve arpa ekmeği yiyerek, hasırın üzerinde

yaşamaya başladı. `Bunların hepsini normal insanlar yapar ama bu zaferi

kazandıktan sonra sade hayatına tekrar dönmek ancak büyük bir peygamberin

ahlâkı olabilir dedim ve koşarak secdeye kapandım. Müslüman oldum. (Davam,

Necmettin Erbakan, MGV Yy. Sh. 49) 

İSLAM I İYİ TEMSİL ETMEK

İşte, İslâm ın izzet ve haysiyetini korumanın ideal

örneği İslâm ı iyi temsil etmenin yolu onun değer ve prensiplerinden taviz

vermemektir.

Müslümanlık adına İslâm dan taviz verenler bu mukaddes

dine en büyük zararı veriyorlar. İslâm ın yapısını değiştirmeye çalışıyorlar.

Yok efendim, Faizli kredi caizdir Diyalog haktır İslâm laiklikle bağdaşır

Faiz dünya gerçeğidir Zina suç kapsamından çıkaranların bir bildiği vardır

Süt bankası bir ihtiyaçtır gibi hezeyanlar hangi gerekçe ile söylenirse

söylensin, İslâmî hassasiyetle bağdaşmaz.

Efendim, böyle söyleyenler ve onları destekçilerin sayısı

çokmuş. Unutmayın ki, hak ve hakikat rakamlarla ölçülmez. Bu anlayış, çoğunluğu

hak sebebi sayan Batılı zihniyetin ürünüdür. Bu yüzden, güçlüyüz, çoğunluk

bizde diyerek zulüm ve sömürünün her çeşidini yapmaktan geri durmuyorlar.

Hiç kimse, makası eline alıp İslâmiyet kumaşını dilediği

gibi kesip biçme hakkına sahip değildir. İslâm, kaynaklarından öğrenilir ve

yaşanır. O, Allah yapısıdır ve baştan başa haktır. Ona müdahale edilemez.

Müslüman, ya hayır konuşmalı, ya da susmalıdır. Elinde

bulundurduğu makam ve mevkilerin hakkını vermeli, eğer emaneti koruyamayacaksa,

onu ehline bırakmalıdır.

Ne yaptımsa Allah rızası için yaptım diyerek İslâm ın

izzetini korumakta titizlik gösteren ve tarihin eline verdiği mührü davası için

kullanan Millî Görüş Lideri Erbakan Hoca yı hayır ve rahmetle anıyorum.